1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Acıyı bal eyledik'
Acıyı bal eyledik

'Acıyı bal eyledik'

Cüneyt ÖZDEMİR; RADİKAL’de yazdı: Bizde haber değeri bile olmayan böylesi bir kaba dayak nasıl oluyor da tüm Kıbrıs’ı ayağa kaldırabiliyor?

A+A-

Cüneyt ÖZDEMİR; RADİKAL’de yazdı: Bizde haber değeri bile olmayan böylesi bir kaba dayak nasıl oluyor da tüm Kıbrıs’ı ayağa kaldırabiliyor?

 

“Acıyı bal eyledik”

 

CÜNEYT ÖZDEMİR

 

Bilmem haberiniz var mı, Başbakan Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs ziyareti sırasında protestoculara uygulanan şiddet Kıbrıslıları ayağa kaldırmış durumda. Nedir bu kadar tepki uyandıran şiddet görüntüleri diye merak ettim, internete girip baktım. Başbakan’ın gelmesini beklerken ellerinde pankartlarla duran bir grup göstericiye karşılarındaki polisler tekme tokat girişiyorlar. ‘Tekme’ ‘tokat’ derken gerçek anlamı ile tekme ve tokat ile girişiyorlar. Zira ellerinde ne cop var ne de biber gazı. Türkiye’deki sıradan bir öğrenci eyleminde çevik kuvvetin coplarla, biber gazıyla öğrencilere girişmesi ile kıyaslanmayacak ‘masumlukta’ bir müdahale. Bu bile ada halkını ayağa kaldırmış durumda. Türkiye basınında konuyla ilgili tek kelime yok. Neyse ki Semih İdiz Milliyet’teki köşesinde bundan yakınan bir yazı yazdı ve ada basınından birkaç yoruma yer verdi. Bizde haber değeri bile olmayan böylesi bir kaba dayak nasıl oluyor da tüm Kıbrıs’ı ayağa kaldırabiliyor dersiniz? Size garip gelebilir ama Kuzey Kıbrıs’ın kültüründe dayağa pek yer yok. Yavru vatandaki soydaşlarımız bizim gibi sıradan şiddete alışmamışlar. Evde dayak olmayınca, askerde dayak olmayınca, okulda dayak olmayınca sokaktaki ‘masum’ bir dayak infiale yol açabiliyor. Oysa biz 3. sayfa cinayetlerini sıradan hayatlarımıza bal eyledik! Yıllardır şehir içinde araba kullanmamamın sebebi, askerliğini Güneydoğu’da yapmış sinirli bir taksici tarafından linç edilmekten çekinmemdir. Kırmızı ışıkta gaza biraz geç basmanız, arkanızdaki ‘şiddetin çocuğunun’ damarlarındaki kanı harekete, ecinnileri başına getirip, arabanın zulasında -ki her Türk arabasında muhakkak bir zula vardır- haydar sopasını kafanızda kırabilir. Bu duyguyu en son 1996 yılında Beyrut’ta yaşamıştım. Güney İsrail’deki çatışmaları takip etmek için tuttuğumuz taksinin şoförü eski bir Hizbullah militanıydı. İç savaş sırasında kullandıkları silahları bahçesine gömeli birkaç yıl bile olmamıştı. “Burada trafikte ya da bir bar kavgasında kiminle kavga ettiğini bilemezsin, savaş bitti ama gölgesi üzerimizde” diye durumu özetlemişti.

 

KOLAYA KAÇMA HUYUMUZ SAĞ OLSUN!

Bütün bunları şunun için anlatıyorum; geçen gün genç Amy Winehouse’un ölmesine üzülemedim. Genç ve yetenekli bir sanatçının ölümü herkesi üzer, ancak gelin görün ki ertesi gün 3 şehit haberi geldi, üzüntümü kimseye çaktırmadım. Çaktırırsanız kötek yemeye de hazır olmanız gerekiyor. Milliyetçi ağır abilerin sopası kafanıza inmek için zulada bekliyor. Böylesine sıradan bir dayak için gazetelerin çıkmasını beklemeye de gerek yok. Zaten sizi linç etmeye hazır bir kitle, klavyelerinin başında nöbette! Mesela diyelim Twitter’a “Amy Winehouse öldü, üzüldüm” diye mi yazdınız, birkaç dakika içinde “Ulan şerefsiz, şehitlere üzülsene” mesajı yağmaya başlıyor. Sanki elimizde üzülmek için tek bir hakkımız var ve onu şehitlerimiz için kullanmalıyız.

Düşük yoğunluklu bir savaş yaşıyoruz. Tam 30 yıldır bu böyle. Neredeyse her iki günde bir bölgeden şehit haberi geliyor. Bakın dün yine Diyarbakır’dan feci haberler geldi. Ne yazık ki bu haberlere yıllar içinde alıştık. Kanıksadık. İçimiz yansa da (ister bir şehit haberi, ister on üç şehit haberi, fark etmiyor) sonuçta ateş hep düştüğü yeri yakıyor.

İşin kolayı, bir savaşı çözmek yerine, savaşın kurbanlarına üzülmek. Eğer üzüntümüz, şehitlerimizi geri getirmeyi bırakın, tek bir şehit daha vermeyeceksek, gelin uzun bir milli yas ilan edip, bayrakları yarıya indirip, yayınları ağırlaştırıp, meseleyi çözmek yerine üzülmeye devam edelim.

O zaman sıra, şehitlerimiz dışında genç sanatçıların hayatını kaybetmesine, Norveç’te hiç tanımadığımız masum çocukların öldürülmelerine üzülmeye de gelir mi?

Bu coğrafyada (artık) işin kolayı acılara tutunmak!

Acıları bal eylemek.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1092 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler