1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. AB, Egemen Bağış ve Kıbrıslılar herkesten daha akıllı, ya da aptal mıdırlar?
AB, Egemen Bağış ve Kıbrıslılar herkesten daha akıllı, ya da aptal  mıdırlar?

AB, Egemen Bağış ve Kıbrıslılar herkesten daha akıllı, ya da aptal mıdırlar?

Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haberi, hem Kıbrıs’ın Kuzeyi ve güneyi, hem Türkiye ve Yunanistan kamuoyları son derece önemli bulmalıydı. Bu haber de Sırbistan’ın AB üyelik görüşmeleri sürecinde oldukça önemli bir konağa gelmesi ile

A+A-

 

Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haberi, hem Kıbrıs’ın Kuzeyi ve güneyi, hem Türkiye ve Yunanistan kamuoyları son derece önemli bulmalıydı. Bu haber de Sırbistan’ın AB üyelik görüşmeleri sürecinde oldukça önemli bir konağa gelmesi ile ilgili idi.

Düşünün ki Avrupa’da, global krizin negatif bir etki ile yaşandığı bir dönemdeyiz. Ayrıca, bazı AB üyesi ülkelerin,  Yunanistan, Portekiz, İspanya, İtalya gibi üyelerinin, bu süreci oldukça sert bir şekilde yaşadıkları bir dönemdeyiz. İşte bu ortamda Sırbistan, AB üyeliği yolunda ileri bir noktaya geliyor.

Yani, ekonomik kriz nedeni ile bizim basınımızda, AB’nin artık çekim merkezi olmadığı, hatta yıkılacağına dair pek çok görüş ve yorumun alıp başını gittiği bir aşamada bu yer alıyor.Bu ise bir başka siyasi ve toplumsal dersi bize vermektedir.

 Bir kişi, kurum, ülke ya da evrensel oluşuma yaklaşım ve sempati, onun bolluk, zenginlik ve refah içinde olduğu dönemle sınırlanamaz. Zorluk içinde olduğu bir dönem de olursa, o dönemde de, ona dönük,  onun temelinde var olan güzelliğe, insancılığa ve olumluya dönük iyi yaklaşım devam etmelidir. Yoksa iyi gününde yanındayım, zor anında da sana lanet olsun diyen ve o dönemde ona, sırt dönen, her zaman kaybetmeye mahkumdur.

 Çünkü güzelliği yaratan, zorluğu da aşmasını bilir. Unutmayın, Almanlar kül olan Almanya’nın külleri arasından bu günün Almanya’sını çıkarttılar. İspanyollar ülkelerini çöle çeviren Franko diktasının külleri arasından, bu günkü demokratik İspanya’yı çıkarttılar. Daha saymayayım. Bu kabiliyet, tüm Avrupa halkları arasında vardır.

Dolayısı ile genel bir davranıştır, o günün zorluklarını da aşınca insanların, o zorluk aşamasında iken kendine dönük negatif yaklaşana da, ona göre davranması.. Sonra da tekerlek döndüğünde de işi zor olur, iyi gününde alkışlayıp da, kötü gününde ona sırt çevirenin. Bunu da, AB’nin bu zor günlerinde, gerek bizde, gerekse Türkiye’de AB süreçlerine, onların zorlukları, bizim de kısmi iyi halimiz içinde, akıl hocalığından tutun, aşağılamaya kadar her şeyi yapmaya çalışanlara söylemek isterim. Çünkü süreçlerin tersine dönmeye başladığı günlere giriyoruz.

HALKLARIN KASAPHANESİNDEN ,YENİDEN BİRLİĞE

Olayın ikinci yanı ise şu.  Sırbistan’ın AB üyelik sürecine dönük Slovenya, Bosna Hersek, Hırvatistan, Mekadonya, Kosava v.s itiraz etmiyor, engellemeye çalışmıyor. Bunların tümü ,Yugoslavya’nın yıkılması ile birbirleri ile kanlı ve vahşi bir savaşa tutuştular..Tümü de Sırbistan’la bozuştular. Ama en azından kendilerine karşı çok acımasız katliamların yapıldığı Bosna Hesrek’in devlet ve halkından, Sırbistan’ın AB üyelik sürecine dönük büyük bir itiraz ve karşı çıkış yok.  Aksine Belgrat ile Saray Bosna arasında ilişkileri geliştirme ve yumuşatma çabası gözükmektedir.

Yani,  Balkanların 20.yy sonu, 21. Yüzyılın başında,  Marks’ın 19.yüzyılın sonunda tanımladığı gibi, yeniden “halkların kasaphanesine” dönüp, şimdi de bundan uzaklaşma eğilimine girilmesinin  en önemli siyasi kaldıracı, AB süreci oluyor.

İşte şimdi sormak lazımdır. Avrupa’nın tarihsel düşmanlıklarını aşarak, tüm Avrupa’nın birleşmesine yol açan AB süreci. Şimdi günümüzde de yine ayni şekilde, Balkanlarda; son 15-20 yıl da  yüz binlerce insanın, Boşnak,Sırp,Hırvat, Arnavut v.s  diye birbirlerini, en bağnaz milliyetçi ve dinsel husumet eşliğinde, vahşi bir şekilde kestiği ve daha taze olan acısına karşın, AB çatısında birleşmesine doğru kapı açıyor. Ama bu AB süreci, nasıl olurda  Kıbrıs’ta  bizi birliğe götüremiyor?. Dünyanın en akıllı veya en aptalları biz miyiz.?

Bu, her Kıbrıslının, ister Türkçe isterse Elen dilinde konuşsun, kendine sorması gereken soru olmalıdır. Şimdilerde Sırbistan’da;  Sırp Milliyetçileri bu sürece karşı çıkıyor. Ancak süreci döndürme şanslarının olmadığı görünüyor. Düşünün ki daha yakın bir zamanda Kosova’nın ayrı devlet olarak ayrılmasına karşı çıkan ve her Balkan ülkesi ile savaşan  Sırbistan; şimdi bu süreçle birlikte, dün sorunlu olduğu tüm Balkan ülkeleri ile birlikte AB çatısında demokratik birlik içinde, ortak olarak yer alacaktır.

Sırbistan’ın üyelik süreci, AB’nin hala, bölge ve Avrupa halklarının demokratik birlikteliğini geliştirecek, çok önemli bir tarihsel misyona sahip olan, siyasi oluşum olduğunu  göstermektedir.

 EGEMEN BAĞIŞ VE GÜNEY NE DER?

Kıbrıs’ta şimdilerde BM çerçevesinde süren görüşme sürecinde işlerin bir çıkmaza doğru seyrettiği bu aşamada,  Kıbrıslılar artık utanmalıdır. Boşnakların, Sırpların, Hırvatların, Slovenlerin, Makedonların, Kosovalıların  başardığını, biz  Kıbrıslılar niye başaramayacağız?.

Egemen Bağış: Şimdi, Kuzey’de bazıları bana,” tabi, ama onları egemen ayrı devletler olarak tanıdılar” diyecek. Peki, o zaman bana izah etsinler, Sırpların tanımadığı ve karşı çıktığı Kosova’yı  AB tanıdı. Öyle ise  neden Sırbistan yönetimi ve halkı, AB sürecinde ilerlemeye devam ediyor?  Ayrıca neden, pek çok ülke tarafından tanımış olmasına karşın, Kosova, hala BM üyesi olamıyor? Ancak şimdi sorunları aşmak yolunun, AB üyeliğinden geçtiğini görüyorlar. Bunu öne çıkarıyorlar. Birliği böyle oluşturuyorlar. İşte bu süreçten güney ve kuzey ders almalıdır.

Türkiye’nin AB Bakanı Sayın Egemen Bağış buna ne der? Kıbrıs’ta ya iki ayrı devlet,  ya da Türkiye’ye bağlanmayı seçenek olarak ileri süren Sayın Egemen Bağış buna ne der? AB’nin bu birleştirici özelliğini, AB Bakanı niye öne almıyor da, güneyin bağnaz çevrelerine karşı yenilerek, ayrılığı ve bölünmeyi öne alıyor?

 Türkiye’nin, demokratik birliğine hassas olan Sayın Egemen  Bağış, niye Kıbrıs’ta ayrılığa oynuyor. Çağırdığı Evliya’nın, hayırlı bir Evliya olmadığını görmüyor mu? Kıbrıs’ta  ayrılık siyaseti ile Türkiye’deki demokratik birlik tavrının birbirini beslemeyeceğini görmüyor mu? Niye güneyin bağnazlarına yenilsin ve kendini onların yönetmesine izin versin?

Güney’deki Bağnazlar:  Peki, Güneydeki yöneticiler buna ne der? Baksanıza ne Bosna Hersek, ne Hırvatistan, ne Slovenya, yani, AB ile ilişkilerde, Sırbistan’dan daha ileri olan bu ülkelerin yönetimleri ve halkları, Sırbistan’ın AB üyelik görüşmelerini engellemek için, Kıbrıs’ta, AB üyesi olan  güneyin, Türkiye’ye davrandığı  gibi yapmıyorlar. Yani Sırbistan’ın üyelik görüşmelerinin ilerlemesi için kendilerine dönük ön şartlar ileri sürmüyorlar. Çünkü barış ve istikrarın AB çatısında gelişeceğini görüyorlar. Sırbistan’ın üyelik sürecine engel olmuyorlar.

Ama bizde, Güney, AB üyeliğini  kullanarak, aday ülke olan Türkiye’nin ilerleme sürecini bloke etmeye dönük siyaset yapıyor.. Bundan Kuzeyin statükocuları ve Türkiye’nin AB süreçlerine ve demokratikleşmesine, Kıbrıs sorunun çözülmesine, Kürt sorunun aşılmasına karşı olan, Türkiye’nin statükocuları da çok memnun.

Yani Güneyin bu siyasetinin ve tavrının esas destekçisi, Türkiye’nin ve Kuzeyin statükoculardır.  Rahmetli Denktaş’ın 24 Nisan 2004 Referandum gecesi, “Hayır” dedikleri için, TV’lerden “ Allah Rumlardan razı olsun “dediğini biz unutmadık.

Emin olun, Bosna Hersek; Sırbistan’ın AB üyelik sürecine, kendi konumunu koruyarak, engel oluşturmuş olsaydı, bundan en memnun olacak olan, bilin ki Boşnak insanları ezen, aşırı milliyetçi Sırplar olacaktı.

 Doğu Akdeniz’e hala huzurun gelmemesinin bir nedeni bu.  AB’nin birleştirici ve sorunları demokratik birlik içinde çözeme dinamiğinin, Kıbrıs’ta sonuç vermemesini bu davranışları ile sağlayan ve AB’ye gölge düşüren güneyin bağnazlarının bu tavrı. Sahi, bundan ne elde ettiler ki?.

 Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin gelişmesine mani oldular. Türkiye’nin daha demokratik bir ülke olmasına dönük devinimin önünün tıkanmasına yol açtılar. Ama en önemlisi de, adamızın birleşmesi ve Ortak Yurdun gelişmesine engel oldular. Peki Kuzeye de Eroğlu ve ekibi ne elde etti.? Kocaman bir hiç. Şimdilerde de yalnızca lakırdı miliyetciliği ile pilav pehlivanlığına soyunuyorlar.

İşte, Sırbistan’ın AB üyelik sürecinde gelişmesi en başta biz Kıbrıslıları, Türkçe ve Elence konuşan insanları düşündürmelidir. Çünkü Federal Kıbrıs ve Ortak Yurdun AB çatısında birleşmesi geleceğimizin en büyük garantisidir. Bunu sağlamak gerekir. Sırplar, Boşnaklar, Hırvatlar, Slovenler Arnavutlar, kimisi Müslüman, kimisi Katolik, kimisi Ortodoks Hıristiyan olan bu halklar, bizden daha akılı değildirler. Ama kendimizi beğenmişlik içinde  biz, herkesten daha aptal olmaya doğru gidiyoruz….

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1392 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler