1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ADIM ADIM 'KÜLLİYE'
ADIM ADIM KÜLLİYE

ADIM ADIM 'KÜLLİYE'

Eğitim yapılanmamız, bir bütün olarak eğitim sistemimiz, eğitim bilimi açısından çok ciddi bir sorunla karşı karşıyadır. “İlahiyat Koleji” oku, yaydan fırlamıştır ve nereye saplanacağı belli değil… Ancak Kıbrıs Türk Toplumu’nun kal

A+A-

 

           

Eğitim yapılanmamız, bir bütün olarak eğitim sistemimiz, eğitim bilimi açısından çok ciddi bir sorunla karşı karşıyadır. “İlahiyat Koleji” oku, yaydan fırlamıştır ve nereye saplanacağı belli değil… Ancak Kıbrıs Türk Toplumu’nun kalbine doğru ilerlemektedir. Kıbrıs Türk Toplumu’nun karakterini, geleceğini, çağdaş toplumlar arasındaki yerini almak için verilen uğraşları tamamen ortadan kaldıracak ölümcül darbe vurulmak üzeredir. Eğitim sistemimiz “külliye” anlayışına doğru adım adım ilerlemektedir…

 

 

Yasal Mevzuata Aykırı Uygulama

Hukukçu değilim, yasaların içeriklerini, kapsamlarını açıklamak bana düşmez. Ancak bir eğitim bilimci olarak söyleyebilirim ki; yasal mevzuatımızdaki “eğitim” içerikleri yorumlamak, hukuk eğitimi almaya gerek bırakmayacak biçimde açık ve sadedir. İşte yasalarımızın söyledikleri:

 

KKTC Anayasası, “Öğrenim ve Eğitim Hakkı” başlığı, Madde 59:

(3) Çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine aykırı öğretim ve eğitim yerleri açılamaz.

(4) Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlama Devletin başta gelen ödevlerindendir. Devlet, bu ödevini, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda, ulusal kültür ve manevi değerlerle bezenmiş bir muhteva, çağın ve teknolojinin gelişmesine, kişinin ve toplumun istek ve gereksinimlerine yanıt verecek planlı bir şekilde yerine getirir.

.

Milli Eğitim Yasası, Madde 16 ve Madde 19:

16. Kıbrıs Türk Milli Eğitim sisteminin her derece ve türü ile ilgili eğitim ve öğretim programlarının hazırlanıp uygulanmasında, Atatürk ilke ve devrimleri ile Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır.

19. Milli eğitimde laiklik esastır.

 

 

Zorunlu Eğitim Tüzüğü, Madde 14:

14. Zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin devam edecekleri okullar tespit edilirken, onların ikamet yerleri ve/veya ulaşım olanakları esas alınır.

 

Eğitim sistemimizi yapılandıran yasal mevzuatımızda yazanlar böyle… Bunların yanı sıra genel eğitim yönetimindeki yapılmamızı etkileyen ve yanıtlanması gereken birçok soru ortaya çıkıyor. Örneğin “Mesleki Teknik Öğretim Dairesi” bünyesinde “İlahiyat Koleji”nden başka ortaokul kurumu var mı? “Din eğitimi” ya da “ilahiyat” bir meslek eğitimi midir? Öyle ise bu okuldan mezun olacak çocuklar sadece İlahiyat Fakültelerine mi gidecekler? Eğer böyle değilse neden bu kurum Mesleki Teknik Öğretim çatısı adlında kuruluyor?

 

Haspolat Meslek Lisesi, İlahiyat Bölümü’ne alınan ve önümüzdeki dönemde de alınacak öğrenciler neden 9. sınıftan itibaren öğrenim görmeye başlıyor? Ülkenin tüm okullarında 9. sınıflar ortak sınıf kapsamında iken, bu sınıflarda benzer öğretim programlarını uygularken neden İlahiyat Bölümü bunun dışında tutuluyor? Mesleki Teknik Öğretime bağlı tüm bölümler 10. sınıftan itibaren alanlaşırken niye İlahiyat Bölümü’nde durum bundan farklı? 

 

 

Külliye Anlayışının Odak Noktası “İlahiyat Koleji”

Projedeki adıyla “Hala Sultan İlahiyat Koleji” külliye anlayışındaki eğitim yapılanmasının odak noktası… İyi de nedir bu kolej? Bu kolejde öğrenciler ne okuyacak? Hangi öğretim programlarını, hangi ders kitaplarını takip edecekler? Öğretmenleri kimlerdir ve hangi yeterliliğe sahip olacaklar?

 

Bu soruların yanıtları bilen yok. Bu anlamda Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı hiçbir çalışma gerçekleştirmedi. Yayımlanan, duyurulan hiçbir içerik yok.

 

Bilinen tek şey; artık yeni bir kolejimiz daha var. Eeee madem kolej, buna da öğrencileri sınavla almak gerekiyor. O zaman yapın sınavı, alın 11 yaşındaki çocukları… Kıbrıs Türk Toplumu’nu oluşturacak gencecik beyinlere, dogma bilgileri doldurun ve buna da eğitim deyin…

 

Erenköy’deki, Lapta’daki, Mağusa’daki, Lefke’deki, İskele’deki, Girne’deki 11 yaşındaki çocukları alıp, Haspolat’ın ortasında yapacağınız binaya koyun… Kim bilir, bekli de bu çocukları yatılı olarak eğiteceksiniz. Ülkenin her yerinden sınava kayıt kabul edildiğine göre bu çocukların her gün okula gelip-gitmelerini beklemek hayalcilik olur. Peki, ama 11 yaşındaki bu çocukları ailelerinden koparmaya kimin hak var?

 

Sahi,  İlahiyat Koleji Giriş Sınavında niye SBS’nin etkisi yok? Yoksa bu kolejde okumasını düşündüğünüz çocukların SBS sonuçları peki iyi gitmedi mi?

 

 

“İlahiyat Koleji” ve Diğer Okullar

İlahiyat kolejine alınacak 72 öğrenci için yeni bir okul yapılıyor… Ancak son 3 senedir Girne’ye bir ortaokul yapılması sözü bir türlü yerine getirilmiyor… Girne’de, Lapta’da, Mağusa’da sınıflardaki öğrenci sayıları 45 rakamını çoktan geçmiş durumda… Oysa biz “İlahiyat Koleji” açıp, sınavla öğrenci alıyoruz.

 

Kapısı, penceresi, masası, sandalyesi yetersiz olan, hijyenik koşullardan çok uzakta olan tuvaletleri, eksik ders kitabı, eksik ders araç-gereci ve zamanında ders başı yapamayan eksik öğretmen sorunlarını çözüm bekliyor… Oysa biz “İlahiyat Koleji” açıp, sınavla öğrenci alıyoruz.

 

Ne iktidardaki partinin parti programında, ne hükümet programında ne de Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın herhangi bir planlamasında, geleceğe dönük yayımlanan dokümanlarında böyle bir şeyden bahsedilmiyor… Olsun biz “İlahiyat Koleji” açıp, sınavla öğrenci alıyoruz.

 

 “Bekleme Listesi”nde, başvuru dilekçelerinde böyle bir okul yok… Eee, bu okulun öğretmenleri kim olacak? Nerden gelecekler? Nasıl tayin edilecekler? Bu okula müdür nasıl atanacak? Kimin umurunda, hele bir İlahiyat kolejini açıp, çocukları alalım da, gerisi gelir zaten… 

 

İlahiyat Koleji ve Külliye Anlayışının Doğuracağı Sonuçlar

Eğitim sisteminin amaçları, toplumun ihtiyacı olan nitelikli insan gücü yetiştirmek ve bireylerin davranışlarını, anayasa, yasa ve diğer toplumsal olgularla belirlenmiş olan "istendik" yönde değiştirmek olmalıdır. Günübirlik politikalardan uzak, siyasî düşüncelerden arındırılmış ve uzun vadeli olmalıdır.

Osmanlı’daki külliyeler tarihe gömülmüştür… Nedeni ise laik değil tersine teokratik devlet, siyaset ve toplum yapılanmasını öğreti olarak kabul etmeleriydi… Külliyelerin ve medreselerin, sanayi devrimi sonrası oluşan sosyal ve ekonomik yapının ihtiyacı olan insan kaynağını yetiştirmekte yetersiz kalması Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu getirmiştir. Şimdi bu tarz bir yapılanmanın toplumsal kalkınmaya katkısı ne olacak ki, tekrar canlandırılmaya çalışılmaktadır? Kendi toplumunun kültürünü, sosyal, ekonomik, coğrafi, tarihi sorunlarını içselleştirmemiş nesiller yetiştirme anlayışı ne kadar çağdaştır?

Kıbrıs Türk Toplumu’nun tarihi; dini duygu ve uygulamalarının ne denli çağdaş, ne denli içselleştirmiş ve manevi değerleri yüksek bir kültürel yapıda olduğu gösteren öğelerle doludur. Ancak “İlahiyat Koleji” ve külliye anlayışı; doğduğu yer neresi olursa olsun bir bütün olarak var olma uğraşı veren Kıbrıs Türk Toplumu’nu kutuplara ayırma, gruplaştırmadan başka bir işe yaramayacaktır.  İlahiyat Koleji ve külliye anlayışının; toplumu farklı değer yargıları, farklı alışkanlar ve farklı eğilimler açısından kutuplaştıracağı aşikardır. Hangi siyasi ideoloji ve partiye sempati duyarsa duysun, toplumumuzdaki tüm kesimlerin külliye anlayışına karşı durmasının temelinde yatan unsur budur.

Dünya toplumları arasında yer almak isteyen Kıbrıs Türk Toplumu’nun ihtiyaçları “İlahiyat Koleji” ya da külliye anlayışı değildir. Bu yargıya ulaşmak için herhangi bir ihtiyaç analizine bile gerek yoktur. Eğitim bilimi ilkelerine, yeni eğitim yaklaşım ve kuramlarına bakmak yeterlidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1096 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler