1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 178 öykü
178 öykü

178 öykü

Bir öykü yarışması düzenledik. YENİDÜZEN ve Deniz Plaza işbirliğinde düzenlediğimiz yarışmamıza 178 öykü geldi. Çok güzel bir katılım… Gelen öyküler dün toplanan jürimiz tarafından değerlendirilmeye başlandı. Neriman Cahit, Yurdagül Akcansoy ve Ayte

A+A-

 

 

Bir öykü yarışması düzenledik. YENİDÜZEN ve Deniz Plaza işbirliğinde düzenlediğimiz yarışmamıza 178 öykü geldi. Çok güzel bir katılım… Gelen öyküler dün toplanan jürimiz tarafından değerlendirilmeye başlandı. Neriman Cahit, Yurdagül Akcansoy ve Ayten Deniz, zor ama keyifli bir çalışma yapacak.

9, 10, 11 ve 12, 13, 14 yaşlarından oluşan iki grupta değerlendirmeye alınan öykülerimizde çocukların hayalleri, düşünceleri, kurguları, istekleri, gelecekle ilgili endişeleri var. Harika öyküler var içlerinde… Kimisi verilen konuları kompozisyon, kimisi düşüncelerini aktaran yazılar, kimisi de hayallerini kurgulayarak öykü yazmış. Hepsi de bir emeğin sonucu… Bütün katılımcılara teşekkür ederim.

Öykü konularımızı üç başlık altında vermiştik: “Artık barışa uyanmak istiyorum”, “Hey büyükler! biraz da bizi dinleyin” ve “Dünya sadece bizim değil”… Bu üç konudan birini veya birden fazlasını seçip bize yazılarını gönderdi çocuklarımız… Tabii ki bu çalışmada okullarımızın ve öğretmenlerimizin büyük emekleri oldu. Okullar dışında bireysel katılımlar da oldu ancak çeşitli okullarımızdan bizlere oldukça fazla sayıda öyküler de geldi. Ülkenin dört bir yanından, Lefkoşa’dan, Girne’den, Güzelyurt’tan, Mağusa’dan, Karpaz’dan, Mesarya’dan… Devlet okulları ve özel okullar öykü yarışmamıza büyük ilgi gösterdiler. Bazı öğretmenlerimiz zamanlarını vererek çocukları bu yarışma için çalıştırdılar. O yüzden de özel ve devlet okullarının yönetici ve öğretmenlerine ve elbette ki evlerde çocuklarını öykü yarışmamız için teşvik eden, onlara destek olan velilerimize çok büyük teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bu özverili çalışmaların sonunda gazetemize öyküler yağdı. İçlerinde çok güzel öyküler var. Çocukların ve gençlerin büyük hayal güçleri, oldukça geniş hayalleri var. Haklı talepleri var büyüklerden, yöneticilerden… 200’e yakın öykü… Yarışmamızın daha birinci yılında… Bu katılım bizleri gelecek yıl için de heyecanlandırıyor. Ve gelecek diğer yıllar… Jürimizin değerlendirmesinden sonra sonuçları önümüzdeki günlerde açıklayacağız. Gazetemizde sonuçlar yer alacak. Kazananlar ayrıca bilgilendirilecek. Öne çıkan öykü ve yazılar daha sonra gazetemizde, eklerimizde yayınlanacak. Deniz Plaza’nın hediye çekleri ve YENİDÜZEN’in bütün katılanlar için katılım belgeleri dağıtılacak. Bir kez daha katılanlara, destekleyenlere teşekkürler.


 

Ölü kentler

Pazar günü sayıldık ama acaba nasıl bir sonuç çıkacak. Veya sonuç sağlıklı çıkacak mı? Kafalarda merak edilen sorulara yanıt bulunabilecek mi? Toplam nüfusumuz nedir? Kaç kişi vatandaş, kaç kişi kaçak, kaç kişi vatandaş değ il ama vatandaş gibi… Kaç kişi giriyor, kaç kişi çıkmıyor?

Örneğin benim bölgemde sayım memuru 20 daireye girmiş, sadece 7 dairenin Kıbrıslı olduğunu saptamış. Diğer daireler TC olabilir ama vatandaş da olabilir, yani çift uyruklu olabilir ama öyle de değil. Burada çalışan, vatandaş olmayan ama vatandaş gibi olan kişiler… Kimsenin işine gücüne bir kastımız yok ama durum da böyle…

Ve başka merak edilen, bundan sonraki sayımda da evlere kapanacak mıyız? Şehir merkezlerinde “hava saldırısı var, herkes sığınaklara” gibi bir durum bir daha yaşanacak mı? Ölü kentler bu çağda bir kez daha olacak mı? Bakalım!

 


 

Telefon telleri

Bahçeli ve Karaağaç taraflarında telefonlar uzun zamandır çalışmıyor veya arızalı… Bir gidiyor bir geliyor. Bunun nedeni de avcıların telefon tellerini delik deşik etmeleri… Bu öyle bir durum ki tek bir saşma bile telefon telini bulursa telefonlar felç oluyor ve kilometrelerce giden telde bir saşma deliğini bulup sorunu gidermek de büyük bir şans. Kilometrelerce tel yeniden değişiyor ama ondan sonraki av günü tekrar bir saşma teli bulursa yine felç oluyor bütün hatlar… Bu durum sadece Bahçeli ve Karaağaç için değil tabii, mutlaka başka bölgelerde de var.

Yani işin kısası avın doğal yaşamı yok etmesi gibi iletişime de zarar verdiği ortada… Biz daha av ruhsatı vermeye, başka av bölgeleri açmaya devam edelim. Ruhsat parası alacağız diye doğamızı görmezden gelelim, kilometrelerce telefon telini de bir kenara ayıralım, nasıl olsa gene değiştirmemiz gerekecek.   

 

 

 

 

Bu haber toplam 1374 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler