1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Abohor, Aşşa, Afanya… (2)
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Abohor, Aşşa, Afanya… (2)

A+A-

12 Kasım 2013 Salı günü ikinci durağımız Aşşa yani Paşaköy… Bir “kayıp” yakını, geçtiğimiz haftalarda ben yurtdışındayken ısrarla beni aramaktaydı. Döndüğüm zaman bir Kıbrıslırum şahidin, bazı köylülerine iki olası gömü yeri gösterdiğini, bunları mutlaka bana göstermek istediğini anlatmıştı.

Bu “kayıp” yakınıyla buluşarak Aşşa’da (Paşaköy) ilk olası gömü yeri olan kuyuya bakmaya gidiyoruz. Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk üye yardımcısı Murat Soysal, geçtiğimiz haftalarda bu kuyuyu görmüş, koordinatlarını almış, fotoğraflarını çekmiş…

Bu kuyunun bulunduğu bölgede, 11nci yüzyıldan Panaya Kilisesi’nin bulunduğu yerde de duruyoruz.
Bu kilisenin avlusuna 1974’te 30-40 civarında “kayıp” Kıbrıslırum’un gömülmüş olduğu yönünde bazı bilgiler mevcut olduğu için kilisenin avlusunu da inceliyoruz.

Kilise, yol hizasının altında olduğu için aşırı yağışlarda sular altında kalıyormuş… Zaten Aşşa köyünün tarihçesi de bu aşırı yağışlar nedeniyle yukarı doğru kayan yerleşimlerin tarihçesi…
Bu kilisenin hemen bitişiğinde  Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk mezarlıkları var.

Kıbrıslıtürk mezarlığı bakımlı, temiz, tertipli. Fakat Kıbrıslırum mezarlığı insanı utandıran görüntülere sahip – haçlar kırılmış, mezarlık darmaduman edilmiş. Daha önce de bu sayfalarda bu mezarlığın içler acısı görüntülerini yayımlamıştım.

Panaya Kilisesi’nin avlusunu inceleyen Kallis, iki şüpheli çukur buluyor – bunlar mezar yeri olamayacak kadar büyük ve ağzı yuvarlak çukurlar. Belli ki zaman içerisinde burada çökmeler olmuş… Bu çukurların şiroyla açılmış oldukları izlenimi ediniyoruz.

11nci yüzyıldan kalma bu kilise kendi haline terk edilmiş, yer yer yıkılmış. Kilisenin içine eşek arıları yuva yapmış, içeri girmiyorum, kapıda durup resim çekiyorum, eşek arıları vızıldamaya devam ediyor…

Akdeniz’deki başka ülkeler tek bir taşı koruyup, turistlere bunu kültürel miras olarak sunarken, biz göz göre göre böylesi tarihi ve kültürel mirasın yok olup gitmesine ahmaklar gibi seyirci kalıyoruz… Bin yıllık bu tarihi mirası koruyup gelen Kıbrıslırumlar’ın ve yabancı turistlerin ilgi alanı yapmak yerine, çevresindeki duvarların bir kısmını da yıkıyoruz, avludaki haçları da parçalıyoruz ki gelenler ne kadar berbat bir yere gelmiş olduklarını iyi anlasınlar!
Buradan ayrılıp “kayıp” yakını arkadaşımızın gene Aşşa’da (Paşaköy) bir başka noktada göstermek istediği bir diğer kuyuya gidiyoruz. Bu kuyu bir mandra yakınlarında bulunuyor, ağzı açık…
Az ileride olağanüstü güzellikte bir harnıp ağacı var…
Mandradaki inekler bakımlı ve besili, merakla ne yaptığımıza bakıyorlar…

Bu yaralı topraklarda olası gömü yeri aramakla geçiyor ömrümüz… Hava güneşli ve güzel… Uzaklarda bir öbek efgalipto, Mesarya’nın o sessiz güzelliğini sunuyor bize…

“Kayıp” yakını arkadaşımızla vedalaşarak, Afanya’ya (Gaziköy) doğru gidiyoruz…

Bu yazı toplam 1263 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar