1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 68 kuşağı unutulmuyor
68 kuşağı unutulmuyor

68 kuşağı unutulmuyor

Kıbrıs ilkbaharı görmeden yaza girdi. Bu adanın, ilkbahar ve sonbaharı yok sanki. Halbuki bazı coğrafyalarda iki bahar da vardır ve güzel geçer. İstanbul gibi... Şehr-i İstanbul’da mayıs hatta bahar sayılan haziran ayı muhteşemdir. Ağaçlar çiçeğe

A+A-

 

 

Kıbrıs ilkbaharı görmeden yaza girdi. Bu adanın, ilkbahar ve sonbaharı yok sanki.

Halbuki bazı coğrafyalarda iki bahar da vardır ve güzel geçer. İstanbul gibi...

Şehr-i İstanbul’da mayıs hatta bahar sayılan haziran ayı muhteşemdir. Ağaçlar çiçeğe durur, boğaz bir başka renk alır, duygular kabarır, eğlenme, gezme arzusu çoğalır.

Öğrenciliğimiz döneminde, bu mevsimlerin tadı, haziran ve eylül aylarında yapılan sınavlar yüzünden kaçardı.

Mayıs-haziran ayları İstanbul için başka çağırışımlar da içerir.

1968 yılında Türkiye’de üniversite öğrenciliği yapmış bazı arkadaşlar, “68 kuşağı, öğrenci olayları ve fakülte işgalleri” konusunda bir dergi hazırlıyor. O günlere tanıklık etmiş insanlarla söyleşi yapıyorlar.

19 Ağustos 2011’de Yenidüzen gazetesinde “Bizim Galenosumuz” başlığıyla bir yazım çıkmıştı. İ.Ü. Eczacılık Fakültesi’nde hocam olan Kasım C. Güven ile yaptığım konuşmamı aktarmıştım. Bu söyleşide, Kasım Hoca’ya 68 olaylarını sormadan edemedim. Çünkü o sırada fakültemizin dekanıydı ve çok şey biliyordu. Ayrıca okulumuzdaki boykot ve işgal, diğer okullardan daha uzun sürmüştü.

Bu yazımı okumuş olan 68 kuşağından bazı Kıbrıslı arkadaşlar benden daha geniş bir değerlendirme istediler. Aradan 44 yıl geçti. O günleri, bu zaman anlayışıyla değerlendirmek oldukça zordur. Ama bu tarih yazılmıştır bir kere. O günlere uzaktan ve yakından bakma maharet ister. Denemeye çalıştım. Sizinle paylaşıyorum.

 

*********

 

68 kuşağından Fatma Raşit ile konuştuk

 

Soru: Fatma Hanım, 68 yılında Raşit soyadını taşıyordunuz. Bu nedenle o kimliğinizle konuşalım istedik. Sizce öğrenci hareketlerinin nedeni neydi, neler yaşadınız?

 

Yanıt: Şunu peşinen söyliyeyim. 68 öğrenci hareketini ve gelişen olayları, Türkiye ve sorunlarına ilgi duyan bir Kıbrıslı gibi izledim. O günleri, o ülkenin insanları daha farklı hissetmiş ve değerlendirmiş olabilir. Biz küçük bir adadan İstanbul’a öğrenci olarak gitmiş kişilerdik. Ailelerimiz bizi okumak, mezun olmak, sağ salim dönmek için İstanbul’a göndermişti. Şiddet, çatışma ortamlarından müthiş ürkerdim.

Fakülte kapandığı zaman Kıbrıs’a dönmek zorundaydık. Açılır, sonra yine kapanırdı. Fakülteden zamanında mezun olamamanın bir nedeni de boykot ve işgallerdi.

Boykot olayları bana göre daha uygun bir eylemdi. İlk boykot olayını 1965 yılında fakültede 1.sınıf öğrencisi iken yaşadım. O yıl “yüksek matematik” dersi konmuş ve 2.sınıf öğrencilerinin de bu dersi almaları zorunlu hale getirilmişti. 2.sınıf öğrencilerinin öncülüğünde okula derse girmeme eylemi yapıldı ama ders kaldırılmadı. Şimdi düşündüğümde gereksiz yere tepki konmuş derim. Ama öğrenci psikolojisi başka türlü çalışır. Ne kadar az ders ne kadar az sınav yapılırsa daha makbuldür.

Gerçi bizim okulun öğrencileri genellikle çalışkandı ama olsun, gençlik bu...

Türkiye’deki 68 hareketi Paris’te yapılan öğrenci eylemlerinden esinlendi. O yıllarda, mobil telefon yok, televizyon yok gibi, internet hakeza,  ama değişimlerin sosyal kuralıdır; değişimler dalga halinde başka ülkelere ulaşır...

Şimdi Paris’teki öğrenci hareketiyle Türkiye’dekinin nitelik farkı var. Fransa ve halkı “sanayi toplumu”nu, Türkiye ve halkı “tarım toplumu”nu temsil ediyor. Ülkelerde olan biteni, siyaseti ve kazanımları, toplumların içinde bulunduğu “uygarlık dönemi” belirler. Bugün bile Türkiye sanayi toplumu olmamıştır. Halbuki bazı ülkeler “sanayi ötesi-bilgi-teknoloji uygarlığı”’na geçmiştir.

Fransız üniversite öğrencilerinin, özgürlük, daha fazla demokrasi, özerklik ve yönetimde söz sahibi olmak için başlattıkları öğrenci hareketl ile Türkiye’de gerçekleşen benzeri hareketin birbirinden farklılığı bundandır.

Bu örneği, son birkaç yılda, değişik ülkelerde yaşanan halk hareketlerinde de görüyoruz. Bazı ülkede despotlar daha kolay gidiyor, bazılarında gidemiyor. Bazılarında çok kan dökülüyor, bazılarında daha “kansız” yaşanıyor.

Öğrenci gruplarının kültür düzeyi de farklılıkta belirleyicidir. Fransız öğrenciler Sartre, Marcus gibi varoluşçuların özgürlük çizgisinde yürüdüler. Edebi, kültürel, tarihi ve felsefi düşünce olmadan özgürlük savaşı kazanmak imkansızdır. Aynı şekilde, Avrupa’da 68 yılında hareketlenen “cins eşitliği ve feminizm” Türkiye öğrenci hareketi ile sol hareket içinde yer bulamadı. Kızlara, kadınlara “bacı ve yoldaş” gözüyle bakılırdı.

Türkiye’de sol anlayış, özgürlüklere, cins eşitliğine, demokrasi ve femiznizme kapalı bir soldu. Beslendikleri sol örnekler sosyalist, komünist olup da insan özgürlüğüne ve demokrasiye önem vermeyen ülkelerdi.

 

Soru: Sizce 68 kuşağı hareketinde özgürlük ve devrimcilik kalibresi nasıldı?

Yanıt: Tabii bu amaçla yola çıktılar ama sonuçlar farklı oldu. Bu dönem 68-72 yılları arasında devam etti. Şiddet, sıkıyönetim, darbeler, anti-demokratik yönetimler, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesiyle ve sonradan YÖK’ün gelmesiyle son buldu.

Yani sonu acı bitti.

Türkiye bugün bile insan haklarına ve cins eşitliğine saygılı, demokratik hukuk devleti normlarına ulaşamadı.

 

Soru: Peki, 68 olayları ile ne kazanıldı?

Yanıt: Bu dönem, eksik-aksak yanlarıyla da olsa, yaşayanlar ve sonradan öğrenenler için “devrim” hareketidir. Topluma bir katkısı olmuştur. Yanlışlardan ders çıkarılmıştır.

Bugüne kadar yapılan değerlendirmelerden farklı bir noktaya parmak basmak istiyorum.  Bence bu dönemde ilk kez “kürt sorunu” gündeme gelmiş oldu. “Kürtlere özgürlük ve özerklik” 68 kuşağı önderleri tarafından dile getirilmiştir. Ayrıca hareketin içinde ve yönetiminde fazla sayıda Kürt öğrenci vardı. Ben de ilk kez o dönemde “Kürtler”in varlığı ve sorunları hakkında bilgi sahibi olmuştum.

Kasım Cemal Güven Hocama göre ise (bakınız 19 Ağustos 2011 Yenidüzen “Bizim Galenosumuz” yazısı) işgalin başlamasına, 68 yılında İ.Ü.’den 500 kronik öğrencinin ihraç edilmesi kararı sebep olmuştur.. Diğer bir neden sözlü sınavlardır. Eczacılık Fakültesi’nde de özellikle mezuniyet sınavları sözlü yapılırdı. Nitekim okul işgalleri sonrası hem sözlü sınavlar kalkmış hem de ihraç edilen öğrenciler için kolaylık sağlanmıştır.

 

Soru: Sizce, 68 kuşağı olarak anılan insanlarım günümüze evrimi nasıl oldu?

Yanıt: O dönemi hasbelkader yaşamış ve olaylara katılmış bazı insanlar bugün o ruh ve idealden tamamen yoksundurlar. Önemli olan, 68 den günümüze aynı çizgiyi gelişerek taşımaktır. Ama öyle olmadı. Çoğu paramparça oldu. Çizgi, yön değiştirdi. Darbeci, askerci oldu. Demokrasi, özgürlük gibi kavramlar çıkarcılık ile eşdeğer oldu. Zamana göre toplumda “düşmanlar” yaratmak geleneği sürdü. Askeri darbeler sonrası yurt dışına kaçan sol ve devrimci insanlar demokrasi, insan hakları ile tanıştılar. 68 kuşağı kimliklerine bu ilaveleri yaparak Türkiye’ye döndüler… Bence, 68 kuşağından günümüze gelen en sağlıklı kişiler bu gruptandır.

 

 

  

 

 

 

  

 

  

 

Bu haber toplam 2738 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler