1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ada’da tekiz...
Ada’da tekiz...

Ada’da tekiz...

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

 

         Bu hafta Alayköy Organize Sanayi Bölgesi’ndeyiz...1999 yılında kurulan Akkoyunlu Ticaret Limited’in amacı kağıt ürünlerin ülkemizde yaygınlaşmasını sağlamak. Çevreye, insan sağlığına duyarlı firma, çeşitli ebat ve renklerde karton bardak üretiyor. Şirketin Direktörü Ali Akkoyunlu, iç piyasa yanında çeşitli ülkelere ihracat yaptıklarını belirterek, çok yakında Yeşil Hat Tüzüğü aracılığıyla Rum tarafına da ürün pazarlayacaklarını kaydediyor...

Ada’da tekiz...    

Dilek ÖNCÜL

 

·        Yenidüzen: Karton bardak işine ne zaman, nasıl başladınız?

·        Ali Akkoyunlu: Benim büyükbabam 1930’larda Kıbrıs’tan Türkiye’ye göç eden ilk Kıbrıslı göçmenlerden. Kıbrıslı bir ailenin çocuğuyum. Biz 1998’de geldik adaya, kardeşimle birlikte. Ailece kırtasiye işiyle uğraşıyoruz Türkiye’de. Buraya geldik, baba mesleğimiz kırtasiye işiyle başladık ilk. Magosa’da kitap-kırtasiye yeri açtık DAÜ’nün karşısında. 2004’ün sonuna kadar kırtasiye işini yaptık. 1999’un Ocak ayından itibaren ise karton bardak yapmaya bir hobi olarak başladık. Kıbrıs’taki askeri birliklere çay, kahve, şeker set halinde veriyorduk. Plastik bardak da veriyorduk çayın yanında. Fakat plastik Türkiye’de alınan bir kararla yasaklanınca, kağıda döndük. Kağıda dönünce Türkiye’den karton bardak getirmeye başladık. Fakat külfetli olmaya başladı. Baktık ki tüketim fazla, neden biz bunu burda yapmayalım dedik. İşte bir araştırma sonucu uzakdoğudan bir küçük makine getirdik. Türkiye’den de kağıdını getirdik bunun; böyle başladık. Üç yıl içinde  Türkiye’nin ilk beşi arasında bir üretim kapasitesine ulaştık. İşletme büyüklüğü olarak da yine ilk beşteyiz Türkiye bazında. Ama Ada’da tekiz. Rum tarafında da yok bunu yapan. Şu an 6-7 ülkeye ihracat yapmaktayız.Büyük bir ihtimalle önümüzdeki ay içinde Yeşil Hat Tüzüğü vasıtasıyla Rum tarafına da ihracata başlıyoruz.

“TANINAN LİMANIMIZ YOK... İHRACAT MECBUREN MERSİN ÜZERİNDEN”

·        YD: Ham maddeyi sağlamada ya da ihracat ile ilgili sorunlar yaşıyor musunuz?

·        Akkoyunlu: Eskiden Türkiye’den alırdık ama artık ham maddeyi direkt merkezinden, Amerika’dan alıyoruz. Rulo kağıt girip bardak çıkıyor. Bütün basım kesim isteğe göre her türlü logoyu basabiliyoruz. İşlerimizi büyüttük ve 2011’in Haziran ayından itibaren Türkiye’ye ilk ihracatımızı yaptık. Ondan sonra işte İngiltere var şu an gönderdiğimiz. Kuzey Irak, Libya, yakın zamanda İsrail ve Almanya’ya başlıyoruz. Tabii sorunlar var...Biliyorsunuz bizim ihracat kapımız Mersin. Başka limanımız yok. Tanınan limanımız olmadığı için mecburen Mersin üzerinden ihracatları gerçekleştiriyoruz.

 

·        YD: İç piyasada pazarlamada sorun yaşıyor musunuz?

·        Akkoyunlu: Sektörde şu an iç piyasada marketlerde ve pazarda %70-80’lere çıktı hakimiyetimiz. Fakat yerli ürün olarak hâlâ tam istediğimize ulaşamadık. Türkiye’den hâlâ şu an bardak geliyor, fiyatımız çok çok ucuz olmasına rağmen. Tüccarımız ne hikmetse hâlâ bardak getiriyor. Şu an bizim ürettiğimizin %15’i adaya yeter, rum tarafı da dahil buna kapasite olarak. Diyorum ya şu an üretim kapasitesi olarak Türkiye’deki ilk beş firma arasındayız.

“KARTON BARDAK TEMİZ ÇEVRE, İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖNEMLİ” 

 

·        YD: Çevreye, insan sağlığına katkıda bulunmanın sizin için önemli olduğunu biliyoruz...

·        Akkoyunlu: Evet, insan sağlığı çok önemli. Ülkemizde Hepatit A var, B var. Kanserojeni hiç söylemeye gerek yok. Steril olarak ilk siz kullanacaksınız o bardağı. Bir de kağıt bardak toprakta en kolay çözülebilen bir madde. Bir plastik maddesi yüz yıl toprakta kalabiliyor ama kağıt en fazla 6 ay- bir yıl içinde toprakla karışıyor. Biz üretirken de çevre dostuyuz. Bizim ürettiğimiz kağıdın kırpıntıları maalesef bizim ülkemizde toplanmıyor ama rum tarafından firma geliyor, burdan topluyor alıyor götürüyor. Recyle yapıyorlar ve bu kırpıntılar koli kağıdı olarak, gazete kağıdı olarak kullanılabiliyor. Çünkü neticede kullandığımız birinci sınıf ham madde bir kartondur. Su ile buluştuğu zaman ham maddeye çabuk dönüşüyor. Bundan sonra karton yoğurt kabı ve karton tabağa ağırlık vereceğiz çünkü plastiği yavaş yavaş artık hayatımızdan çıkarmak istiyoruz. Neticede Ada ülkesiyiz. Çöpümüzü atacak bir yerimiz yok. Bir Dikmen çöplüğü yıllar boyu kanayan yaramız oldu. İşte Avrupa Birliği imkanlarıyla şimdi biraz düzeltildi. Rumlar bizim kağıdımızı alıyorlar, bir güzel de satıyorlar. Yani onlara teşekkür etmeliyiz bence. Bizim yapamadığımızı onlar yaptılar. En azından artık kağıt yakılmıyor bu Ada’da. Hem çevreye dost hem de ekonomiye fayda oluyor. Şu an iki konteynerleri var içerde.  Sürekli her hafta içinde geliyorlar, kırpma makineleri ile tanker şeklinde, alıyorlar götürüyorlar.

 

·        YD: Ülke ekonomisini nasıl yorumlarsınız. Alınan mali tedbirler sizce yerinde mi?

·        Akkoyunlu: Geçmişten gelen açıklar var. Yani zamanında bu mali tedbirler alınsaydı biz şu an bu tedbirleri acı reçetelerle belki de hiç yaşamazdık. Biz Asil Nadir zamanlarına yetişemedik. Asil Nadir zamanında özel sektör burda çok güçlüymüş. Yani insanlar özel sektörde çalışıyorlarmış, devlete girmiyorlarmış. Şu an insanlar herşeyi devlet kapısı olarak görüyorlar. Biz özel sektörde çalışacak adam bulamıyoruz. Bakın gece vardiyasına gireceğim. İlanla adam aradık, gece vardiyasında çalışacak adam bulamadık. Benim personelimin tamamı Kıbrıslı’dır. Hepsi yerli istihdam. Çalışma izinli kimse çalıştırmıyoruz. Aman yerli ekonomiye biraz daha katkımız olsun diye. Ülkemizde sürekli bir hükümet değişikliği var yıllardan beri. Herkesin kendine göre doğrusu var ama sürdürülebilirlik yok. Şu an turizmde iyi olabiliriz ama yerli üretimde kötüyüz. Bugün benim elektiriğimi kesmeye geldiler. Bizim her şeyimiz elektrik. Aylık 8-10 bin TL’ye yakın elektrik parası ödüyoruz. İşçi parası, sigorta parası... Ham madde getirirken %5 katma değerini ödüyoruz biz. Yurtdışına ihracat yapıyoruz. Katma Değerimizi geri alamıyoruz. Yani bunlar hep sorun. Ama ekonomide son iki yıldır bir şeyler yapılmaya çalışılıyor, fakındayım. Şu özelleştirmeler var. Ama bu özelleştirmeler ne kadar doğru yapılır, o çok önemli. Bakın bir Kıbrıs Türk Hava Yolları çalışan bir hava yoluydu. Battı, bizim de paramız battı. Bir tır bardağı indirdik, ertesi gün Hava Yolları kapandı. Bardağımızı verin, bardak yok. Paramızı verin, para yok. Yani maalesef para getiren bir işi batırdık. Bu ülkede iyi ekonomistler mi yok? Var. Çocuklarımız Dünyanın her tarafında okuyorlar; buraya gelmek istemiyorlar. Çünkü yarının ne olacağı belli değil. Yani şu an bakın herkes bana deli diyor. Bu kadar büyük bir yatırımı ben Mersin Serbest Bölgesi’ne yapsaydım, hiçbir sorunum yoktu. Çok rahattım. KDV’yi ödüyorum, geri alamıyorum. Sigorta borcumuzdan düşelim, o da yok. Hiçbir destek yok. Şu an sanayici Allah ne verdiyse kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor..

 

·        YD: Kalifiye eleman bulmakta zorlanıyor musunuz?

·        Akkoyunlu: Kalifiye de normal eleman eksikliği de var. Şu an flekso baskı dediğimiz üst üste dört renk basabilen bir baskı tekniği kullanıyoruz. Flekso makineyi kullanacak matbaa ustası yok Ada’da. Türkiye’den getirtmeye kalksak aylık 4-5 bin TL para istiyorlar. Ne yaptık; bir tane öğrenci aldık Endüstri Meslek Lisesi’nden. Türkiye’den her hafta bir matbaacı geliyor. Matbaacının yanında şu an onu yetiştiriyorum. Makinelerimize bakacak adam yok, onu da Türkiye’den getirtiyoruz. Sabah geliyor akşam gidiyor, bin TL para alıyor. Dönüyor uçak biletini ödüyoruz, yemesini-içmesini masraflarını ödüyoruz. Biz de yerliden yetiştirmeye başladık. Normal düz işçi de sorun. Asgari ücret veriyoruz, çalıştıramıyoruz. Bir gün çocuğum hasta, bir gün annemi doktora götüreceğim. Biz yılbaşına kadar üreteceğimiz malı satmış durumdayız. Yani bizim satış sorunumuz yok. Tek sorunumuz üretmek.

 

·        YD: Üretimde ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz?

·        Akkoyunlu: Üretimde ham madde alırken kredi sorunları yaşıyoruz. Bir bankaya gidiyorsunuz ilk önce Türk koçanlı mal soruyor. Kaçımızda Türk koçanlı mal var. Kalkınma Bankası da karşılığında ipotek istiyor. Makinelerimizi almıyor. Daha önce kredi vermişler makinelere karşılık fakat kimse ödemediği için onlar da vermiyorlar artık. Kalkınma Bankası ne diyor. Siz makinenizi getirin, parasını ödeyin, çıkan kredinizden makinenizin değerinin %50’sini ödeyelim. Ben zaten eğer parayı bulmuşsam ne diye kredi alayım. Yaptık da ama. Matbaayı getirdik. Biz size ancak bunun %50’sini verebiliriz ipotek karşılığı dediler. Makineyi ipotek alamıyoruz, arsa, gayrımenkul veya teminat mektubu dediler. Zaten benim gayrımenkullerim olsa bunları karşılayacak kadar Kalkınma Bankası’na gidip de uğraşmam.

 


 

“Ekonominin düzelmesi için yerli sanayi desteklenmeli...”

 

·        YD: Sorunların çözümüne yönelik önerileriniz var mı?

·        Akkoyunlu: Ekonomimizin düzeltilmesi için ilk önce yerli sermayeye yani yerli sanayiye destek verilmeli. Herşey özel değil. İnsanları devlet kapısından özele çekmek lazım. Özele çekerken de özel sektörün güçlü olması lazım. İnsanlar niye devlete gidiyor; her ay ben maaşımı alayım, aman sigortam ihtiyat sandığım yatsın diye. Bir zamanlar zannedersem CTP-DP hükümeti zamanında, turizmde çalışanların sosyal sigortalarını, ihtiyat sandığını devlet ödedi. Aynısı şimdi de yapılabilir. Sanayiciye destek için şu kadar KKTC vatandaşı çalıştırırsan sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı toplamının %60’ını ben ödeyeceğim desinler. O zaman sanayici de rahatlar. Özel sektörümüz güçlenirse sanayi güçlenirse tekrar Asil Nadir zamanlarına dönebiliriz. Ben işçiye 1300 verip de 600 lira da ihtiyat sandığı, sosyal sigortalarını yatıracağıma devlet bana bunun %40-50’sini karşılarsa ne olacak; o para işçinin cebine girecek. Veya ben bir işçi yerine bir işçi daha çalıştırabileceğim. Yani bize teşvik vermesin. Teşvik olarak sosyal sigortalar, ihtiyat sandığı, elektriğimizi ödesin. Maliyetleri bunlar çok çok düşürüyorlar. Sembolik olarak da olsa şu kadar ödüyorum dese inanın o zaman kimse devletin kapısına gidip de iş aramaz.

 


 

“Yerli ürünleri tercih edelim...”

 

·        YD: Firma olarak hedeferiniz neler?

·        Akkoyunlu: Şu an hedefimiz işte kağıttan mamül yoğurt kapları, çorba kaseleri, kağıt tabaklar, piknik türleri özellikle. Köpük ambalajda büyük ihtimalle altı aya kadar ilk temelini atacağız fabrikanın. Gazi Magosa’da yapacağız onu, limana yakın bir yerde. İç piyasa ve ihracata yönelik bir yatırım olacak. Bizim ilk amacımız burda üretimi olmayan ve ham maddesini almada sorun yaşamayacağımız mallar üretmek. Şu ana kadar başarılı olduk inşallah bundan sonra da devam eder bu başarımız. Yeşil Hat Tüzüğü çerçevesinde rumlarla bir iş birliğimiz var, görüşüyoruz. Büyük bir ihtimalle bir aya kadar da ilk malı sevk edeceğiz oraya. Baskılı baskısız karton bardak olarak. Yani üretmeye devam edeceğiz... Eklemek istediğim bir şey var. Cinsi ve nevi ne olursa olsun yerli ürünlere destek istiyoruz halkımızdan. Bir markete gittikleri zaman ilk tercihleri yerli ürün olsun çünkü bir yerli ürün kolay imal edilmiyor. Hem kendi cepleri kazanacak hem ülkemiz kazanacak. Ne kadar çok yerli ürün o kadar çok yerli istihdam demek.


 

Bir cümleyle

Ekonomi: İhtiyacımız olan

Para: Olmazsa olmaz

Döviz: Çıkmasın

Hükümet: Düzgün olsun, çalışsın

Özelleştirme: Düzgün yapılırsa evet

Sanayi Odası: İhtiyacımız olan birlik

Medya: Tarafsız

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1457 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler