1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. 40 yıl sonra iade edilen gözlükler (2)
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

40 yıl sonra iade edilen gözlükler (2)

A+A-

***  Bir Kıbrıslırum “kayıp” şahsa ait gözlükleri 40 yıl sonra eşine iade ettik…

Birisi bu gözlükleri yerden alıp köyden kaçarken gözlükleri kırılan Abohorlu bir Kıbrıslıtürk’e vermiş, adam da bu gözlükler kendisine uyduğu için memnun kalarak onları senelerce takmış, hatta birkaç kez camlarını da değiştirmiş…
“Gözlükler”in hikayesini öğrenen Derviş Özer benden bu gözlüklerin kime ait olduğunu bulmamı istiyor… Ben de POLİTİS gazetesinde 2011 yılında gözlüklerin fotoğrafını yayımlıyorum, Abohor’da geçen olayı yayımlıyorum ancak gözlüklerin kime ait olduğunu o günlerde bulamıyoruz… Gözlükler artık Derviş’te ve bu “kayıp” şahsın kimliğini bulabilirsek, bu gözlükleri bu “kaybın” yakınlarına iade etmek istiyor…
Kimi zaman hayat çok şaşırtıcı olabiliyor ve bir gün bir arkadaşım aracılığıyla Despina’yla tanışıyoruz geçtiğimiz aylarda… O da annesinin en iyi arkadaşının “kayıp” eşi için araştırma yapıyor… “Teyze” dediği, çok yakın olduğu bu “kayıp” yakınının acısını dindirmek için giriştiği araştırmalarda edindiği bilgileri benimle paylaşıyor, birlikte araştırmaya başlar başlamaz, aslında bu “kayıp” şahsın, gözlüklerin sahibi olabileceği ortaya çıkıyor… Dr. Derviş Özer, “Ona Selam Söyle” başlıklı kitabının tanıtımı için Kıbrıs’a geldiğinde, Despina’yla onu buluşturuyorum, Despina ona top sakallı, gözlüklü “kayıp” Kıbrıslırum’un fotoğraflarını veriyor. Despina’yı da alıp hep birlikte Abohor’a gidiyoruz, yıllarca bu gözlükleri takmış olan Abohorlu yaşlı adamla tanışıyor… Derviş’in kızkardeşi öğle yemeği ikram ediyor bize, hep birlikte oturup yiyoruz… Despina “kayıp” şahsın fotoğraflarını Derviş’e veriyor, Derviş bu fotoğrafları köyde göstererek aramakta olduğumuz top sakallı, gözlüklü “kayıp” şahsın onun olup olmadığını bulmaya çalışıyor. Gerçekten de oymuş… Onu tanıyorlar… Despina’nın “kayıp” eşinin gözlüklerinin bulunduğunu “Teyze” dediği, çok yakın olduğu kadına alıştıra alıştıra söylemesini kararlaştırıyoruz… Bir ay kadar sonra Derviş’in bu “kayıp” yakını kadınla tanışmak ve ona gözlükleri iade etmek üzere tekrar Ankara’dan Kıbrıs’a gelmesini kararlaştırıyoruz…
İşte o gün, bugün, 1 Şubat 2014 Cumartesi… Hep birlikte Abohor’a gidiyoruz, Despina, annesi, annesinin en yakın arkadaşı olan “kayıp” şahsın eşi, bu “kayıp” şahsın erkek kardeşi… Derviş ve ailesiyle, gözlükleri senelerce takmış olan yaşlı adamla tanışmaya, gözlükleri geri almaya gidiyoruz…
Kayıplar Komitesi’nin Birleşmiş Milletler’den Daimi Sekreteri olan Bay Florian von König’i de bizimle birlikte gelmeye davet ettik – bulunan bu gözlükleri, bu “kayıp” şahsın Abohor’dan alınıp götürüldüğüne kanıt olarak sayılmasını ve Kayıplar Komitesi’nin bu vesileyle daha ileri araştırmalar yapmasını istiyor aile…
Derviş bizi karşılıyor ve kızkardeşinin evine gidiyoruz… Yıllarca bu gözlükleri takmış olan yaşlı Abohorlu da bu “kayıp” Kıbrıslırum’un yakınlarını karşılıyor… Bu buluşma çok duygusal oluyor – “kayıp” Kıbrıslırum’un eşi gözlüklerin bulunduğu kutuyu alıp açıyor ve gözlüklere dokunuyor… Tam 40 yıl bekledikten sonra “kayıp” kocasıyla ilgili aldığı ilk haber bu… Hem Derviş Özer, hem de gözlükleri takmış olan yaşlı Abohorlu ona neler olduğunu anlatıyor, ben İngilizce’ye çeviri yapıyorum, Despina da Rumca’ya ki burada bulunan herkes konuyu anlayabilsin…
Yaşlı Abohorlu, gözlüklerin sahibi “kayıp” şahsın eşine mavi renkte bir tesbih armağan ediyor, “sabır”ı simgeleyen…
Aile, Kayıp Şahıslar Komitesi’ne yönelik bir de mektup hazırlamış ve bunu Bay Florian’a veriyorlar… Kayıplar Komitesi’nde Birleşmiş Milletler temsilcisi olarak Daimi Sekreterlik görevini yürüten Bay Florian bu duygusal buluşmadan çok etkileniyor, bu sanki bir filmden bir sahne gibi ama uydurma değil, gerçek yaşamdan bir sahne…
Bay Florian, “kayıp” şahsın eşine gözlüklerin onda kalabileceğini, gözlüklerin bir fotoğrafının kendisine verilmesinin yeterli olacağını söylüyor. Bay Florian’ın bu insancıl hareketi etkiliyor bizi ve ona bunun için teşekkür ediyoruz…
Derviş Özer’in kızkardeşinin ailesiyle birlikte yemeğe oturuyoruz, sonra da Derviş’in babasını görmeye gidiyoruz – tarlasına bakla, brokoli ve taze soğan ekmiş… Bizim için sebze topluyorlar…
Derviş’in annesi Bayan Mine, Bay Florian’a savaşı anlatırken ağlıyor…
“Biz da acılar yaşadık, savaşı gördük, onun için yardım etmek isterik” diyor… Savaşta iki parmağını kaybetmiş, elini Bay Florian’a gösteriyor, “Bu hiçbirşey değil – bak kadın kocasını kaybetmiş” diyor “kayıp” yakını kadını göstererek… “Böyle şeyler Kıbrıs’ta bir daha yaşanmasın… Onun için yardım ederik bu acı sona ersin diye” diyor…
Bu gece gözlüklerin sahibi olan bu “kayıp” Kıbrıslırum’un eşi uyumayacak, kardeşi uyumayacak, ben uyumayacağım, herhalde Despina da, annesi de uyumayacak… Bugün duygusal olarak o kadar yüklü geçti ki hiçbirimiz uyuyamayacağız sabaha kadar…
Bir “kayıp” şahsa ait bu gözlükleri eşine iade etmiş olmamız nedeniyle çok mutluyuz ama orada durmayacağız – hem Derviş, hem ben, hem Despina, hepimiz de Birleşmiş Milletler binasından alındıktan sonra bu “kayıp” şahsın nereye götürülmüş olduğunu araştırmaya devam edeceğiz, belki o zaman ailesine neler olduğu hakkında bilgi verebiliriz…
Bu Kıbrıslırum “kaybın” eşi gözlükleri evine götürüyor, 40 yıl sonra yolu bulup da eşine geri dönen gözlükleri, sevgili eşinin taktığı gözlükleri… Eğer bu bir “mucize” değilse, “mucize” nedir, bilemem… Bu bir “mucize”, insanların barış için çalışırken yarattıkları bir “mucize”… Derviş Özer’in çabalarından ötürü bu gözlükleri, ait oldukları yere iade edebiliyoruz – Derviş’in insancıllığı sınır tanımıyor – “kayıp” yakınlarının acılarını bir nebzecik de olsa hafifletmek için eliden geleni yapıyor çünkü savaşla henüz on yaşındayken gözgöze gelmiş, bir çocuğun asla görmemesi gereken şeyleri görmüş, duymaması gereken şeyleri duymuş o küçücük yaşında…
Bu gözlüklerin “kayıp” yakınının eşine iade edilmesini sağlayan Derviş Özer’e ve bu konuda bize yardımcı olmuş olan herkese çok teşekkür ediyorum – eğer içimizde birazcık insancıllık olabilse bu adada ne çok şey başarılabileceğine dair bize bir İnsanlık dersi veriyorlar… Devam edecek

Bu yazı toplam 1600 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar