1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 34 sene hatırı var!
34 sene hatırı var!

34 sene hatırı var!

Kaleci Emre son penaltı vuruşunu kurtarırken, uzadı adeta elleri ve büyüdü... Sonrasında geçen 15, 20 dakikalık bölümü anımsamıyorum çünkü herkes öylesine bir coşkuyla sarıldı ki birbirine.. Kolay değil 34 senelik hasretti bu! Kupa yine Doğan'ındı...

A+A-



Kaleci Emre son penaltı vuruşunu kurtarırken, uzadı adeta elleri ve büyüdü...

Sonrasında geçen 15, 20 dakikalık bölümü anımsamıyorum çünkü herkes öylesine bir coşkuyla sarıldı ki birbirine..

Kolay değil 34 senelik hasretti bu!

Kupa yine Doğan'ındı...

 

* * *

Bu kadar çok Leymosunlu uzun aradan sonra ilk kez buluşmuştu tribünde.

Çoğu "sarı-lacivert aşkına" İstanbul havalı taraftar grubu da hiç susmayınca.. 

Bir de karşılıklı goller, "kazandık", "galiba kaybettik", "maça yeniden ortak olduk" gel gitleri yaşanınca..

Uzayınca maç ve 120 dakika oynanınca...
Kırmızı kart, hakeme öfke, dişe diş bir mücadele sürünce…

Hele de penaltılara kalınca iş...

Tadına doyum olmadı kupanın...
Doğan, kaymağı üfürdü, sonra yudumladı zaferi!..
34 sene hatırı vardı!

 

* * *

1978'deki kupa finalinde, tribünde 7 yaşında bir çocuktum.

Lisi'deydim maç, hiç unutmam tahtaydı tribünler ve sallanıyordu...

Kavgalar çıkmıştı, Mete goller atmış, Yenicami yan yatmıştı…
O günün tribünleri nasıl Mete'yi unutmamışsa, bugünün çocukları da Sabri’yi anımsayacak golleriyle…
Ve bu kadro, Caner Hoca’dan Afün’e, Emre’den Raif’e, Aydın’dan Sarı’ya, Ahmet Saygı’dan Eser’e dek geçecek tarihe…


* * *
Küçük Kaymaklı’nın kadro genişliği ve derinliği daha öndeydi aslında…
Ama tüm oyunu Debola’nın üzerine kurdular!
Yalnızca O’na…
Hakkını vermek gerek bu ne çabukluk, bu ne bitmez enerji Debola’da…
Sarı-Lacivertli takım dört ayrı oyuncu koştu peşine, olmadı; tuta çeke, ite kaka durdurabildi anca…
Maça iki takım da ortaktı, mutlak gol pozisyonları, hem Doğan adına kaçtı, hem de Kaymaklı…
Ama futbol aşkı da, şansı da Doğan’ın yanındaydı…
Üstelik, Doğan’da Münir gibi, Kenan gibi, Essaso gibi isimler, gerçek performanslarının çok altında kaldı.
Sahaya iyi yayıldı yine de Doğan, kimi anlarda oyunu daraltı, baskı kurdu; top kayıpları çok olsa da, hele paniklemediği anlarda sezon boyunca yapmadığı kadar pas yaptı…
Defansta Eser ve Sarı, ortada Zuma ve Raif, ileride Sabri en iyileriydi Doğan’ın; son bölümde Ahmet Saygı ile Aydın da devreye girdi…
Ve Emre, günün iyisiydi ki, kupayı Doğan’a verdi…

* * *
Kaymaklı, belli ki sahada ya da dışarıda “kötü yönetildiği” için kaybetti hem ligi, hem de kupayı…
Kulübedeki kat-kravat “öfke” ve yerinde duramayan “tahrik” aklın yerini alınca, sahaya da “telaşlı” ve “plansız” bir futbol yansıdı genelde…

* * *
Final nefisti, unutulmazdı…
Doğan da Kaymaklı da aynı derecede hak etti alkışı.
Hakeme ise her iki tribün de kahretti…
Jeffrey’nin sarısı varken, arkadan çelme attığı pozisyonda “kırmızı” gösterecek cesareti olmadı Malek hocanın, oysa, Doğan’dan Zuma’yı saha dışına göndermesini bildi!..
Zuma kararı doğruydu, Jeffrey’deyse nedense dondu!
Maçın başında Kaymaklı’nın penaltı pozisyonu, tartışılabilirdi...
Yine de, “hatalar” sonuca etki etmedi kanımca…
Etse de… Maç bitti… Doğan güldü…
Ve şampiyonluk geldi…
Oğlum, bir tutam çim kopardı sahadan, kupanın anısına…
Umarım, beklemek zorunda kalmaz, babası gibi 34 sene boyunca…
Ve yine umarım ki, “bizim” futbolumuza dair bu heyecan, sürer daha nice 34 senelerde…
Son sözüm de, dostum Murat Girgen’e…
Bu kupa, sana yakıştı!..

 

 

 

 

Bu haber toplam 1166 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler