1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ağır Roman...
Ağır Roman...

Ağır Roman...

Fırtınalı bir gündeyim şimdi, İçim suskun, Sen suskun, Ayrılık var esen akşam rüzgârında, Kavuşmalar var yağan yaz yağmurunda… Sen beklerken kavuşmayı Yâr’e, Çoktan paragraflar birbirine girmiş, Üşümüş kelimeler ayrılık rüzgârında,

A+A-

 

Fırtınalı bir gündeyim şimdi,

İçim suskun,

Sen suskun,

Ayrılık var esen akşam rüzgârında,

Kavuşmalar var yağan yaz yağmurunda…

 

Sen beklerken kavuşmayı Yâr’e,

Çoktan paragraflar birbirine girmiş,

Üşümüş kelimeler ayrılık rüzgârında,

Çok yorulmuş,

Seni düşünürken Yar… 

 

Gıyaben ömrüme yamalanan bir geçmiş,

Sorgulanan bir hayat,

Nasibini alır bugünden,

Geçmişten ve gelecekten…

 

Durup dururken sana yazıyorum son günlerde,

Sanki keşfettiğim yeni bir roman gibi,

Kendimi sende yok oluşum değil,

Kendimi sende var oluşum gibi görüyorum

 

Çok uzun yazılacak,

Ağır bir roman gibiyim,

Çok yorgunum bugünlerde,

Ağır bir roman gibi…

 

Uyanıyorum vakitli, vakitsiz tüm Sen’lerden,

Kaçıyorum sürekli, süreksiz tüm suçlardan,

Saklıyorum güvercinleri ceketimin içinde,

Ola ki sana bir haber göndermek üzere…


Konuştuklarım çoğu kez bilindik şeyler,

Eskilerden ve yenilerden,

Biliyor musun?

Beni en çok her cümlemin devrik olması yoruyor…

 

İmlası bozuk diğer kelimelerim gibi,

Kaç kez sana konuştum bir bilsen,

Kaç kez sana yazdım bir bilsen,

Ama dedim işte, hepsinin de her şeyi yanlış ve bozuk,

Kanıyor ağzım,

Beceremedim üç, beş kelimeyi de ağzıma alıp

Süslü süslü konuşmayı…


Yükü ağır bir vasıta,

Geçiyor gecenin içinden,

Yaşlı ve hasta bir insanın çıkardığı nefes hırıltısıyla,

Uykumun içine ediyor,

Tam da seninle buluşmaya ramak kalmışken…

 

Çarşafının altında hiç söylenmemiş yalnızlığın var biliyorum,

Bekliyorsun ağzına Ben’den bir tat yapışsın,

En babadan şöyle bir acı,

En anadan şöyle bir tatlı,

En belalı yanımız olur bazen,

Ve ben hep kendimi teslim ederim sana,

Faili meçhul cinayete kurban giden biri gibi,

Her nedense önceki aşkın faili hep ben olurum,

İlk önce hep ben ölürüm…

Beni bıraktığın yerde değil,

Beni hiç görmediğin bir yerin kıyısındayım şimdi,

Gülümsüyorum sana,

El sallıyorum “hoş geldin” diyerek…


Yağan yağmurlarla geldin bana,

Esen akşam rüzgârıyla seslendin bana,

Hiç karşı koymadım, vardım sana…

 

Yüzümdeki devrimler senden beter,

Seni sevmek en gizli başkaldırma yöntemi,

Sana yazmak en tehlikeli suç unsuru,

Sende ben varken,

Bende sen gitmiştin…


Ceketimin içinde biriktirdiğim Biz’li hayaller,

Kendimle var olup, seninle yok olan bir açlık,

Ve ne kadar kaçsam senden,

Aslında o kadar yakınsın bana,

Ve ne kadar kaçsam benden,

Aslında o kadar uzaklaşamıyorum senden…

 

Gecikmiş sevda bilirsin manolya çiçeği gibidir,

Dokundukça izler kalır her yerinde,

Her acının üstüne çizgi çekebilir misin?

Hiç gıkını çıkarmadan, çekilebilir misin sevdiklerinin arasından?

Kâinatın en güçlü insanıyım diye düşünürken sen,

Vardığın gönüllerin yabancısı oldun,

Seni bekleyen,

Sana hasret gönül kapısına gelmez oldun,

Hiç kimsenin senin yerini dolduramayacağını,

Hiç kimsenin senin varlığını hissettiremeyeceğini,

Anlayamamış mıydın?


Yaşamak her şeye rağmen direnmek üzerine söylenmiş bir şarkıdır,

Islık çalabilmektir seyrederken zifiri karanlığı,

O meşum karanlıkta bile,

Görebilmektir bıraktığın izleri,

Gülümseyebilmektir sevgiliyi düşleyerek…

 

Gittiğim her yerde izlerin oluyor,
Gözlerin gelince aklıma her şey buruk bir gülümsemeye dönüşüyor.

Vardığım her yer sen oluyorsun
Gittiğim her yer biz olmuyor…

 

Gel gönlümün içine gir,

Başımı yaslayım kucağına,

Hiç uyandırmadan beni,

Hiç ürkütmeden beni,

Okşa hiç karşılıksız okşanmayan saçlarımı…

 

Üzgünüm sana gelmemeliydim bu halimle,

Saçlarımı dağıtmış ayrılık,

Tüm suç şu deli deli esen akşam rüzgârında,

Her şeyi altüst eden ayrılık rüzgârı…

 

Konuştuklarım çoğu kez bilindik şeyler,

Eskilerden ve yenilerden,

Biliyor musun?

Beni en çok her cümlemin devrik olması yoruyor…

 

İmlası bozuk diğer kelimelerim gibi,

Kaç kez sana konuştum bir bilsen,

Kaç kez sana yazdım bir bilsen,

Ama dedim işte, hepsinin de her şeyi yanlış ve bozuk,

Kanıyor ağzım,

Beceremedim üç, beş kelimeyi de ağzıma alıp

Süslü süslü konuşmayı…

 

 



 

 

 

Bu haber toplam 865 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler