1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. Ağıt’tan oyun havasına: “Hey Onbeşli Onbeşli”
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Yazarın Tüm Yazıları >

Ağıt’tan oyun havasına: “Hey Onbeşli Onbeşli”

A+A-

İster müzisyen olup repertuarında bu türküyü oyun havası-eğlencelik bir şekilde icra et, ister bir dinleyici ve eğlenmeye giden bir kişi olarak bu türküde göbek anlına vursun. “Hey Onbeşli Onbeşli” türküsü aslında kökü Çanakkale Savaşlarına, 1915’e dayanan öylesine acıklı bir ağıt ki; bugün getirildiği şekli göz önünde bulundurulduğunda insanın nutku tutuluyor.

Ağıtların “türkü” formatı geleneği, yanacılarda “anma” şeklinde farklı formatlarda olsa da, Anadolu-Türk geleneği içerisinde “ağıt-türküler” önemli bir yer tutar. Kendi yaşadığımz coğrafyaya-ada’mıza da baktığımızda söz konusu gelenk içerisinde yer alan nice ağıt-türkülerimiz olduğu görülmektedir. Bazıları “destan” olarak isimlendirilseler de aslında bir “ağıt”tır. Dr.Berhiç destanı, “Hanaylar Yaptırdım Döşedemedim” türküsü, “Arap Ali Ağıdı”, ya da yakın geçmişimizde araştırmacı yazarımız-şair Bülent Fevzioğlu’nun yazdığı ağıtları türkü formatında besteleyen duayen halk müziği sanatçımız Turgay Salim’le gerçekleştirdikleri ortak projeler gibi ağıt-türkülerimiz, Kıbrıs Türk Halkbilimi içerisinde önemli yer tutanların başında gelir. Ama hiçbiri de oyun havası şeklinde, hareketli bir ölçüde türküleştirilmemiş. Aksine; özüne ve konusuna, yaşanılan acıya ve duyulan üzüntüye saygı babında, ağır aksak ritmlerle bu gibi ağıtlar, türküye dönüştürülmüş ve ağıt-türkü formatıyla yolculuklarına halk nezdinde devam etmiştir.
“Hey Onbeşli Onbeşli” Anadolu türküsü; Tokat ili merkezli bir ağıt. Bundandır ki türkü içerisinde “Tokat yolları taşlı” sözleri de geçmektedir.
Açıkcası; Prof.Dr.Ulvi Keser hocamızın “Kıbrıs’ta Çanakkale Savaş Esirleri 1916-1923” isimli kitabının ön sözünde bu türkünün esas ve olması gereken hali hakkında bilgi edinmeseydim, belki de herkes gibi ben de hem müzik icra ederken hem dinlerken, oyun havası-eğlencelik haliyle bu yaşamdaki yolculuğumu tamamlamış olacaktım. Ama gerçek öyle değilmiş meğer. Peki nedir gerçeği?

1915 yılının Çanakkale Cephesi, genel bir değerlendirmeyle sanki bir ölüm değirmeniydi. Tükenen bir halkın gençliği-çocukları da mevzu bahisti bu değirmende. Nitekim İngiliz generali Aspinall-Oglander tarafından o günlerde; “Gelibolu’daki kanlı muharebeler, Türk ordusunun çiçeğini bitirmiştir” şeklinde bir tesbit yapılmıştır.
“O kadar ki cephede meydana gelen boşlukları doldurmak için, diğer cephelerden asker getirilemediğinden, en yakın çevreden başlayarak, 15 yaşın üstündeki eli silah tutan bütün gençlerin dahi, gönüllü olup olmadığına bakılmaksızın, Çanakkale’ye sevk edilmeleri alışılmış normal bir hadise haline gelmişti. Çanakkale Savaşı sırasında, İtilaf Devletlerinin Nisan 1915’ten itibaren kara çıkarmasına başlamalarıyla birlikte cephede takviye kuvvetlere ihtiyaç hâsıl olunca Sultan V. Mehmed Reşad 14 Mayıs 1331’de (27 Mayıs 1915) bir irade (emir) yayınlayarak, Askeri Mükellefiyet Kanunu’nda değişiklik yapmak ve lise talebelerini de cepheye çağırmak zorunda kalmıştı.”
Bunun üzerine dönemin Sultan V. Mehmed Reşad’ın iradesinden sonra Harbiye Nezareti de bir tebliğ yayınlayarak, 1314 (1896) doğumluların (yani 19 yaşındakilerin) henüz askerlik hizmetine çağrılmamışları ile 1315 (1897) doğumluların, bedenleri gelişmiş, harbe elverişli ve silah kullanmaya kabiliyetli olanlarından müsait bulunanların da kıtalara teslim olmalarını istemişti.
Genelde 15 ile 19 yaşında olan bu gençlerin cepheye gitmeleri ve şehit olmaları anısına Anadolu’da yakılan meşhur “Hey Onbeşli Onbeşli” adlı türkü’de söz konusu durum çok acı ve dramatik bir dille anlatılmıştır. Burada sözü edilen “15’liler” 1315 yani 1897 yılı, kısacası 1 Haziran 1897-22 Mayıs 1898 tarihleri arasında doğan ve daha 18 yaşını doldurmuş gençlerdi bunlar. Fakat “bombacı” olarak isimlendirilen bir kuşak vardı ki işte onlar “15” yaş civarındaydılar. İşte Tokat’tan giden bu 15 yaş ve üstü öğrencilere yakılan bir Ağıt’tır “Hey Onbeşli Onbeşli”. Ağıt-türkünün sözlerini de verelim ve bundan sonra bu türküyü duyduğumuzda nasıl hissetmemiz gerektiğini bir düşünelim bence...
“Hey onbeşli onbeşli
Tokat yolları taşlı
Onbeşliler gidiyor
Kızların gözü yaşlı
Aslan yârim kız senin adın Hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endazesi onyediye
Gidiyom gidemiyom
Az doldur içemiyom
Sevdiğim pek gönüllü
Koyup da gidemiyom”
(kaynakça: Nesil Yayınları “Mahşerin İrfan Ordusu: Okuldan Çanakkale’ye”, http://www.memleket.com.tr/hey-onbesli-turkusunun-hazin-hikayesi-94494h.htm)

Bu yazı toplam 2141 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar