1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Abohor’dan öyküler…1
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Abohor’dan öyküler…1

A+A-

 

Bir kez daha Abohor’a gidiyoruz (Ebicho-Cihangir) – günlerden 25 Şubat 2014 Salı – bu köye pek çok kez geldik ve gelmeye devam ediyoruz çünkü henüz araştırmamız gerekenler bitmedi…

Kayıplar Komitesi yetkilileri Murat Soysal, Ksenofon Kallis ve Okan Oktay’la birlikte olası bir gömü yerine gidiyoruz. Kayıplar Komitesi araştırma görevlisi Hikmet Selçuklu da bizimle geliyor.

Okurumun ovalardan gelmesini bekliyoruz – koyunlarını ovaya çıkarmış ve alelacele gelip bize henüz kazılmamış olası bir gömü yeri göstermesini ve sonra da tekrar koyunlarına dönmesini bekliyoruz…

1974’te, 14 Ağustos yani ikinci harekat sonrasında bir Kıbrıslırum asker yakalanarak köy meydanına getirilmişti. Köyün sınırında bir evde yaşlıca bir Kıbrıslıtürk kadın ona su ve yiyecek vermişti… Bu Kıbrıslıtürk kadın herhalde birinci harekatta diğer köylüler gibi canını kurtarmak için göç etmemiş, köyde kalmış olmalıydı…

Köylüler 14 Ağustos sonrasında köye döndükten sonra herhalde bu Kıbrıslırum askerin köyde saklandığını fark etmiş ve onu köy meydanına götürmüşlerdi. O gün o meydanda bulunan ve tüm olaya görgü şahidi olan bir çocuk, yıllar sonra bana o meydanda yaşananları anlatacaktı…

Köyün askeri bir yetkilisi köy meydanında bir “mahkeme” kurmuş, bu Kıbrıslırum askeri “yargılamış”, sonra da ona “gidebileceğini” söylemiş…
“Bak” demiş, “orası Eksomedoş (Düzova) bir Kıbrıslırum köyüdür, oraya gidebilin…”

Aslında bu Kıbrıslırum askeri serbest bırakmak gibi bir niyeti yokmuş onu yargılayan “askeri yetkili”nin, onu arkasından vurmaya niyetliymiş.

Kıbrıslırum asker de bunu sezdiği için, “Sen beni serbest bırakmayacan, sen beni öldürecen” demiş ve bu yetkilinin silahına doğru hamle yapınca bu askeri “yetkili” Kıbrıslırum’u göbeğinden ve kalçasından vurarak yere devirmiş.

Ardından köyün bir başka “askeri yetkili”si bu Kıbrıslırum askerin başına basarak belindeki silahı çıkarmış ve onu öldürmüş, herkesin gözü önünde… Sonra da onu sürükleyerek saman balalarının yığıldığı bir noktaya götürmüş… Üstüne ve altına bir bala koyarak ateşe vermiş… Okurlarıma göre bu tarlaya gömülmüş daha sonra bu “kayıp” Kıbrıslırum asker… Yine okurumun araştırmasına göre, bu Kıbrıslırum “kayıp”, Larnaka yöresinden olabilirmiş…

Okurum koyunlarını bırakıp hızla yanımıza geliyor – bir zamanlar oğlunun bu alandan bir inşaat için biraz toprak almaya çalıştığını ama köylülerin kendilerini uyararak “Oraları çok kazmayın da köyde öldürülen Kıbrıslırum askerin kemikleri ortaya çıkacak” dediklerini anlatıyor.

Bize bu yerin kabaca nerede olduğunu gösteriyor… Bize göstermekte olduğu alandan çok daha ileride bir noktada yıllar önce Kayıplar Komitesi kazı yapmış ancak burada hiç kazı yapılmamış.

Başka okurlarım da bana bu yerden söz etmişlerdi ve köy meydanında vurulan bu “kayıp” Kıbrıslırum’un hikayesini yıllar önce bu sayfalarda kaleme almıştık. Ancak bu yeri Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermemiz, belki ileride kazılması için burasının olası gömü yerleri listesine konması önemli…

Okurum Voni’de de (Gökhan) bazı gömü yerlerinden söz ediyor. Voni (Gökhan) Kıbrıslırumlar’ın 1974 savaşı sonrası tutulduğu bir esir kampına dönüştürülmüş bir köydü – şu anda bu köye girilemiyor çünkü burası “askeri” bir köy… Yine de Voni’deki olası gömü yerleri hakkında bilgi edinmemiz önemli…

“Doğal ölümler vardı kampta, yaşlıların ölümü” diye izah ediyor okurum. “Onlar kilisenin avlusundaki mezarlığa gömülmüştü… Ancak bir gün nereden getirildiklerini bilmediğimiz üç Kıbrıslırum getirmişlerdi, bunlar savaşta ölmüş üç kişiydi. Onlar da kilisenin duvarı dışına, kilise duvarından beş metre kadar uzağa gömülmüşlerdi. Kilisenin güney tarafındaki duvarın dışına bakmalısınız…” diyor.

Voni’de altı “kayıp” Kıbrıslırum’un gömüldüğü bir başka gömü yeri daha bulunuyor, kiliseden çok da uzakta olmayan bir yere… Bir incir ağacının altına gömülmüşlerdi ancak bunu da bu sayfalarda yazalı yıllar oldu… Okurum da şu anda ayrıntıları hatırlamıyor… Zaten koyunlarına dönmek için acele ediyor – ona teşekkür ediyoruz ve o giderken biz de köyde kazı yapılan bir alana giderek arkeologlara sesleniyoruz.

Tam da kazı yerinden ayrılırken bir başka okurumla karşılaşıyoruz…
“Arkeologların kazı yaptığı yerde üç “kayıp” Kıbrıslırum’un cesetlerini gördüydüm, arkeologlara da bunu söyledim. Ancak buraya mı gömüldüler yoksa başka bir yere mi bunu bilemem” diyor.

Bir başka okuruma göre bu üç “kayıp” kişi, Voni’de Frosso Dimu adlı kadının evinde tutuklanan gruptaydılar. Kurşuna dizilenler arasındaydılar ve silahlar tutukluk yapınca kaçmaya çalışıyorlardı…

Okurum bize bir başka yerden söz ediyor – Voni ile Abohor arasındaki toprak yoldan geçerken iki Kıbrıslırum’un ölü olarak tarlada yattığını görmüş o zamanlar…

“Gel arabamıza bin, bize bu yeri göster lütfen” diyorum ve böylece bizimle geliyor - Abohor dışında bu iki “kayıp” şahsı görmüş olduğu yere gidiyoruz.

“Buraya Karava’nın kuyusu deniyordu” diyor. “Benim gördüğüm iki ölü, kuyudan çok uzakta değildi, tarlanın tam ortasındaydılar. Sivildiler… Sanki kaçmaya çalışırken vurulmuş gibiydiler” diye anlatıyor.

Bize göstermiş olduğu yerin karşısındaki tarlada kazı yapılmış ama burada değil… Ona teşekkür ediyoruz ve onu köye geri götürüyoruz…

 

Devam edecek

Bu yazı toplam 1746 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar