1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 2012 Londra Olimpiyatları’nın düşündürdükleri
2012 Londra Olimpiyatları’nın düşündürdükleri

2012 Londra Olimpiyatları’nın düşündürdükleri

Dört yıldır merakla beklenen ve çok konuşulan 2012 Londra Olimpiyatları açılışı gibi, görkemli bir kapanış töreni ile sonlandı. Tüm dünya devlerini izlediğimiz bu büyük organizasyonda kuşkusuz Kıbrıslıtürkler olarak, bizleri 4x400m. Meliz Redif’in

A+A-

 

 

Dört yıldır merakla beklenen ve çok konuşulan 2012 Londra Olimpiyatları açılışı gibi, görkemli bir kapanış töreni ile sonlandı.

Tüm dünya devlerini izlediğimiz bu büyük organizasyonda kuşkusuz Kıbrıslıtürkler olarak, bizleri 4x400m. Meliz Redif’in Türkiye Atletizm Milli Takımı’nda yer alması ilgilendirmekteydi. Ayrıca, 114 kişilik büyük bir kafile ile iddialı bir şekilde Londra Olimpiyatlarında yer alan Türkiye ile sadece 13 atletle atletizm ve yelken gibi branşlarda dünyaya kafa tutan, Kıbrıslırumların gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti de ilgi alanımızdaydı.

15 Kasım 1983’de de facto olarak kurulan ve sadece kendisinin bu cumhuriyeti tanıdığını iddia eden Türkiye Cumhuriyeti’nin bile pratikte tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bu tanınmamazlığın getirdiği olumsuzlukla Londra Olimpiyatlarında sadece seyirci oldu.

Ne var ki, bu büyük organizasyonda KKTC gibi BM tarafından tanımamış ülkelerin sporcularının olimpiyat bayrağı altında yarışabildiklerine tanık olduk.

Birleşmiş Milletler tarafından tanımayan ülkelerden beş sporcu Güney Sudan’dan Guor Mariel , Curraco’dan 8 Hollanda Atilleri) Liermarvin Bonevacia 400 m., Reginald De Windt Judo ile kadın yelkenci Philipine van Aanholt bu büyük organizasyonda olimpiyat bayrağı ile katıldı.

Bu noktada, modern olimpiyatların kurucusu olan Fransız Courbet’in o ünlü söylemi “Olimpiyatlarda kazanmak önemli değil, katılmak önemlidir” söylemini yerine getiren bu beş atlet, olimpiyat tarihinde yer aldı.

İşte, bu atmosferde büyük iddialarla giden Türkiye Cumhuriyeti ikisi altın, ikisi gümüş ve biri bronz olmak üzere sadece beş madalya ile sukut-u hayale uğrarken, 13 kişilik Kıbrıs Cumhuriyeti kafilesi yelkende bir gümüş madalya alırken, devlerin yarıştığı atletizmde yüksek atlamada finale yükseldi.

Türkiye Cumhuriyeti adına 4x400m. Takımında yarışan Meliz Redif ne yazık ki finallerde sadece kendi performansına bağlı olmayan bir yarışta serisinde sekizinci sırada yer alabildi.

Kuşkusuz, bu yarışta ipler Meliz’in elinde değildi. Keşke, Meliz branşı olan 400m.de olimpiyat barajını geçseydi de bireysel bazda bu temsiliyeti yaşayabilseydik.

Tüm bu gerçekler ışığında, olimpiyat bayrağı altında olimpiyatlarda yer alınabileceğine göre, Kıbrıslıtürklerin olimpiyat barajını geçmeleri halinde, Kıbrıs sorunu çözülene kadar Olimpiyat bayrağı altında yarışabileceği gerçeği ortaya çıktı.

Bu saatten sonra, Kıbrıs sorunun çözümü ufukta görünmediğine göre,  2016 Brezilya’da düzenlenecek olimpiyatlarda yer almak için devlet ile Olimpiyat Komitesi tüm güçlerini seferber etmelidirler.

Zaten, başta Meliz olmak üzere, Yiğitcan gibi büyük yetenekler hedeflerini 2016 Olimpiyatlarında döndürdüklerini açıkladılar.

 


Sertoğlu’nu, Gökbilen’e karşı destekliyorum

 

Bu günlerde, spor gündemini çok ilginç bir çatışma meşgul ediyor. Aslında, dünya görüşü olarak aynı kampta bulunan sağcı mı diyeyim, milliyetçi mi diyeyim, en azından iki UBP’li Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu ile KKTC MOK gibi bir ne olduğu belli olmayan bir kurumun başkanı Eyüp Zafer Gökbilen bir iktidar kavgasına giriştiler.

Yıllar önce, Barış Harekatı’ndan sonra 1976 yıllarında Kuzey Kıbrıs’a gelen ve ünlü bir teakwondocu olduğunu iddia eden Eyüp Zafer Gökbilen KKTC vatandaşı olduktan sonra milliyetçi cephede yer alınca bir yıldız gibi parlamaya başladı.

Önce, kurduğu KKTC Taekwondo, Budo vs. Federasyonu’nun başkanı olduktan sonra, dernekler yasasına göre kurulan KKTC MOK’un başkanlığına bir daha kalkmamak üzere oturdu.

Arkasını, delegesi olduğu UBP hükümetlerine dayayan Gökbilen, CTP-BG hükümetlerinin görevde olduğu dönemde pasifize edilmesi çabalarını da 2009’da yeniden iktidar olan UBP ile kurtardı.

Ne var ki, Gökbilen “tam rahata kavuştum” derken, hiç de beklemediği bir cepheden kendi partisinin güçlü bir adamı olan Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu tarafından ağır şekilde saldırıya uğrarken, neye uğradığını şaşırdı.

KKTC MOK’un çarpık üye yapısı nedeniyle buralarda söz sahibi olamayan Futbol Federasyonu Başkanı Sertoğlu ile yanına çektiği 28 spor Federasyonu Gökbilen’i kendilerine göre yasal zemine çekme kavgasına girişti.

Ancak, elinde bulunduğu bu gücü kaptırmak istemeyen Gökbilen de karşı saldırıya geçerek, adeta Sertoğlu’nu sallamadığını iddia etti.

İşte, bu noktada, Gökbilen’in hizaya gelmemesi halinde 29 Federasyon ile yeni bir Milli Olimpiyat Komitesi kurma aşamasına gelen Sertoğlu bu kavgaya devam etme kararlılığında.  

Konu ile ilgili olarak dün bir basın bildirisi yayınlayan Sertoğlu, Gökbilen’i “ÇARPIK DÜZENİN BEKÇİLERİ olarak tanımalarken, “çarpık düzenin bekçileri yalan yanlış ifadelerle bizlerin işlemlerimizi gerçekleştirmediğimizi ifade ederek kamuoyunu yanıltılıyor” ifadeleri kullandı.

Sertoğlu devamla,  “GÖKBİLEN HÜKÜMDARLIĞI” olarak nitelendirdiği KKTC MOK’ hakkında  “Sayın Eyüp Zafer Gökbilen’in yıllardır kendi hükümdarlık alanı ilan ettiği MOK’u bu çarpık yapılanmadan kurtararak saygın bir noktaya taşıma amacımızdan geri adım atmayacağız” dedi.

Aslında, kişi olarak birbirimizi sevmediğimiz Sertoğlu’nun KKTC MOK karşısındaki duruşunu ve mücadelesini sonuna dek destekliyorum.

KKTC MOK’un kurtuluşu bu şekilde olacaksa, başarılı olması halinde, kendisini ve Futbol Federasyonu’ndaki icraatlarını eleştirme hakkımı saklı tutmak koşuluyla, Sertoğlu’nu ilk kutlayan ben olacağım.

 


Soydan Sakallı’nın bebekleri

 

 

 

Dünyada, bu kadar kavga ve insanların birbirlerini adeta yedikleri günümüzde güzel şeyler de oluyor. Böylesine travmaların yaşandığı bir ülkede dünyanın en güzel varlıkları olan bebekleri göz ardı edemeyiz.,

İşte, bu güzelliklerden biri geçtiğimiz Perşembe günü Spor yazarı arkadaşımız Soydan Sakallı ile sevgili eşi Meliha’nın, Atilla Topaloğlu Stadı’nda oynanan Çetinkaya-Gençlik Gücü maçını ikizleri Ceren-Laren idi.

Babaları Soydan Sakallı’nın kucağında deklanşörümüze takılan bu iki bebek mutluluğun ta kendisi değil mi?

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 504 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler