1. YAZARLAR

  2. İbrahim Özejder

  3. 9 Mayıs Direniş Değerler Avrupa
İbrahim Özejder

İbrahim Özejder

Yazarın Tüm Yazıları >

9 Mayıs Direniş Değerler Avrupa

A+A-

 

• Modern, lüks hayatla özdeşleştrilen Avrupa’nın direnişçi yüzü pek algılanmak istenmez.

• Londra’da Pakistan kökenli bir müslümanın belediye başkanı seçilmesi, bir anlamda ırkçılıkla mücadelenin başarısıdır.

9 Mayıs 1945, Nazi Almanyası kayıtsız şartsız teslim oldu; Zafer Günü olarak kutlanıyor.

9 Mayıs 1950, Schuman Bildirisi ile ‘Barışçıl Avrupa’nın temelleri atıldı; Avrupa Günü olarak kutlanıyor.

Avrupa’nın iki önemli boyutu, direniş ve değerlerin ayni günde sembolleşmesi anlamlı bir tesadüf olsa gerek. Bu önemli gün, coğrafyamızdaki konjoktürel ve günlük siyaset söyleminden hemen hiç çıkmayan, karmaşık tepkilerimizin öznesi olan ‘Avrupa’ kavramını yerli yerine oturtmak için de bir fırsat sayılmalı.

Elbette Avrupa’nın kolonyal ve emperyal geçmişi ve bu geçmişin bugüne uzanan unsurlarını, küreselleşmiş Batı sermayesinin dünya çapında yarattığı eşitsizlik ve adaletsizlikleri, Batılı egemenlerin demokrasi ve insan hakları konusundaki ikiyüzlülüklerini ortaya serme ve karşı çıkma hakkına sahibiz.

Ancak, Batının(Avrupa’nın) bu kötücül yüzünün, bölgesel ve yerel egemenlerin baskıcı, anti demokratik, barış karşıtı politikalarının gerekçesi yapılmasına ve Avrupa’nın 500 yıldır dünyayı peşinden sürükleyen değerlerinin gözardı edilmesine de fırsat verilmemelidir.

Bugün 9 Mayıs, Avrupa’yı Avrupa yapan ve dünyayı peşinden sürükleyen değerleri (amasız) hatırlama günü.

1. Siyaset

Adına demokrasi denen ve halkın eşit oyuyla kendisini yönetenleri seçmesi anlamına gelen rejim ilk olarak Avrupa’da uygulandı ve dalga dalga dünyaya yayıldı. Demokrasinin temsili niteliğinin aşıldığı, katılımcı niteliğe büründürüldüğü modeli bugün yine Avrupa ülkelerinde görüyoruz. Özellikle İskandinav ülkeleri örnek uygulamalar yapıyorlar.

2. Hukukun üstünlüğü

Toplumsal ilişkiler, haklar, çıkarların birilerinin keyfine göre değil, herkes için geçerli olan hukuk kurallarına göre belirlenmesi, herkesin yasalar önünde eşit olması uygulamalarına da Avrupa’da başlandı. Magna Carta ile başlayan ve Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile zirveye çıkan hukuk metinleri, hukukun üstünlüğüne dayalı sistemi geliştirmeye devam ediyor.

3. Özgürlükler

Bugün vazgeçilmez, devredilmez temel hak ve özgürlüklerimiz var. Bunları korumaya, geliştirmeye çalışıyoruz. Avrupa örneği olmasa bizim coğrafyada acaba kaç yüzyıl sonra bu tür çabalar içinde olurduk.

Dünyanın her yerinden inancı, siyasi görüşü, yaşam biçimi sebebiyle baskı altında olanlar Avrupa’ya gidiyorsa, Suriyeli mülteciler ölüm sandallarıyla Avrupa kıyılarına doğru yol alıyorsa, bunun bir anlamı yok mu?

4. Irkçılıkla mücadele

Irk ayrımı dünyaya Avrupa’nın armağanı olsa da, ırkçılığa karşı etkin mücadelenin ete kemiğe büründürülmesi ve kurumsallaştırılması yine Avrupa’nın eseri olmuştur. Avrupa’nın en büyük kenti Londra’da Pakistan kökenli bir müslümanın belediye başkanı seçilmesi, bir anlamda ırkçılıkla mücadelenin başarısıdır.

5. Eşitlik adalet sosyalizm

Avrupa ürünü Liberal demokrasi, liberal ekonomi, modernizm gerçek bir eşitlik ve adalet sağlayamasa da bu kavramların ciddi anlamda yaygınlık kazanmasına yolaçtı. Daha da önemlisi eşitlik ve adaletin bütünsel politik bir tasavvura kavuşması Avrupa topraklarında mümkün olmuştur. Başarısız olsa da bir sosyo ekonomik sistem olarak Avrupa’daki sosyalist devlet uygulamaları  tarihte yerini almıştır.

6. Direniş

9 Mayıs 1945’te, Uygarlığın en büyük tehdidi Nazi İmparatorluğu, 40-50 milyon Avrupalının ölümüne malolan direniş sonucu yenildi. Modern, lüks hayatla özdeşleştrilen Avrupa’nın direnişçi yüzü pek algılanmak istenmez.

Sadece anti-faşist direniş değil, bizim anayasalarda yer aldığı şekliyle bildiğimiz haklar ve özgürlükler, Avrupa’da büyük, uzun ve kanlı direnişlerle elde edilmiştir. Avrupa insanı bugün yine direnişle hak ve özgürlüklerini geliştirmeye devam ediyor. Çok sık kullandığımız “hak verilmez alınır” sloganı da bize Avrupa’nın mirası.

7. Medya ve yüzleşme

Avrupa’nın kolonyal ve emperyal geçmişiyle ne derece yüzleşebildiği tartışılabilir. Ancak Avrupa bünyesinde bu yönde ciddi çabalar olduğunu inkar edemeyiz. Özellikle faşizmle yüzleşmenin kurumsal bir nitelik kazandığını görüyoruz.

Avrupa’nın bir çok ülkesinde resmi ve gayri resmi kesimler, organize çabalarla faşizmin, ırkçılığın acılarını taze tutmaya ve bu tehlikenin yeniden ortaya çıkmaması konusunda uyarıcı olmaya çabalıyor.

Aradan 70 yıl geçmesine rağmen hala 2. Dünya Savaşı ve faşist zulümle ilgili çok sayıda filmler, belgeseller çekilmesi, medyanın belli yıldönümlerinde yüzleşmeye ve direnişe yer vermesinin ne kadar önemli olduğunu anlamak için kendimize bakalım; Bugüne kadar hangi konuda geçmişle yüzleştik? Hangi konuda (artık bu dünyada yer veremeyeceğimiz) geçmişin eylem ve uygulamaları için özür diledik?

9 Mayıs Avrupa gününde, ama-fakat demeden, direnişle elde edilen Avrupa değerlerini hatırlayalım…

Bu yazı toplam 1268 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar