1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. '4+4+4' Türkiye'ye Ne Getirir? Bize nasıl yansır?
4+4+4 Türkiyeye Ne Getirir? Bize nasıl yansır?

'4+4+4' Türkiye'ye Ne Getirir? Bize nasıl yansır?

Türkiye eğitim sistemindeki “4+4+4” tartışmaları devam ediyor… AKP Hükümetine göre eğitimde bir reform, muhalefet partilerine göre ise eğitimi geriye götürecek ideolojik bir düzenleme… Türkiye’deki bu tartışmalar artarak deva

A+A-

 

 

 

Türkiye eğitim sistemindeki “4+4+4” tartışmaları devam ediyor… AKP Hükümetine göre eğitimde bir reform, muhalefet partilerine göre ise eğitimi geriye götürecek ideolojik bir düzenleme… Türkiye’deki bu tartışmalar artarak devam edecek gibi… “4+4+4”ün Türkiye eğitim sistemine neler getireceğini ve bunların bize nasıl yansıyacağı oldukça önemli… İşte tüm yönleri ve bize yansımalarıyla “4+4+4”

 

4+4+4 NEDİR?

Türkiye’de halen 8 yıl olan kesintisiniz olan zorunlu eğitim süresi, 2012-2013 öğretim döneminden itibaren kesintili olarak 12 yıla çıkıyor. Böylelikle herkes zorunlu lise eğitimi görecek. Ancak 8 yıl kesintisiz olan eğitim sistemi, kesintili ve zorunlu 4+4+4 şeklinde yapılandırıldı. Buna göre ilköğretim sistemi devreden çıkıyor. Bunun yerine 4 yıllık ilkokul (ilköğretim birinci kademe), 4 yıllık ortaokul (ilköğretim ikinci kademe) ve 4 yıllık lise olacak…

 

ORTAOKUL NASIL OLACAK?

Bu kademede okullararası ve bölümler arası geçiş serbest olacak ve “seçmeli ders” olanağı ile öğrenci başka okula gitmeden de o okulun derslerini de görme imkanına sahip olabilecek. Öğrenci ortaokula geçtiğinde önüne 3 seçenek çıkacak: Düz ortaokul, mesleki ve teknik ortaokul veya imam hatip ortaokulu. Öğrenci din ağırlıklı ders görmek isterse imam hatip ortaokullarında gösterilen Kur’an-ı Kerim, Tefsir, Arapça gibi dersleri görebilecek. Mesleki ve teknik ortaokulundaki bilgisayar dersiyle ilgili de eğitim almak isterse o bölümden de ders alabilecek. Eğer isterse öğrenci veya veli düz ortaokuldan alıp imam hatip ortaokuluna veya mesleki ve teknik ortaokula aynı sınıftan devam edecek şekilde yatay geçiş yapabilecek. TC Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in açıklamalarına göre bu kademe Kürtçe ve İslam dininin yanı sıra isteğe göre Hristiyanlık, Musevilik, Alevilik ve Süryanilik gibi din ve mezheplerde ders verilebilecek.


İLKOKULDA DEĞİŞEN BİR ŞEY OLACAK MI?

İlkokulda bilgiden daha çok okuma-yazma, kavrama ve oyuna dayalı bir sistem olacak. Öğrencinin 4. Sınıfın sonunda yönlendirilmesi sağlanacak. Öğrenci ortaokula geçtiğinde diploma yerine sertifika verilecek. 

 

ÖĞRENCİ OKULA KAÇ YAŞINDA BAŞLAYACAK? 

Uzun süre tartışılmasına rağmen okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmedi. Yasa teklifinde okula başlama yaşı da 6 olarak düzenlendi. İlkokul-ortaokul çağı, 6-13 yaş olarak yer aldı.

 

OKULA DEVAM ETME ZORUNLULUĞU VAR MI?

Tasarının ilk halinde öğrencinin ilk 4 yıllık eğitimden sonra isterse okula devam etmeden evde eğitim alması da öngörülüyordu. Ancak bu uygulama tasarıdan çıkartıldı. Öğrenci 12 yıl boyunca okumak zorunda. Diploma sadece 12 yılın sonunda verilecek. Öğrencinin 4 yıl veya 8 yıl okumasının bir anlamı olmayacak ve öğrenci okulu yarıda bıraktığı takdirde eğitimsiz sayılacak. Son 4 yılını (lise) evde eğitimle tamamlama olanağı var ancak bu istisna bir durum olacak. Özürlüler gibi dezavantajlı gruplar ile üstün zekalıların içinde bulunduğu kişiler açık öğretimden yararlanabilecek.

 

SBS KALKACAK MI?

Evet, kalkıyor ya da en azından çok büyük bir değişikliğe uğruyor… 2008 yılında uygulanmaya başlanan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) yerine bir “yönlendirme sistemi” getiriliyor. Ortaokul sonrasında öğrenciler,  “ders notu”, “öğretmen görüşü”, “rehberlik yönlendirmesi”, “ailelerin görüşü”  ve  "yönlendirme testleri"nin oluşturduğu bir “yönlendirmenin sistemi” ile liselere yönlendirilmesi düşünülüyor.  

 

SONUÇ;

         SBS’nin kaldırılarak yerine bir “yönlendirme sisteminin” getirilecek olması destek gören en önemli yan olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu yapı içerisinde çok ciddi eleştiri alan iki önemli konu var. Bunlardan birincisi sadece 4 yıllık bir eğitim süreci sonrasında (yani sadece 10 yaşında) olan bir çocuğun nasıl yönleneceğidir? Gelişim psikolojisine göre bakıldığında ortaokul (11-15 yaş) çocuğun kişiliğinin kristalleşme dönemidir. Çağdaş ülkelerin eğitim sistemlerine bakıldığında mesleki yönlendirmenin 15 hatta 16 yaşından sonra olduğu görülecektir.

 

Diğer bir eleştiri konusu da İmam-Hatip ortaokullarının yeniden açılmasına olanak verilmesi ve din ağırlıklı bir ortaokul eğitimin hakim kılınması… Her ne kadar eğitim döneminin ikinci 4 yılını kapsayan bu kademede “Kürtçe” ve İslam dininin yanı sıra isteğe göre “Hristiyanlık”, “Musevilik”, “Alevilik” ve “Süryanilik” gibi din ve mezheplerde seçmeli dersler verilebileceği söylense de bu konuda herhangi bir hazırlık ve nitelikli çalışma bulunmamaktadır…

 

 

BİZE NASIL YANSIR?

Eğitim sistemimiz hemen her uygulamasını Türkiye’den transfer ettiğimiz düşünüldüğünde “4+4+4” sisteminin bize hiç uğramayacağını düşünmek büyük bir saflık olur. Dahası 1985-86’lı yıllarda bir gece ilkokullarımızı 6 yıldan 5 yıla indirdiğimiz gerçeği ortada iken, bir gün sabahtan uyandığımızda da aniden ilkokullarımızı 4 yıla indirebiliriz… Üstelik sadece kötü yanlarını alarak; örneğin Türkiye’de SBS kalkacak olmasına rağmen biz SBS’de, Kolej Giriş Sınavı’nda hala ısrar eder, bu sınavları 4. Sınıf, belki de 3. Sınıfa kadar düşürebiliriz…

 

Özetin özeti: Hiç kuşku yok ki, “4+4+4” Türkiye’ye eğitim sisteminde büyük değişiklikler yaratacak, bu değişikliklerin olumsuz etkileri bizi çok daha fazla etkileyecek gibi… Çünkü eğitim sistemimizle ilgili hiçbir şeyi tartışmıyoruz, hiçbir şeyi eğitim bilimi ilkelerine göre planlamıyoruz…

 

 

 

 

BURAYA DİKKAT   

 

 

Geleceğimiz Can Çekişiyor

 

Geçtiğimiz haftanın son iş gününde KTOEÖS, Cumhuriyet Lisesi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek, okuldaki temel alt-yapı ve donanım sorunlarına dikkat çekti… Okulda; hizmetli sayısı yetersizliğinden tuvaletlerdeki sağlığa uygunluk sorunlarına, okul güvenliğinden okulun fiziki alt yapı yetersizliğine, beceri dersleri için gerekli olan atölyelerin olmayışından birçok ders için gerekli olan basit donanımlarım bile bulunmaması sorunlarını tek tek sıralandı…

 

Aslında bu durum sadece Cumhuriyet Lisesi için geçerli değil, istisnai birkaç okulumuz hariç neredeyse tüm devlet okullarımız için durum aynı… Peki, Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin bu durumdan haberi yok mu? Elbette var… Var da, bu sorunları çözmek için ne bir proje, ne bir kararlılık, ne de bir uğraş yok…

 

Bu okullar, devlet okulu… Yani Kıbrıs Türk Toplumu’nun okulu… Yani bizim, hepimizin okulu… Ancak devlet yönetimindeki başarısızlık, okulların yönetilmesinde de, onlara sahip çıkılmasında da yaşanmakta

 

Oysa bir okula sahip çıkmak, o okulu geliştirecek projeleri yaşama geçirmek demektir. Çünkü okula sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır…

 

Bugün elimizden kayıp gitti, geleceğimiz can çekişiyor…

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2268 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler