1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 49 BİN KADIN VE ÇOCUK, STADYUMUN ORTASINDA
49 BİN KADIN VE ÇOCUK, STADYUMUN ORTASINDA

49 BİN KADIN VE ÇOCUK, STADYUMUN ORTASINDA

On binlerin spor ve futbol aşkıyla birleşmesine canlı tanıklık ederken, Baran’ın defalarca anlatmasına rağmen hala ofsaytın ne olduğunu anlatabilecek kadar futbol bilgisi olmayan ama mecburiyetten tüm spor programlarını izleyen ben, Şükrü Saraçoğlu

A+A-




* On binlerin spor ve futbol aşkıyla birleşmesine canlı tanıklık ederken, Baran’ın defalarca anlatmasına rağmen hala ofsaytın ne olduğunu anlatabilecek kadar futbol bilgisi olmayan ama mecburiyetten tüm spor programlarını izleyen ben, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nu dolduran kadın ve çocukların futbol aşkına şapka çıkardım!



Özgül GÜRKUT

Bir gün İstanbul'a futbol için gidebileceğim, 5 yıllık yüksek öğrenim süremi bu şehirde geçirmiş biri olarak o yıllarda ve hatta daha sonrasında aklımın ucundan bile geçmezken, geçen hafta sonu kendimi Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nda, Fenerbahçe-Bursaspor karşılaşmasında buldum.
Bütün sebep, hayatımın en önemli anlamı olan 11.5 yaşındaki oğlum Baran'dı! Baran’ın en büyük hayallerinden birini gerçekleştirmesine eşlik ederek büyük bir mutluluk yaşadım.
Cenk ve Baran'la Doğan Türk Birliği maçları için Girne 20 Temmuz Stadyumu'nda pasadembo kabukları deryasında saatler geçirdiğim olmuştu ama kalkıp Cenk'in inadına, Baran'ın yanında Fenerbahçe için ta İstanbul'a gidebileceğim, birkaç ay öncesine kadar uzak bir ihtimaldi.
Sosyal medya sayesinde kamuoyuna mal olmuş bir vaka haline getirdiğim Fenerbahçe-Galatasaray maçına bilet bulamayışımızın sonrasında Baran'ın Fenerbahçe maçını canlı seyretme hayalini geçtiğimiz cumartesi akşamı gerçek yaptık.

3 LİRAYA KIBRIS ENGİNARI

Pegasus Havayolları'yla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na uçuşumuz, Kadıköy'de Dila Hotel'e yerleşmemiz ve yaşadığımız 3 gün harikaydı! Martılar eşliğinde yaptığımız vapur yolculukları, dev alışveriş merkezlerinde geçirdiğimiz saatler, Kadıköy'de bilgisayar mağazalarının çığırtkanları arasında yürüyüşümüz, HD İskender'de Cenk’in canı için iskender yiyişimiz, Saray Muhallebicisi'nde kazan dibi keyfimiz; İstiklal Caddesi'ndeki insan seli arasındaki adımlarımız, Eminönü'nde balık-ekmekçiler, Bağdat Caddesi'nin büyüleyici ışıkları arasında dolaşmamız, nezih bir semt olan Moda'da Meşhur Ali Usta'da dondurmanın tadını yeniden hatırlamam, sahilde dinginliği yakalamamız, tramvayla nostaljik yolculuk, Baran’ın “hellimimizi çaldılar” yakınmaları arasında Moda’da keşfettiğimiz restoranda hamburgerle birlikte kızarmış hellimli salata yeyişimiz, 3 liraya Kıbrıs enginarı satan manav, kalabalık olsa da metroda güvenli, minibüslerde ise tansiyonumu fırlatan tehlikeli yolculuklar... İşte üç günün maç dışındaki kısa özeti bunlar…

 

BİLETLERE ERTUĞRULOĞLU YARDIMI

Fenerbahçe-Galatasaray maçına bilet bulamayışımızın ardından Fenerbahçe-Bursaspor maçını da riske sokmamak için Kıbrıs'taki en fanatik Fenerbahçeli olarak tanımladığım DGP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun yardımına başvurmuştum. Galatasaray maçındaki olaylar yüzünden seyircisiz oynama cezası alan Fenerbahçe'nin Bursa maçını sadece kadınlar ve 12 yaş altı çocuklara oynayacak olması işimizi kolaylaştırsa da, Tahsin beyin Fenerium alt tribününden sağladığı davetiyelerle Baran ve ben maçı oldukça güzel bir konumdan izleme fırsatı bulduk.


TEPEDEN TIRNAĞA ARANDIK

23 Mart Cumartesi günü özellikle Kadıköy ve İstanbul, sarı-lacivertti. Maç saati yaklaştıkça artan kalabalık, coşkulu gençler ve Fenerbahçe'ye dair renklerle dolan Kadıköy'deki insan seli Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'na akarken, stadyumu bulmak hiç de zor olmadı.
Birçok kez olduğu gibi, maçtan en karlı çıkan yine işportacılardı. Fenerium mağazalarından daha çok, stadyum etrafında Fenerbahçeli ürünler satan onlarca işportacı o gece iyi hasılat yaptı.
Yaklaşık 51 bin seyirci kapasiteli stadyumu daha önce televizyon ekranlarından defalarca görmemize rağmen, orada olmak büyülü bir ortamda bulunmak gibi geldi. Sıkı güvenlik önlemleri alınan giriş kapılarında tüm kadınlar ve 12 yaş altı çocuklar aranarak ve çantalarındaki sakıncalı şeyler çıkarılarak stadyuma alındı. Sarı lacivert formalar, şapkalar, atkılar, ışıldaklar, bayraklar stadyumu doldurmuştu.


ON BİNLERCE KADIN, ÇOCUK

Maçın başlamasına bir saatten fazla zaman varken yerimizi alıp o coşkulu havayı yaşarken Baran'ın mutlululuğu ve coşkusu, benim de mutluluğum ve coşkum oldu. On binlerin spor ve futbol aşkıyla birleşmesine canlı tanıklık ederken, Baran’ın defalarca anlatmasına rağmen hala ofsaytın ne olduğunu anlatabilecek kadar futbol bilgisi olmayan ama mecburiyetten tüm spor programlarını izleyen ben, kadın ve çocukların futbol aşkına şapka çıkardım!
90 dakikayı hiç oturmadan, sloganlarla ve heyecanla izleyen oğlumun ne çabuk büyüdüğünü, zamanın ne hızlı geçtiğini düşündüm. Oysa Cenk, O henüz arabasında uyuyan bir bebekken, Galatasaray maçlarında uğur getirsin diye yanında tutardı. Sarı-kırmızı formalar da almıştı ama Baran, tam da kendi kişiliğine yakışanı yaptı ve kendi kararını verdi. Biraz da asiliğinden ve sorgulayıcı kişiliğinden olsa gerek Fenerbahçeli oldu.  Eh ben de zaten, rahmetli eniştemin aldığı Fenerbahçe oyuncularının fotoğraflarının bulunduğu puzzle ile büyümüş biri olarak, iki fanatik futbol hastasıyla birlikte yaşarken elbette oğlumun tarafını seçtim.


PANKARTIMIZA EL KOYDULAR


Şükrü Saraçoğlu Stadyumu, 4. kez kadın ve çocuk izleyicilerle bir maça evsahipliği yaparken amigoların hoparlörden yükselen sesleriyle ve onbinlerce kadın ve çocuğun sloganlarıyla çınladı.
Evimizin neşesi African Grey papağanımız Papyon’un sürekli attığı sloganı bu kez stadyumdaki onbinler tarafından atılıyordu: "Sarı, lacivert, şampiyon, Fener"... Biz, "Fener" diyen bölümdeydik. Şike soruşturması yüzünden halen cezaevinde olan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın posterleri asılan stadyumda, birçok da pankart dikkat çekerken, Baran'ın sarı lacivert boyalarla yazdığı "Fenerbahçe'ye aşığım dedim, Kıbrıs'tan buralara geldim" pankartına stada giriş izni verilmemesi maç keyfimize ket vuran tek unsur oldu.

"BU DA MI ŞİKE, BU DA MI ŞİKE"

Alex'in attığı golle Bursa karşısında 1-0 üstünlüğü yakalayan Fenerbahçe'nin kadın ve çocuk taraftarlarının, erkekleri asla aratmayacak kadar coşkulu ve bol sloganlı izlediği maç sonrasında da Kadıköy sokaklarında bayram havası vardı. Özellikle gençler saatlerce sonucu kutlarken, biz de onlara kısa süre de olsa eşlik ettik. Hatta bir ara Baran’ın bir grup gencin kucağında havaya fırlatıldığını ve “Bu da mı şike, bu da mı şike” sloganlarına eşlik ettiğini gördüğümde ne yapacağımı şaşırdım!
Tüm İstanbul aşkıma rağmen “Fenerbahçe bahane, İstanbul şahane” desem, hem Fenerbahçe’ye, hem oğluma haksızlık etmiş olurum. Çünkü hem Fenerbahçe, hem İstanbul şahaneydi ve ikisini de Baran’la yaşamak apayrı bir mutluluktu benim için.
İşte futbol böyle bir şey! Galiba ben de futbol bağımlısı oluyorum…
J

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 606 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler