1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. AHMET KAŞİF: KURULTAYDA ADAYIM
AHMET KAŞİF: KURULTAYDA ADAYIM

AHMET KAŞİF: KURULTAYDA ADAYIM

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Kurultayı öncesinde kulisler kızışıyor, parti içindeki gerginlik tırmanıyor. Ve artık adaylar da yavaş yavaş şekilleniyor. Ahmet Kaşif’in adaylığı uzun süredir konuşuluyor. Dün sabah Ahmet Kaşif’le görüştüm…

A+A-


 


Ulusal Birlik Partisi  (UBP) Kurultayı öncesinde kulisler kızışıyor, parti içindeki gerginlik tırmanıyor.
Ve artık adaylar da yavaş yavaş şekilleniyor.
Ahmet Kaşif’in adaylığı uzun süredir konuşuluyor.
Dün sabah Ahmet Kaşif’le görüştüm…
Önce “sır vermedi”…
Ancak, akşam saatlerinde bu kez Yazı İşleri Müdürümüze açıkladı: Adayım!..

ÖNCE “KAFAMI KAŞIYACAK VAKTİM” OLMADI

Sayın Kaşif’i öğle saatlerinde aradık…
 Adaylığını açıklayacağı yönündeki iddiaya, “Şuan da bakanlıktayım, ülkeye yeni geldim, kafamı kaşıyacak vaktim olmadı. Saat 2 ve yemek bile yemedim.

Eğer öyle bir şey olsa bundan sizinde haberiniz olur ama öyle bir şey yok” diyen Kaşif, “Tatil dönüşü adaylığınızın açıklanması bekleniyordu. Adaylığınızı ne zaman açıklayacaksınız” sorusuna ise yanıt vermedi.


“YAZIN, ADAYIM…”

Ve akşam, 18.00 sıralarındaki görüşme:
- Sayın Kaşif, aday mısınız, değil misiniz, sürekli iddialar var.
- Yazınız, adayım. Evet, UBP Kurultayı’nda adayım. Tabii, resmi adaylık başvurusu 48 saat önce yapılıyor. Bu nedenle resmi başvuru olmadan, adaylığım da resmen kesinleşmiş olmuyor. Ama biliyorsunuz, geçmiş kurultayda da aday olmuştum. O dönemde de Ulusal Birlik Partisi’ni yönetme iddiamı ortaya koymuştum. Gönlümüzden geçen bu… Hep partili arkadaşlarımız, hem de delegelerden gelen yoğun talep var. Çok sayıda yurttaşın baskısı var. Bu nedenle adaylığıma karar verdim.

- Partideki milletvekilleri, ileri gelenler, ilçe yöneticileri ya da belediye başkanları ile bir toplantınız oldu mu? Bir ekip olarak mı bu kararı açıkladınız?
- Hayır. Öyle bir toplantı olmadı. Ancak benim kimi bireysel görüşmelerim oldu, sürekli arayanlar, bu yönde arzusunu iletenler oldu, onlarla görüştüm, ancak özel bir toplantı yapmadım.
- Türkiye hükümeti yetkililerinin “siyasi istikrar” yönünde açıklamaları oldu ve size, adaylığınızı geri çekmeniz için telkinde bulunulacağı konuşuluyor.
- Türkiye Cumhuriyeti, bir ülkenin, oradaki bir partinin kurultayına müdahale etmez. Bunu düşünmek bile ayıp olur. Öyle bir telkin olmaz. Böyle bir düşünce de yoktur. Bu açıdan rahatım. Daha geniş açıklamayı önümüzdeki günlerde yapacağım.

 


 

Zaim yandı, kriz devam mı ediyor?

 

Geçtiğimiz hafta Polis Genel Müdürlüğü’ne atanan Ahmet Zaim, tam görevine atanmanın sevincini yaşayacakken, felaketler arasında kalakaldı.

Cuma günü akşamüzeri yapılan tören sonrası Cumartesi müdürlük makamına oturmaya hazırlanan Zaim, ilk önce Güngör’de çıkan yangınla alevler arasına koştu, ardından Alsancak’ta çıkan yangına…

Tam bitti diyeceği an bu kez Pazar günü, Girne dağ yolundaki yangında aldı soluğu. Kan ter içinde, sivil kıyafetleri ile bir aşağı bir yukarı koşturdu. Bağırdı, yardım istedi, sesini duyuramadığı anlarda ıslık attı.

 Yangına müdahalenin yetersiz kaldığı anlarda ise Başbakan ve bakanlarla birlikte gözünü havaya çevirdi. Gelecek olan helikopterleri bekledi.

6 saat süren yangının sönmesiyle birlikte rahat bir nefes aldı.

Dün ise bazı sitelerde Müdürlük bekleyen ancak Zaim’in atanmasıyla birlikte tepki ortaya koyduğu iddia edilen Pervin Gürler ile Erdal Emanet hakkında, istifa edecekleri yönünde iddialar yer aldı.

Böylece Zaim, yangınların ardından, bir süredir polis içinde yaşanan krize tekrardan geri dönüş yaptı.

Zaim yaptığı ilk açıklamada da, polis içerisindeki huzursuzluğa ve mutsuzluğa vurgu yaptı, bunu gidermek için çalışacağını söyledi.

 


 

Uçurgan ve markuttilerdir uçan, helikopter ve KKTC değil

 

“Aval aval ve kılları kıpırdamadan seyretti rejimin sahipleri çaresizliklerinin ve laçkalıklarının “ürünü” cehennemi…

İtfaiye arabalarını kanat takıp çıkaramazlardı çünkü o dağların zirvesine…

Oysa iki tane yangın söndürme helikopterimiz olsaydı;

Bırakın 1000 dönümü;

50 dönüm alan yanıp kül olmadan yarım saat içinde o yangını kontrol altına alabilirlerdi.

Ne oldu ama?

 “Türkiye’den 24 dakikada gelir” dediler;

İstediler ama tam da benim yukarıda belirttiğim gerekçelerle;

Yani Türkiye’nin Akdeniz bölgesinde meydana gelen yangınlar nedeniyle;

Sadece Kahramanmaraş’tan bir helikopter gelebildi.

24 dakikada değil, 44 dakikada değil, 124 dakikada değil;

184 dakikada, yani üç saati aşkın bir süre sonra gelebildi.

 Ardından da hayli geç kalınmış bir zaman diliminde İngiliz Üsler bölgesinden iki helikopter…”

 

ALİ TEKMAN

 


 

Memleket yanıyor

 

“Değirmenlik bölgesi dün alev alev yanarken, Türkiye’den talep edilen helikopter, KKTC’ye üç saatte zor gelebildi!..

Önce Mersin Orman Müdürlüğü’ne, ardından Adana’ya, daha sonra da Kahramanmaraş’a başvuruldu...

Mersin bölgesinde 2 büyük yangın olduğu için, doğal olarak KKTC’ye yardımda bulunulamadı...

Kahramanmaraş’taki helikopter gelinceye kadar ise binlerce ağaç kül oldu...

Üstelik İngiliz üsler bölgesinden gelen helikopter de yangın söndürme çalışmalarına katkı koydu...

Peki bizimkiler ne yaptı?..

Yurt dışında veya plajda olmayanlar olay yerine giderek, güzelim çam ağaçlarının yanmasına tanıklık etti...

Sadece o kadar...

Böylesi bir durum başka bir ülkede yaşanmış olsaydı, hükümet topyekün istifa ederdi...”

 

REŞAT AKAR

 


 

Tedbir ‘SİZSİNİZ’

 

“Yangınlar çıktıktan, onca orman yok olup bittikten sonra “demek ki” anlaşılıyormuş ihtiyaç olduğu.

Önceden kimsenin aklına gelmemiş mi bir yangın söndürme helikopteri almak?

Hoş olsun, güzel olsun Bakanlarımız son model makam araçlarında gezerken hiçbir Allah’ın kulu da dememiş mi hadi “son modeli” geçtim ucuzundan da olsa bir helikopterimiz bulunsun kıyıda köşede.”

 

NUPELDA KARABUĞDAY

 


 

 

“Kutuplara gitmek istiyorum!!! Bu yazı çıkarabilecek miyim acaba?!”

 

Özgül GÜRKUT’un profilinden

 

***

 

“Bütün gazeteler ayni ağız:"Ciğerimiz yandı, acı ders vs vs".Aha buraya yazayım, o helikopter alınmaz, unutulur,gene yangın çıkar, hatırlanır”

 

Ulaş BARIŞ’ın profilinden

 

 

 


 

 

YANGINLAR…

“Yok edilen her ağaç, küresel iklim bozukluğundan daha fazla etkilenmemize, sıcaklardan daha fazla bunalmamıza, rahatsız olmamıza ve zarar görmemize sebep olur. Bu nedenle tek bir bitkinin bile yanıp kül olmaması için, başta hükümet olmak üzere, Meclis’te temsil edilen siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve tüm halkın, yangınların önlenmesine olağan üstü duyarlılık göstermesi gerekir.”

Orhan AYDENİZ (KEMA Vakfı Başkanı)

 


3 BİN AĞAÇ YANDI AMA FELAKET  YOK!

“Yangında yaklaşık bin dönüm içerisindeki 3 bin ağaç yandı. Ancak yangın dağın kuzey kesimine geçmiş olsaydı o zaman felaket yaşanırdı. Yangın verdiği hasar açısından çok ciddi değildi ancak çok riskliydi”

Cemil KARZAOĞLU (Orman Dairesi Yetkilisi)

 


FOTO YORUM

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1383 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler