1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Açlar ordusu!
Açlar ordusu!

Açlar ordusu!

Aidiyetler üzerine okumaya alıştığımız “eski dünyayı” anlamak çok daha kolaydı. Şimdiyse Orta Doğu’dan Avrupa’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya devasa sarsıntılarla altüst olan yeni dünyayı okumak o kadar da kolay değil. Ez

A+A-

 

 

Aidiyetler üzerine okumaya alıştığımız “eski dünyayı” anlamak çok daha kolaydı. Şimdiyse Orta Doğu’dan Avrupa’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya devasa sarsıntılarla altüst olan yeni dünyayı okumak o kadar da kolay değil. Ezberlerimizi, ön kabullerimizi, “sarsılmaz” inançlarımızı ve bütün bunlar üzerine kurmaya alıştığımız gelecek tahayyüllerimizi yerle bir ediyor açlar ordusu…

Kendisini artık kesinlikle mesnetsiz biçimde “sol” olarak tarif edenlerin biraz da küçümseyerek, dudak bükerek, kuşkuyla izlediği ayak takımının isyanı, devrimin en bilinmeyen haliyle baş başa bırakıyor hepimizi.

Partisiz, öncüsüz, altı çizili ideolojik-politik sloganlardan yoksun, hedefsiz ve dağınık görünen milyonlar, dünyanın her bir köşesinde küçük cehennemler yaratıyor. Evet, şimdilik bu küçük cehennem ateşleri henüz sadece kendi cürümünü yakmaya yetiyor ama fotoğrafın tamamına bakabilenler, kıyametin hiç de uzak olmadığını görebiliyor.

İngiltere’de bir yağma hareketi olarak görmemiz istenen isyan, aslında Tunus ve Mısır’da daha fazla özgürlük, Yunanistan’da ekonomik krizin faturasını ödemeyi reddetme, Şili’de eğitim reformu, İspanya’da sosyal adalet taleplerini yükselten milyonların isyanıyla paralellik gösteriyor.

Çoğunlukla “renklilerden” oluşan bir çapulcu hareketi olarak lanse edilen İngiltere isyanının ardında derin bir eşitsizliğe, ayrımcılığa, adaletsizliğe duyulan öfke yatıyor. Ülke çapında on binlerce kamera ile izlenen, kendilerine sürekli potansiyel tehdit unsuru olarak bakılan, kuşku duyulan ve itilip kakılanların öfke patlamasından başka bir şey değil bu…

Muhalefeti manifestolar üzerinden tanımlama alışkanlığımız, karşımıza somut bir bildiriyle çıkmayan bu hareketleri “devrimin en bilinmeyen haline” dönüştürüyor ister istemez. Oysa dünyayı hızla sarmakta olan bu yeni devrimin manifestosu, açların öfkeyle açılan göz bebeklerinde okunabiliyor.

Kendilerinden çalınanlar karşısında kendilerine sunulanların geleceğe dair hiçbir umut ve beklenti telkin etmediğinin farkına varanların, gerçek anlamda zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanların isyanı…

Küresel sermayenin ışıltılı reklamlarla pompaladığı “müreffeh hayattan” asla nasiplenemeyeceklerini, çünkü asla iyi bir eğitim, dolayısıyla iyi bir iş, iyi bir kazanç sahibi olamayacaklarını bilenlerin çığlığı…

 

Çünkü biliyorlar artık: Bugün yoksa gelecek de yok!

Önceki yüzyılın kireçleşmiş ön kabulleri bize devrimin itici gücünün işçi sınıfı ve onun örgütlü gücü olduğunu vazediyordu… Çok iddialı olabilir ve bazılarının öfkesini çekebilir ama yüksek sesle söylemekte sakınca görmüyorum: kapitalizmin sus payı verdiği işçi sınıfı ve onun örgütlü gücü olan sosyalist partiler de artık büyük ölçüde gericileşti… Sendikalar ve sosyalist partiler, “işçi sınıfının kazanılmış haklarını” korumak adına sistemin bekası ve istikrarını savunur hale geldiler.

Oysa hiçbir “kazanılmış hak” artık sürdürülebilirlik garantisi taşımıyor.  Sosyal haklar birer ikişer budanırken, o hakları kazanan işçi sınıfı, “işinden olmamak” adına susuyor! Sendikalar, sosyalist partiler hükümetlerle “istikrar” adına uzlaşıyor.

Peki ya kazanılmış hakları olmayanlar?

Peki ya sürdürülebilir bir işi, sigortası, kredi kartı, evi, otomobili olmayanlar?

Ya kendisi iyi bir eğitim alamamış, çocuklarının da iyi bir eğitim alamayacağını, iyi ve sürekli bir iş edinemeyeceğini, emekli olamayacağını, yılda 15 gün bile olsa tatile gidemeyeceğini; televizyonlarda, raflarda gördüklerini asla satın alamayacaklarını, hastalandıklarında iyi bir tedavi hizmeti alamayacaklarını, bu akşam sofraya koyabilecekleri iki lokma ekmeğin garantisi olmadığını bilenler?

 

Devrimin bu en yeni halinin öncüleri onlar değilse kim?

Marx ve Engels’in formüle ettiği düşünme yöntemi aslında her türlü düşünsel konformizm ve statükoculuğu kesin biçimde reddederken, biz her nasılsa geçen yüzyılın kodlarıyla okumaya çalıştığımız yeni dünyanın hızla gerisine düşüyoruz.

Sol dediğimiz şey aslında toplumsal devinimin genetiğini akıl ve vicdanı sürekli devrede tutarak analiz etme yeteneğinden başka bir şey değilken, biz devinimi kendi ön kabullerimizin sınırları içerisine sıkıştırmaya çalışmakta ısrar ediyoruz.

Uzaklaştık ya solu sol yapan değerlerden; oysa ulusal sınırlara ve ulusalcılığa teslim ettiğimiz aklımızı ve vicdanımızı yeniden solun hala kirletemediğimiz kaynaklarına açabilirsek hatırlayacağız Jack London’ın “açlar ordusu” nu: “Paranızı istemiyoruz! Sahip olduğunuz her şeyi istiyoruz! İktidarın dizginlerini ve insanlığın kaderini elimize almak istiyoruz! İşte ellerimiz! Bunlar güçlü ellerdir! Hükümetlerinizi, saraylarınızı ve en çok da rahatınızı alacağız!”

Dünya genelinde milyonlarca insan, küresel zenginleşmeden her geçen gün daha fazla dışlandıklarını ve yoksun bırakıldıklarını fark ediyor ve bu dışlanmaya karşı derin bir öfke duyuyorlar. Haksız bir öfke değil bu. İnsanlar bu zenginleşmenin aslında tüm insanlığın ortak malı olan kaynakların eşitsiz kullanımından elde edildiğini ve bu dizginsiz vandalizmin geleceği tükettiğini fark ediyorlar.

Yeni kâr alanı olarak gıda piyasalarına saldıran ve gıda üretimini kontrol ederek kâr marjlarını yükseltmeyi hedefleyen spekülatörler yüzünden çılgınca artan gıda fiyatlarının, yaklaşık 1 milyar insanı açlığa mahkûm edeceği bildiriliyor. İnsanlar bırakalım tüketmeyi, çok yakın gelecekte kendilerini ve ailelerini besleyemez duruma gelecek.

Sosyalist sol, tarihin bu en barbar döneminde devrimin en yani halini aklı ve vicdanıyla kucaklayamazsa, küresel egemenlerle birlikte tarihin çöplüğünü boylayacak!

Küresel sermaye karşısında, ezilenlerin küresel ittifakının bileşeni olmayan sosyalist sol tarihe karışacak…

“Halkın İsyanı” şarkısında tekinsiz bir isyan çığlığını seslendiren Kenny Arkana’ya kulak vermek, belki de olup bitenleri anlamak isteyenler için sıra dışı bir başlangıç sayılabilir:

"Büyükler çocukluğumuzu çalmışken hızlı büyüyüşümüze isyan

çok istenen barışın imkansızlığına isyan

Sokaklarımızda onca polise isyan

lanet dünyanın kendini yıkmasına isyan

masumların hep ateş ortasında olmasına isyan

isyan çünkü duvarları insan yarattı

doğadan mı korktu ki kendini betonla kapattı

doğaya ait olduğunu unuttuğu için isyan

ve derin bir uyumsuzluktur bu

barış güvercini hangi dünyaya uçtu?

toplumun lanet ölçülerinden yara almalara isyan

isyan evet isyan çocukluğumuzdan beri isyan

isyanımız var, her zaman dimdik ayakta

sonuna kadar savaşmak için isyan ve hayatın bizi götürdüğü yere kadar

isyanımız var artık susamayız ve oturamayız

isyanımız var yürek ve inancımız! Hiçbir şey bizi durduramaz

boyun eğmeyen, uslu, marjinal, hümanist ya da başkaldıran

isyan çünkü seçmiyoruz, hep katlanıyoruz

isyan çünkü, onarılmazlar hayli zamandır istif etti

isyan,  ayağa kalkmak için ne bekliyoruz?

isyan çünkü bize bıraktıkları tek şey isyan çünkü bize kalan tek şey

isyan, yaşamak ve sadece bugünü yaşamak

baskı kafeslerinden sakınarak geleceğini seçmek

isyan çünkü bu dünya boktan ama herkes ona katılıyor

isyan çünkü hormonlu tarlalar dünyayı kısırlaştırıyor

isyan, zincirlerimizi kırmak için

 isyan, herkes ekranında gerçek kelimesini okuyor

 isyan çünkü bu dünya bize göre değil bize sahte düşler satıyor

 biz aşağıda ölürken, babylon yukarıda semiriyor

isyan inancımızı korumak ve ilerlemek için isyan

isyan çünkü kan ağlayan yüreklerin acısı asla duyulmuyor

isyan çünkü beterin beteri yok

 isyan çünkü batı sömürgeci gömleğini çıkarmadı

 isyan çünkü acı her zaman bize koyuyor

isyan çünkü tarihsel bilgi artık çağdaşlaşmıyor

isyan çünkü çok yalan ve sır var

devletlerin savaşları gerçekleriyle zengin, insanlığı değiştirmek adına

isyan çünkü istedikleri değişiklik değil güçlerini korumak ve bizleri işlemek

isyan çünkü inancımız meleklere ve onlarla yürüyeceğiz

isyan çünkü düşüncelerim rahatsız ediyor

halkın isyanı kaynıyor dünyanın dört bir yanında

isyan evet isyan ya da devrimin özü

anti kapitalist globalleşmeye karşı

 veya dünyada gerçeği arayan yarının direniş

 tinsel dünya çapında devrimin arifesinde halkın isyanı

çünkü isyanımız var ölçülerini sarsacak olan

çünkü isyanımız var kocaman…"

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1091 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler