1. YAZARLAR

  2. Sami Özuslu

  3. 21'İNCİ YÜZYIL KÖLELERİ
Sami Özuslu

Sami Özuslu

Yazarın Tüm Yazıları >

21'İNCİ YÜZYIL KÖLELERİ

A+A-



İnsanlık tarihinde çeşitli kölelik dönemleri var.
En ilkelinden şimdi yaşadığımız çağda görülen modernine kadar...
Çünkü sömürü bitmedi.
Egemen sınıflar bir yolunu buluyor insanı da, doğayı da, hayvanı da
sömürüyor.
Kapitalizm adı verilen sistem bu çağda rakipsiz de kaldığından, sömürünün
dozu artıyor.
Sadece kadın bedeni, çocuk emeği, geri bıraktırılmış ülke toprağı, zengin
yeraltı kaynakları değil sömürülen.
Sömürü her yerde var.
Ama az, ama çok...
Hepimiz sömürülüyoruz.
*  *  *
Meseleyi teorik ya da uzak diyarlar çerçevesinde değil, aksine kendi
yaşadığımız coğrafyada ele alalım. Bakalım bakalım bizde sömürü durumu
neymiş...
Mesela Kıbrıs'ta en fazla kim sömürülüyor?
Yabancı işçiler mı?
Gece kulübünde çalıştırılanlar mı?
Çocuk işçiler mi?
Özel sektör çalışanları mı?
Yapılan iş ve karşılığında alınan ücret ile diğer haklar bakımından en çok
sömürüye uğrayan kesimler arasına memurları da koyabilir miyiz?
Yoksa onlar burjuva mertebesine mi erdiler?
*  *  *
1 Mayıs arifesinde sömürünün geldiği noktaya bakarken, konuya sadece
iş/ücret açısından bakmak yanıltıcıdır.
Zengin olmayan bir ülkede yaşıyoruz.
En gerilerde değiliz belki ama dünya standartlarında 'gelişmemiş'
statüsündekilerle aynı ligdeyiz.
Dolayısıyla çok yüksek 'gelir' beklemek doğru olmaz.
Hoş, 'kişi başında geliri 25 bin dolara çıkarmak'tan bahsediyor zaman
zaman TC yetkilileri gerçi, ama bunlar 'reklam'dan başka bir şey değil.
Gülüp geçiyoruz zaten.
Bugünkü rakamlarla asgari ücretlinin yıllık geliri 6 bin dolar
civarındadır sadece.
Ortalama bir özel sektör çalışanının eline geçen para yılda 7-8 bin doları
geçmez.
Memurlarda da ortalama 12-14 bin dolardır bu rakam.
Geçindirmekle yükümlü olduğu çocuklara da bölünce bu geliri, iki yahut üç
kat azalıyor kişi başına düşen miktar.
Teorik değil, pratik hesaplar bu sonucu veriyor.
*  *  *
Ama asıl mesele bu da değil. Sömürünün önemli bir bacağı da giderlerdir
çünkü...
Bir başka deyişle, kazancınız bu ülke standardına göre 'akmazsa damlar'
olsa dahi, yağmak zorunda olduğunu harcamalar sizi bitirir.
Bizde olan bu değil midir zaten?
Doğrudur, 'tüketim toplumu' özelliklerini aldık, bir çılgınlık var bu konuda.
Tutumlu olmak, eskiyi tamir etmek yerine har vurup harman savuran, hemen
yeniyi almak ve lükse meyledenler az değil.
Lakin toplumun büyük kısmı böyle yaşamıyor.
Standart, normal bir yaşam sürenlerin de cebinde ya da bankasında durmuyor
kazandığı...
Neden?
Sürekli zam var çünkü.
Hayat pahalılığı var.
Devalüasyon var, sağ olsun TL sayesinde...
Sömürünün diğer adlarıdır aslında 'hayat pahalılığı', 'enflasyon',
'devalüasyon'...
Çünkü birilerinin cebine gidiyor, elini kolunu kaldırmadan, sizin alım
gücünüzden eksilen...
'Artı değer' üstünden yapılır Marksizm'de sömürünün hesabı...
Bugünün 'artı değeri' emekten çalınan değil sadece...
Her an, her şekilde sömürülüyoruz, çoğu teknolojik maskelerle...
Gıkımız da çıkmıyor hem pek, çalınırken alın terimiz...
Bir tür köleyiz, 21'inci yüzyılda.
*  *  *
'Yaşasın 1 Mayıs!'
Ama sol 'bu kölelikten nasıl kurtuluruz'un cevabını bulmalı.
Acaba nasıl yapmalı?

Bu yazı toplam 699 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar