1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. 17 Aralık depremi
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Yazarın Tüm Yazıları >

17 Aralık depremi

A+A-

17 Aralık Türkiye  siyasi tarihine çok önemli bir tarih olarak geçti. 17 Aralık’ta da “Ergenekon” dahil önceki operasyonlarda olduğu gibi bu operasyon sabahın ilk ışıklar ile başlatıldı.
Bu kez hedefte “Ergenekoncular”, ya da “28 Şubatçılar”, yani kısaca “darbeciler” değil, “rüşvetçiler” vardı.
Önceki operasyonlarda neredeyse zil takıp oynayan AKP hükümeti bu kez kızgındı. Çünkü bu kez hedefte işadamları yanında bakan çocukları da vardı.
Ergenekon soruşturmalarında “ulusalcılar” sahneye çıkmış “bu davaların siyasi” olduğunu iddia etmişti.
17 Aralık operasyonları sonrasında “bu operasyonun siyasi” olduğu iddiasını bu kez AKP çevreleri ve Başbakan Erdoğan seslendirdi.
Türkiye’de böyle bir demokrasi var.
Elbette suç kesinleşmeden kimse suçlu değildir. Ama kimse kusura bakmasın ortada “ayakkabı kutularında gizlenen 4.5 milyon Dolar nakit para” ve bir bakan oğlunun evinde bulunan “para sayma makinası”nı nasıl izah edeceğiz?
Kaç kişinin evinde para sayma makinası olur?
Benim bildiğim para sayma makinası bankalarda, döviz bürolarında ya da günlük nakit işlem yapan büyük işletmelerde bulunur.
O nedenle operasyonlar siyasi denilerek bu olay kolay kolay örtülemez. Elbette bu AKP’ye zarar verecek. Hem de çok büyük zarar verecek. Ama bu olacak diye sonucu beklemeden operasyonu gerçekleştiren polisleri görevden almak, savcıları değiştirmek size birşey kazandırmaz.
Aksine yargı bağımsızlığını hiçe sayarak yargıya müdahale eden iktidarlar başka suçlamalara da hazır olmalıdır. 
Türkiye’deki bu operasyonların arkasında “Gülen Cemaati”nin olduğu iddiaları ise olaya başka boyutlar getiriyor.
2002’de girdiği ilk seçimde tek başına iktidara gelen AKP’nin en büyük müttefiki Gülen cemaati idi. Bu ittifak 11 yıllık kesintisiz AKP iktidarı boyunca da sürdü.
Ama geçen yıl cemaatla, Erdoğan ekibinin arası açıldı. Daha doğrusu derinlerde var olan sıkıntılar su yüzüne çıktı.
AKP çatısı altında kurulan koalisyon çatırdadı. Çatırtılar uzaklardan duyulur oldu. İlk çatlak Erdoğan ile Gül arasında yaşandı. Dışarıya fazla yansıtılmadı, ama içerde görünür biçimde devam etti.
Erdoğan’ın 2014 yılında ilk kez doğrudan halk tarafından seçilecek Cumhurbaşkanı olma isteği bu çelişkiyi tetikledi.
Cemaat bu durumda partinin başına Gül’ün geçmesini arzu ettiğini hissettirdi. Ama Erdoğan sağ partilerde sıkça görülen “Cumhurbaşkanı olsa bile partide iplerin kendi elinde olmasını isteme” hastalığına yakalanmıştı. Buna izin veremezdi.
İp koptu, oyun bozuldu.
Erdoğan yeni başkan adayı için “transfer girişimleri”ne başladı. HAS parti başkanı eski yol arkadaşı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’u ve Demokrat parti başkanı Süleyman Soylu’yu partisine kazandırdı. Kurultay sonrası oluşturduğu yeni  MYK’da her ikisini de başkan yardımcısı olarak aldı.
Cemaat bu girişimi Erdoğan sonrasına hazırlık olarak algıladı. Ardından da parti içinde cemaat yanlılarına karşı etkisizleştirme girişimi başlatıldı.
Dedikodu mahiyetinde cemaatın özellikle emniyette ve yargıda kadrolaştığı yayıldı. Bu aşamda Gülen cemaati lideri Fetullah Gülen hoca ile çelişkiler açığa çıktı.
Bu yılın ilk aylarında Erdoğan’ın ABD’ye yaptığı ziyaret sırasında heyette bulunan Bülent Arınç uzun süreden beri ABD’de yaşayan Fetullah Gülen’i ziyaret etmişti. Siyasi gözlemcilerin “Erdoğan-Gülen gerginliğini yatıştırma girişimi” olarak yorumladığı bu görüşmenin üzerinden aylar geçti. Belli ki sıkıntılar aşılacağına, tam tersi ipler koptu.
Erdoğan’ın dershaneleri kapatma kararı ve yakınlarının uyarılarını dikkate almadan kararında ısrar etmesi ise bardağı taşıran son damla oldu.
17 Aralık’ta başlatılan “rüşvet ve yolsuzluk” operasyonu için düğmeye basan Fetullah Gülen mi?
Türkiye medyasında öyle deniyor. AKP’ye yakın kaynaklar ise bunu “devlet içinde devlet” olarak nitelendiriyor.
Gerçekse ortada dönen rüşvet, yolsuzluk ve sahtekarlık dosyaları ile ayakkabı kutularında gizlenen milyon dolarlar, kargo uçakta keşfedilen ama “siyasi koruma” nedeniyle ellenemeyen 1.5 ton altın ile valizlerde taşınan yüzmilyonlardadır.
Şeffaflık olmadan demokrasi olmaz.

Bu yazı toplam 3545 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar