Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

40 yıl

A+A-

 

Tam 40 yıl olmuş. 12 Aralık’ta Yenidüzen’in 40. yaşını kutladık. 1974 sonrası geçen 41 yılın 40 yılına sayfalarda tanıklık etmiş bir 40 yıl…
Yenidüzen bu yaşa gelene kadar elbette ki çok şeyler yaşadı.
Düzene karşı savaş verdi, farklı bir ses yarattı, çok badireler atlattı…
Gazeteyi yaratanlar, okurları, destek verenler hiç yalnız bırakmadılar Yenidüzen’i bu geçen sürede…
Aslında çok da hamaset yapmak istemiyorum geçmiş hakkında…
Bu 40 yılın görkemini ortaya koyarken özellikle son yıllarda teknolojiyle birlikte okurun, severin desteğinde farkında olmadan (bütün gazeteler için geçerli) yaşanan düşüşü de belirtmek isterim doğrusu…
Yenidüzen okuruna hiçbir zaman haksızlık etmek istemem ancak teknolojiyle birlikte gazete okuma oranının eskiye oranla düşüş yaşadığı da bir gerçek…
Gazeteler artık internet ortamında okunuyor…
Bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar bayiden aldığımız, elimizde tuttuğumuz, koltuğa yayılıp okuduğumuz gazete kâğıdının önüne geçmiş durumda…
Artık ertesi gün gazetede çıkacak haberi önceden, anında internet ortamında okumak mümkün.
Yenidüzen’in web sayfası bu gelişmelere paralel olarak sürekli kendini yeniliyor.
Teknolojide böyle gelişmeler yaşanırken gazeteler de daha çok özel haberlerle rakiplerinin önüne geçmeye çalışıyor.
İşte bu açıdan Yenidüzen, haklı bir gururu yaşıyor. Çünkü genç ve başarılı haber kadrosuyla her gün çeşitli özel haber üretmek yönünde büyük bir çaba sarfediyor ve bu yöndeki başarısını da ortaya koyuyor.
Gazeteler arasında bir tarama yapılırsa en fazla özel haberin olduğu gazete olduğumuz görülebilir…


***


12 Aralık’ta yeni yaşımıza girerken yeni bir döneme de girdik.
Gazetemizin görüntüsünde, sayfa düzeninde yenilikler yaptık… Hafta sonları ek yayınlarımıza devam ediyoruz.
Bir süredir gazete kâğıdında yayınladığımız adres kıbrıs ekimiz dünden itibaren yine dergi formatında, kuşe kâğıda basılı olarak evlerinize girmeye başladı. Israrlarınıza dayanamadık. “Biz dergi halini isteriz” dediniz… “Onun keyfi başkaydı” dediniz… “Dolu dolu dergi, parlak renkleri özledik” dediniz… Biz de bu istekleri dikkate almamazlık edemezdik ve isteğinizi yerine getirdik.
Gaile ekimiz de yine pazarları düşünce ekimiz olmaya devam ediyor… Yine Pazar günleri poşet içinde gazetenizi, gaile’yi ve adres kıbrıs’ı bayiinizden alabileceksiniz.


***


Genelde gelirlerin tl, giderlerin döviz olduğu ülkemizde gazete yayıncılığı yapmak çok zor. Diğer sektörlerde de aynı sorun yaşanıyor. Yani ülkemizde üretim yapmak, hizmet sunmak, esnaflık ve sanayi gerçekten zor işler…
Bu zor şartlarda biz de gazetemizi her gün üretmeye çalışırken hem okurlarımıza hem de reklamlarıyla gazetemize katkı koyanlara içten teşekkürlerimizi tekrar tekrar yinelemek istiyorum.

   

 

----------------------------------------------------

 

Sevgiyi unuttuk!

Eskilere özlemi hep dile getiririz. Eski günler, eski bayramlar, eski dostluklar, eski komşuluklar, eski mahalleler, eski arkadaşlıklar, hatta eski organik ürünler…
Günlerin getirdiği yeni şeyler olurken, götürdükleri de oluyor ne yazık ki! Bunlardan en önemlisi de eski dostluk ve arkadaşlıklar… Şanslı olanlarımız var mutlaka, bir kısmımızın eskilerde buldukları dostlukları şimdilerde yaşayanlarımız da olabilir ancak yine eskisi gibi değildir diye düşünüyorum. Eski dostluklarda bir başkalık vardı, paylaşım vardı. ‘Benim, senin’ gibi bir ayırım yoktu. Özellikle öğrencilik yıllarında dayanışmanın en güzel örneklerini yaşardık. Şimdi artık her şey o kadar bireyselleşti ki, o kadar ‘ben’ci olduk ki normal bir yaşamı böyle algılıyor olduk. Birinden ne kadar fazla zengin, ne kadar fazla güzel, ne kadar fazla maldar, ne kadar büyük makam sahibi olursak o kadar değerli olduğumuz yanılgısına düşer olduk ama bir ayrıntıyı da, hem de çok önemli bir ayrıntıyı da unutur olduk. Sevgiyi… Hayatlarımızı sevgisiz yaşar olduk ama çok da umursamadık açıkçası... Umarım farkederiz.

--------------------------------------------------------------------------


BANA GÖRE

İki sınıf!

Toplumda iki ayrı sınıf oluştu gibi… Bu iki grubu işçi sınıfı, sermaye olarak ayırmıyorum ama… Biri refah içinde olanlar, diğeri ayı zor geçirenler… Bana göre Kıbrıs’ın kuzeyine özgü bir gelişim! bu… Birinci sınıfı kamuda çalışanlar, diğer sınıfı özelde çalışanlar olarak gruplandırabiliriz. İkinci gruba esnaf da girebilir, küçük sanayici de… Bu grupta ayı çıkarmak gittikçe zorlaşıyor. Çünkü birbirlerine çok bağımlılar… Çalışan yanında çalıştığı esnafın veya küçük sanayicinin gelirini artırıp ona da artış yapmasını bekler ama işin sahibi de gelirinin artmasını çoğu zaman boş umutlarla bekler. Kamu rahattır, “bulacan canım, bulamazsan gidecen canım” deme rahatlığına! bile sahiptir.

--------------------------------------------------------------


ÖNERİ

Çevre Dairesi kapansın

Çevre Dairesi’nin faaliyetlerini çok merak ediyorum. Anayollar temizlenecek, belediyeler temizliyor, örneğin Gönyeli ve Dikmen Belediyeleri güç birliği yapıyor, Lefkoşa-Girne yolunu temizliyor… Bir ağaç kesilecekse veya budanacaksa nedense ağacın cinsine göre izni ya Kaymakamlık, ya Orman Dairesi, ya da Belediye veriyor. İnşaatın atıkları, çöpler yerel yönetimlerden soruluyor, çevre planlamasını Şehir Planlama Dairesi, belediyeler yapıyor… Çevre Dairesi’nin kuruluş, varoluş amacıyla ilgili ciddi bir veri ortada göremiyorum. Ben mi yanılıyorum yoksa doğruluk payı var mı bu yazıda? Eğer biraz da doğruluk payı varsa benim önerim; şimdi moda ya! Daire kapansın, “çalışanları devlete alınsın” diyemiyorum çünkü zaten devletteler, o zaman başka dairelere dağıtılsın.

----------------------------------------------------------------------------


GÜZEL SÖZLER

Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler. (Wieslaw Brudzinski)

Bu yazı toplam 1035 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar