1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. AH AH RECEP BEY’İN NE KİMYASI VARMIŞ!!!
AH AH RECEP BEY’İN NE KİMYASI VARMIŞ!!!

AH AH RECEP BEY’İN NE KİMYASI VARMIŞ!!!

Neme lazım, karizmatik adam… Ses tonu, diksiyonu iyi, hitabet yeteneği müthiş... Çok iyi şiir okuyor… Etkileyici olduğunu da kabul etmek lazım... Ve yine kabul edelim ki, Recep Bey ile kimyasını tutturamayanların durumu çok da iyi olmuyor

A+A-

 

 

 

Neme lazım, karizmatik adam…

Ses tonu, diksiyonu iyi, hitabet yeteneği müthiş...

Çok iyi şiir okuyor…

Etkileyici olduğunu da kabul etmek lazım...

Ve yine kabul edelim ki, Recep Bey ile kimyasını tutturamayanların durumu çok da iyi olmuyor. Ne kimyası tutmayan gazeteciler, ne iş insanları, ne de büyük sivil toplum örgütleri başa çıkabiliyor bu kimya uyuşmazlığı ile.

Koca paşalar bu kimyanın altında kaldı.

İşte sanırım biraz da bunların etkisiyle, şimdilerde bizim siyasetçiler de kimyalarını uyuşturma çabasında, Başbakan Erdoğan ile.

Önce Egemen Bağış’ın İrsen Küçük’e “Başbakan aranızdaki kimyayı çok önemsiyor” diyerek destek beyan etmesine, Ahmet Kaşif isyan etti.

“Biz de Türkiye’nin paketlerini uygularız, su projesine destek veririz” diyerek, aslında kendisinin de kimyasının gayet uygun olduğunu söyledi.

Şimdi de Eroğlu dahil oldu kimya sınavına.

“Benim kimyam herkesle uyar” diyor, Cumhurbaşkanı ve arkasından konuşup iş çevirenleri bile kucakladığını anlatıyor.

Yani açıkça mesaj gönderiyor, Erdoğan’a.

Ne de olsa uzun yıllar kimyasını bir türlü uyuşturamadığı Denktaş ile son seçimlerde kucaklaşmış, uyuşturmuştu o kimyayı.

Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, defterimi dürmeye de çalışsalar fark etmez diyor, Eroğlu.

Recep Bey’i de zaten çok önceden yaptığı gibi kucaklamaktan çekinmeyeceğini anlatıyor.

Konjektür değişince, bir dönem AK Parti hükümetine ateş püsküren Eroğlu dahil, UBP’liler uzun zamandır kimyalarını zaten uyuşturmuşlar, Erdoğan ile.

Şimdi herkes sıraya girmiş, bunun sağlamasını yapmaya çalışıyor.

Kurultay sürecinin bir başka ibretlik örneği de UBP’nin mali kaynakları.

DGP Genel Başkanı “partiye para çantalarla geliyordu” diyor.

Başbakan Küçük, “kasaları ağzına kadar parayla doldurdum” diyor.

Eroğlu da “devlet katkısı dışında bir gelir varsa açıklansın” diyerek, sıkıştırmaya çalışıyor Küçük’ü. Ama kendi döneminin hesapları da karanlık.

Sadece parti değil, kendi kişisel hesaplarıyla ilgili şaibeleri de temizleyebilmiş değil, Eroğlu.

Bugüne kadar UBP’nin türlü kasaları oldu. Bu kişiler bazen bir seçimde, bazen de daha başka işlerde bu ödeneklerin karşılığını fazlasıyla aldılar.

UBP ne karanlık işlerini de ne de karanlık ilişkilerinin hesabını verdi bu topluma. Bırakın hesap vermeyi, hepsiyle el ele kol kola olmaktan hiç çekinmedi.

CTP Genel Başkanı, Ertuğruloğlu’nun açıklamaları sonrasında, savcılığı göreve davet ediyor ve bu açık itirafların ardından soruşturma başlatmaya çağırıyor.

Sanırım bizde kimyası uyuşmayan en istikrarlı taraf, adalet ve hukuk kavramıyla, bu ülkenin hukuk sistemidir.  

Bu kimya uyuşsaydı, şimdiye kadar gözler önünde yaşanan onca kepazeliği de ihbar kabul eder, bırakın ihbarı, kanıt sayardı hukuk sistemimiz.

Uyuşsaydı bu kimya, ağızlara sakız olan davaları sonuçlanırdı, bu memleketin. Mesela, Lefkoşa Belediyesi, mesela hafif hafif unutturulmaya çalışılan sahte belge davası.

Ne hikmetse, bir gecede insanları evlerinden toplayıp 3’er gün tutukluluk verecek duruma geldi bu ülkenin adalet sistemi ama haftalardır, bir duruşma tarihi dahi veremedi.

Nice kasinolar kralı geçti bu ülkeden, bu partinin kasasından, nice Ergenekoncular, nice karanlık işler, ilişkiler…

Peki ne oldu??

Olan ortada…

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 903 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler