1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 8 Mart ve çizginin dışına çıkabilenler
8 Mart ve çizginin dışına çıkabilenler

8 Mart ve çizginin dışına çıkabilenler

Fatma Güven Lisaniler (DAÜ-KAEM Başkanı): “8 Mart Dünya Kadınlarının Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü” günümüzde neredeyse tüm örgütlerin atlamak istemediği bir güne dönüşmüştür. Ülkemizde bu atlanmak istenmeyen günün nasıl ele alındığına ba

A+A-

 

 

Fatma Güven Lisaniler (DAÜ-KAEM Başkanı)

fatma.guven@emu.edu.tr

 

“8 Mart Dünya Kadınlarının Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü” günümüzde neredeyse tüm örgütlerin atlamak istemediği bir güne dönüşmüştür. Ülkemizde bu atlanmak istenmeyen günün nasıl ele alındığına baktığımızda ise temelde iki tür yaklaşım ve iki tür etkinlik ön plana çıkmaktadır. Ne yazık ki, her iki yaklaşım ve etkinlik türü de birlik, dayanışma ve mücadele ana fikrinden oldukça uzaktır. Bu saptamayı yaparken istisnalar aklıma geliyor ama ben yine de “istisnalar kaideyi bozmaz” diyerek değerlendirmeme devam etmek istiyorum.

Yaklaşımlardan birini bu yaklaşımı benimseyenlerin affına sığınarak retçi, çizginin dışına çıkamayanların yaklaşımı olarak değerlendirmek istiyorum. Bu yaklaşımda olanlar 8 Mart’ın varlığını kadınlara hakaret olarak görmekte, var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve toplumsal cinsiyet hiyerarşisini reddetmemekle birlikte bunun müsebbibi olarak eşitsizliğe uğrayanı (mağduru) işaret etmektedirler. Bu yaklaşıma göre eşitsizliği yaratan, bizzat eşitsizliğe uğrayan kadınlardır. Yani kadınlar hem suçlu hem de güçlüdürler. Bu durumdan gerçekten rahatsız olsalar değiştirmek için çabalamaları gerekir ki bunu yapmamaktadırlar. Enteresandır ki bu yaklaşımı benimseyenler, 8 Mart etkinliklerini, tüm eksikliklerine rağmen, bu durumu değiştirme çabası olarak algılamak yerine hem suçlu hem güçlünün şamatası olarak algılayıp reddetmektedirler. Bu yaklaşımı benimseyenlerin büyük çoğunluğu eğitim almış (üniversite ve üstü), meslek edinmiş ve belli pozisyonlara gelmiş kadın ve erkeklerdir.

İkinci yaklaşım retçi olmayan, 8 Mart’ı atlamamaya çalışan yaklaşımdır. Ancak retçi olmayan yaklaşımı benimseyenler, retçi yaklaşımı benimseyenler kadar homojen bir yapıya sahip değildir. Erkek egemen sisteme karşı çıkan, her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması için mücadele veren feministlerden, kadının hakkı ödenmez, cennet kadınların ayaklarının altındadır, yuvayı dişi kuş yapar gibi toplumsal cinsiyet rollerine gönderme yapan söylemleri benimseyenlere kadar geniş bir yelpazeye yayılmışlardır. Bu nedenledir ki, ülkemizde 8 Mart dolayısıyla yapılan etkinliklere baktığımızda birbiriyle çelişen mesajlar okumaktayız. Bir yanda erkeğin başarısı için “saçını süpürge eden”, arka planda kalan/bıraktırılan kadına övgüler düzülür, ödüller verilirken, diğer yanda ikincil konuma düşürülen ve ötelenen kadın ve tüm bireylerin bu konumlarını ve mücadele yöntemlerini anlatan, protesto eden etkinlikler düzenlenmektedir. Kısacası bir grup sorunu, kadının değerinin yeterince anlaşılmadığı şeklinde ifade ederek toplumu kadının ikincil konumunu dayatan toplumsal cinsiyet rollerini yücelterek, bu rolleri sürdürmeye çizginin içinde kalmaya davet ederken, diğer grup dayatılan toplumsal cinsiyet rollerini reddederek çizginin dışına çıkmaya kadınların ve diğer bireylerin ikincil konumlarının müsebbibi erkek egemen sisteme karşı mücadeleye davet etmektedir. Her iki yaklaşım için de 8 Mart yıl boyunca süren çabalarının doruk noktasını oluşturmaktadır. Toplumu çizginin dışına çıkmaya davet eden yaklaşım 8 Mart’ta erkek egemen sisteme karşı kadınların birlik, dayanışma ve mücadelesini yükseltici etkinlikler yaparken, çizginin içinde kalınmaya davet eden yaklaşım toplumsal cinsiyet rollerinin kutsayan etkinlikler düzenlemektedir.

Burada en düşündürücü/korkutucu olan pratikte çizginin dışına çıkmayı başaramamış, toplumsal cinsiyet rollerini içselleştirmiş ancak çizginin dışına çıkabilmiş gibi yapan ya da toplum tarafından çizginin dışında konumlandırılmış olanlardır. Bunlar erkek alanları olarak tanımlanan alanlarda varlık gösterebilen toplumda belli pozisyonlara gelmiş kadın bireyler ya da özgürlük, eşitlik, adalet, insan hakları savunuculuğunu ilke edindiklerini deklere eden örgütlenmelerdir. Korkutucu ya da düşündürücü olmalarının nedeni ise etkinliklerinde çifte mesaj vermeleridir. Bir gözleri kalk gidelim derken diğer gözleri otur oturduğun yerde demektedir. Bu durum, toplumun onları konumlandırdığı yer (çizginin dışına çıkabilmiş birey ya da örgüt olma konumu) nedeniyle çizginin dışına çıkma durumunu bulanıklaştırarak, hedef şaşırtmakta toplumu çizginin içinde kalmaya teşvik etmektedir. Örneğin siyasette belli bir pozisyona gelmiş bir kadın bireye toplum çizginin dışına çıkabilmiş gözüyle bakar, 8 Mart’larda bu bireyler rol modeli olarak topluma sunulur ve çizginin dışına çıkma öyküleri sorulur. İşte çifte mesaj trafiği o zaman başlar. Birey, rol modeli olmaktan memnundur, kadın ve erkeklerin eşit oldukları, her alanda eşit temsiliyet olması gerekliliği ile başlar (gözlerden biri kalk gidelim demeye başlamıştır) çalışan, kendine güvenen her kadının bu konuma gelebileceğiyle devam eder (bu konuma gelmeyen kadınların yeterince çalışmayan, özgüveni olmayan kadınlar olduğu imasıyla diğer göz otur oturduğun yerde demektedir). Kadın olmasının bir dezavantaj değil aksine kadınların sevecen, kollayan, koruyan karakter özellikleri nedeniyle bir avantaj oluşturduğuyla tamamlar (diğer göz iyice otur oturduğun yerde demektedir).

 Ya da çizginin dışına çıkabilen olarak konumlandırılan örgütlerin kadın ve erkek üyelerinin mücadele biçimlerinde şekillenir çifte mesaj. Kadın ve erkeklerin ortak mücadele biçimlerinin yanı sıra ayrı ayrı kadın ve erkek eylem biçimleri üretir. Herhangi bir mücadeleye destek beyan edileceğinde örgüt adı kullanılır, oysa ki medyaya yansıyan görüntüde o örgütün erkek üyeleri yer alır (üst yönetim olarak oradadırlar ve üst yönetimde kadın yoktur). Kadınlar bu eylemde görünmezdir. Kadın üyeler desteğin yardım bölümünde sahne alırlar, eylemdekilere içecek yiyecek vb. yardımlarda bulunurlar. Yardım, varsa örgütün kadın birimleri adına, yoksa yine örgüt adına yapılır ama medyaya yansıyan görüntüde bu defa erkek yoktur. Çifte mesaj verilmiştir. “Mücadele kadın erkek omuz omuza”, toplumsal cinsiyet rolleri temelinde devam etmektedir. 8 Mart’larda daha hassas davranılır ancak yine medyaya yansıyan görüntü ve kullanılan örgüt adı nedeniyle mesaj parçalı bulutludur. Çizginin hem içi hem de dışı işaret edilmektedir. 

Çizginin dışına çıkabilen örgüt ve bireyler çok yavaş çoğalmaktadır. Hadi çizginin dışına çıkabilenler, bu 8 Mart’ta çizginin dışına bir kişi daha çekiniz ki sesiniz ‘miş’ gibi yapanların, böyle bir sorun yoktur diyen retçilerin,  sorun kadının yeterince kutsanmamasıdır diyenlerin sesini bastırsın. Böylece aşağıdaki tabloda resmedilen eşitsizlik ve nedenleri netleşsin. Netleşsin ki değiştirebilelim.

 

Tablo 1. 2010 verileriyle Yasama, Yürütme Yargı, Denetleme ve Yönetimde Kadın oranları

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1151 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler