1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 2012 AWID Formu’nda Neler Konuşacağız?
2012 AWID Formu’nda Neler Konuşacağız?

2012 AWID Formu’nda Neler Konuşacağız?

Feminist Atölye: Kadın hakları, feminist politika, uluslararası kalkınma ve sosyal adalet alanında çalışan aktivist, akademisyen ve meslek sahibi grupların katılacağı bu forumda, ele alınan konu başlıkları ve çalışma grupları şöyle

A+A-

 

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

 

Sevgili FEMA okuyucuları,

Bu yıl 19-22 Nisan tarihleri arasında, İstanbul’da düzenlenen ve FEMA olarak bizim de katıldığımız AWID Formu ile ilgili bilgileri iki haftadır sayfamız aracılığı ile sizlerle paylaşıyoruz. Kadın hakları, feminist politika, uluslararası kalkınma ve sosyal adalet alanında çalışan aktivist, akademisyen ve meslek sahibi grupların katılacağı bu forumda, ele alınan konu başlıkları ve çalışma grupları şöyle:

 

       Emek ve Çalışma

       Militarizm, Şiddet ve Çatışma

       Devletin Rolü

       Cinsellik

       Gezegen ve Ekolojik Sağlık

       Finans Akışları

       Kaynakların Kontrolü ve Kaynaklara Erişim

       Özel Sektör ve Şirket İktidarı

       Kültür ve Din

       Küresel Yönetişim

 

 

1)   Emek ve Çalışma

Formel, enformel, geçim, hane, topluluk, bakıcı, gönüllü, doğurgan… Kadınlar her an bu çok sayıdaki çalışma ‘sınıflarının’ içindedir. Gelgelelim kadınların çalışmasının büyük bölümü görünmez kılınmıştır, çoğunlukla ya resmen çalışma sayılan şeyin dışındadır ya da azımsanıp az ücret verilmektedir. Kadınlar ekonomideki ilerleyişlerinde çeşitli engellerle (sömürüden tarım-endüstrideki güvensiz çalışma koşullarına, giyim fabrikaları ve diğer sektörlerden büyük şirketlerde yönetim pozisyonlarına ilerlemeyi engelleyen ‘cam tavana’, enformel ticaretin daha karlı sektörlerinden dışlanmalarına) karşılaşmaktadır. Geçmiş yıllarda pek çok bağlamda çalışmanın doğasında önemli değişikliklere tanık olduk. Aynı zamanda kadınların giderek çeşitlenen ekonomik ilişki biçimleri ve geliştirdikleri geçim araçları daha görünür hale geldi. Yeni teknolojiler emek ilişkilerinde zaman zaman kadınların çalışma durumunda büyüyen güvencesizliğe katkı yapan daha geniş esnekliği teşvik etmektedir. Zaman ve kaynak yokluğu, ‘üretken’ çalışma hayatının talepleri birçok bağlamda ‘bakım krizine’ katkıda bulunmuştur. Kadın göçünde değişen eğilimlerin çalışma pratiklerinde önemli bir etkisi vardır. Keza çalışma önündeki engeller ve fırsatlar toplumsal cinsiyet, engellilik/engelsizlik, yaş, etnisite, sınıf ve cinsel yönelim dâhil, kadınların farklılıkları doğrultusunda önemli ölçüde değişiklik göstermektedir.

Kadınlar için geçim kaynağı yaratacak adil, sürdürülebilir yolları hayata geçirmek için ekonomik gücü dönüştürmek, kadınlar için çalışmanın nasıl tanımlandığını ve neyin değer kazandığını etkilemeyi gerektirir. Bakım ekonomisinin değer kazanması, sosyal koruma ve diğer sosyal hizmetlerin kamu tarafından sağlanmasıyla gerçekleşir. Sendika, seks işçileri örgütlenmesi, ev içi ve ev eksenli çalışan işçi örgütlenmesinin yanı sıra kooperatif ekonomileri ve “insan onuruna yakışır çalışma” gündeminden öğrenecek çok şey vardır.

Kadınlar mevcut emek eşitsizliklerine karşı nasıl örgütleniyorlar, başlıca stratejileri ve önerileri nelerdir? Son dönemde hükümetlerin kadınların işçi hakları ve ihtiyaçlarına cevapları ne olmuştur? Sendikalar kadınların taleplerine nasıl cevap veriyor (ya da vermiyor)? Kadınların enformel çalışmaları ekonomik kalkınmaya nasıl katkıda bulunuyor, bu sektördeki kadınlar bu katkıların tanınması ve işçi haklarının hayata geçmesi için nasıl örgütleniyor? Kadınlar bakım ekonomisine ilişkin nasıl alternatifler oluşturuyorlar?

 

2)   Militarizm, Çatışma ve Şiddet

Militarizasyon yükselen, küresel bir fenomendir. Silahlanma, güvenlik gücü ve savaş harcamaları ulusal bütçelerin önemli ve yüksek kalemlerini oluşturarak küresel ekonomiyi kamçılamaktadır. Giderek özel sektöre de yayılan çok sayıda aktör silahlanmadan ve militarizimden kar sağlamaktadır. Öte yanda askeri kuvvet, hâkim ekonomik güçleri ayakta tutmak veya kimi zaman sarsmak için kullanılmaktadır. Silahlı çatışmalar genellikle ülkelerin ve toprak, petrol, su, mineral gibi doğal kaynakların kontrolü vb. ekonomik çıkarlarla doğrudan bağlantılıdır.

Artan militarizm ve çatışmanın birçok toplumsal cinsiyet temelli etkisi bulunmaktadır. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, hâlihazırda savaş suçu olarak tanınan tecavüz gibi kadına yönelik şiddet biçimleriyle savaşların öncesinde, savaş sırasında ve sonrasında artmaktadır. Militaristleşmiş koşullarda, artan paramiliter gruplar ve örgütlü suçla (bunların hâkimiyet ve güçlerinin kapsamının da artmasıyla) birlikte, kadın cinayetleri ve kadının insan hakları savunucularına saldırılar yaygın hale gelmiş ve giderek normalleşmiştir.

Kadınların sınırlı ekonomik gücü (evde, ulusal ve küresel bütçeler üzerinde) özellikle çeşitli açılardan marjinalleştirilmiş kadınlar açısından toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle nasıl bir ilişki içindedir? Kadınların anti-militarizm kampanyaları ve geçiş dönemlerinde adalet süreçlerindeki rolleri ekonomik eşitsizliklere nasıl yaklaşmaktadır? Kadın hakları savunucularının korunması için hangi stratejiler başarılı olmuştur? Kadın hakları savunucuları bu sorulara ne tür cevaplar üretmektedir? Barış oluşturma süreçlerinde kullanılan araçların hangileri, hangi ‘güvenlik’ vizyonları kadınların ekonomik refahını kapsamaktadır?

 

3) Devletin Rolü

Dünya çapında devletlerin rolü ve gücü sürekli olarak değişmektedir. Pek çok ülkede neoliberal politikalar devletin rolünü keskin bir biçimde sosyal kontrol ve güvenliği sağlamakla sınırlamış, böylece demokrasi kavramının içini boşaltmıştır. Bu kısıtlı rol, özel sektör çıkarlarına hizmet etmektedir, emeğin deregülasyonunu ve sağlık, eğitim ve barınma harcamaları pahasına ticaret ve yatırımı teşvik etmek için korumacı politikaların kaldırılmasını kolaylaştırmaktadır. Bazı devletler korumacı politikalar uygularken, diğer hükümetler devletin rolü ve büyüklüğünü hem korumuş hem de büyütmüştür. Aynı dönemde sosyalizm sonrası devletler, siyasal demokrasi ve kapitalizme geçiş sırasında çıkarlarını güvence altına almanın mücadelesi vermiştir. Geçtiğimiz birkaç yılda çok sayıda sistematik kriz tüm devletlerin statükosunu sarsmıştır. Bazı hükümetlerin kadınların eşitlik taleplerine verdiği dikkate karşın, kapsamlı politikaların (sosyal harcamaları destekleyecek uygun finansal politikalar veya kadının ulusal gelire katkısının uygun bir şekilde tanınması da dâhil) eksikliği birçok ülkede kadının tam ve eşit katılıma, ekonomik ve sosyal bağımsızlığa kavuşmasını engellemiştir.

Kadın hakları savunucuları (hükümet yetkilileri dâhil) kadınların ve Romen topluluklar, göçebeler ve mülteciler gibi devletsiz halklar dâhil, diğerlerinin haklarını geliştirmek için devletin rolünü nasıl yeniden tanımlayıp güçlendiriyor? Kadın hareketleri ve müttefikleri ekonomik demokrasi çerçevesinde hükümet ve sivil toplum arasındaki ilişkileri nasıl yeniden biçimlendiriyor? Ekonomik ve sosyal haklar dâhil, kadının insan haklarının korunup yerine getirilmesi için devletleri hesap verebilir kılacak etkili stratejiler neler? Hangi hükümetler kadın haklarına duyarlı etkin politikaları hayata geçiriyor? Kadınların ulusal kaynak ve bütçe tahsisinin yeniden dağıtımına yönelik karar alma süreçlerine, yerel ve ulusal yönetimine katılımını arttırmak için etkili mekanizmaları nelerdir? Dönüştürücü sosyal güvencenin alternatif vizyonları nelerdir?

 

(devamı haftaya)

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 823 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler