1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. '16 bin hasta 2 DOKTOR'
'16 bin hasta 2 DOKTOR'

'16 bin hasta 2 DOKTOR'

Lefkoşa Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Abidin Akbirgün, YENİDÜZEN’e önemli açıklamalarda bulundu: “2 doktorla ‘toplumun ruh sağlığı’ tedavi edilemez, böyle gitmez”

A+A-

Lefkoşa Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Abidin Akbirgün, poliklinik servisine yılda ortalama 16 bin hasta geldiğini söyleyerek, binlerce yetişkin hastaya kendisi dahil sadece 2 psikiyatri doktorunun baktığını, sistemin bu şekilde yürüyemeyeceğini açıkladı: Hastanemizde ben dahil olmak üzere toplam 2 doktor var

 

Didem MENTEŞ

Lefkoşa Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Abidin Akbirgün, poliklinik servisine yılda 16 bin hasta geldiğini söyleyerek, binlerce yetişkin hastaya kendisi dahil sadece 2 psikiyatri doktorun baktığını, sistemin bu şekilde yürüyemeyeceğini açıkladı. Normal vakalar dışında adaya gelen üniversite öğrencileri, adli vakalar, mahkumlar ve askerden gelen hastaların tümüne, 2 doktorun bakmasının imkansız olduğunu söyleyen Dr. Akbirgün,  hastaneye en yakın zamanda yeni psikiyatrisi alınmadığı takdirde işlerin durma noktasına geleceğine işaret etti.

Hastanede 98 tane hastanın yatılı tedavi görmekte olduğunu, 3’te 2’sinin sürekli bakım hastası olup, 3’te 1’inin ise kapalı serviste acil yatış ve çıkış yapan hastalar olduğunu aktaran Akbirgün, Denetimli Serbestlik Yasası’ndan 94 kişinin yararlanmakta olup, hastanede tedavi gördüğünü ifade etti.

Toplumun ruh sağlığının bozuk olduğunu savunan Dr. Akbirgün, “toplumun ruh sağlığına ihtiyacı var çünkü benim gözlemim toplumda çok fazla kişilik bozukluğu var bunun nedeni kültürdür, göçtür” dedi.

Devletin ruh sağlığı politikası olmamasına dikkat çeken Akbirgün, Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı’nın hazırlanıp gönderilmesine rağmen bir yıldır Meclis’ten geçmediğini dile getirdi.

Toplumun madde kullanımından bıkıp usandığını, devletin ekstra önlemler alması gerektiğinin altını çizen Başhekim Dr. Abidin Akbirgün, uyuşturucu politikası oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı.

 

YÜZLERCE HASTA… Hastanenin poliklinik servisine yılda 16 bin vaka hastaneye başvuruyor. Günde ortalama yatılı 1 vaka geliyor. Hastanede 98 tane hasta yatılı tedavi görüyor. Denetimli Serbestlik Yasası’ndan 94 kişi yararlanıyor.

 

“Psikiyatrisi ihtiyacımız var, sistem yürümüyor”

Lefkoşa Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 98 tane hastanın yatılı tedavi görmekte olduğunu belirten Dr. Akbirgün, bu hastaların 3’te 2’sinin sürekli bakım hastası olup hastanede kaldığını, 3’te 1’inin ise kapalı serviste acil yatış ve çıkış yapan hastalardan oluştuğunu söyledi. Uyuşturucudan dolayı Denetimli Serbestlik Yasası’ndan 94 kişinin yararlanmakta olduğunu söyleyen Akbirgün, hastaların 15 günde bir hastaneye gelerek tedavi gördüğünü aktardı. En sıkılıkla görülen hastalıkların ‘major depresyon’, ‘bipolar bozukluk’, ‘madde bağımlılığı’, ayakta tedavi merkezinde ise ‘kişilik bozuklukları’, ‘panik bozukluk’ ve ‘nevrotik bozukluk’ vakalarının görüldüğünü vurguladı. 

Lefkoşa Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde şuanda en büyük sorunun doktor eksikliği olduğuna işaret eden Dr. Abidin Akbirgün, kendisinden ayrı 1 yetişkin psikiyatrisi uzmanı, 4 çocuk psikiyatrist uzmanı ve 4 tane de psikolog olduğunu, bu psikologlardan birinin cezaevinden hastaneye gelip gittiği açıkladı. 

YETİŞKİN PSİKİYATRİSTİ 2 TANE… “En büyük sorun psikiyatrisi eksikliğidir. 1 tane yetişkin psikiyatrisizimiz var. Başhekim ve klinik şefi olarak ben de hastalara bakıyorum ama tek doktorla bu kadar hastaya bakmamız imkansız. Sistem bu şekilde yürüyemeyecek. En yakın zamanda bir psikiyatrisi alınmazsa işler durma noktasına gelecek”

“Yetişkin hastalara yeterli hizmeti veremiyoruz”

Akbirgün, hastanede başhemşire dahil 36 tane de hemşirenin görev yaptığını aktararak, hastaneye psikiyatri branşında hemşire alınması gerektiğine değindi. Çocuk psikiyatrisi sayısının yeterli olması nedeniyle hastalara gerekli hizmetin en iyi şekilde verildiğini söyleyen Akbirgün, yetişkinler için durumun farklı olduğunu söyledi. Başhekim ve klinik şefi olarak kendisiyle birlikte sadece 1 psikiyatrisi doktorunun hastanede çalıştığını bu nedenle hastalara yeterli hizmetin verilemediğine dikkat çeken Akbirgün, bu durumun yürütülemez olduğunun altını çizdi.

Bir psikiyatrisi doktoru alımı için çalışmaların başlatıldığını ancak kadroya hiçbir başvuru yapılmadığına işaret eden Akbirgün, şuanda Kıbrıs’ta 7-8 tane psikiyatrisi olup, bu sayının yetersiz olduğuna vurgu yaptı. Türkiye’den bir psikiyatrisi getirmeye çalıştıklarını ancak idari sorunlar yaşandığını söyleyen Dr. Akbirgün, bu sorunu çözmeye çalıştıklarını belirtti.

Hastanede normal vakalar dışında adaya gelen üniversite öğrencileri, adli vakalar, mahkumlar ve askerden gelen hastaların tümüne, 2 doktorun bakmasının imkansız olduğunu söyleyen Dr. Akbirgün,  hastaneye en yakın zamanda yeni psikiyatrisi alınmadığı takdirde işlerin durma noktasına geleceğine işaret etti.

“En büyük sorunumuz doktor olmaması”

Tek doktorla sistemin yürümeyeceğini vurgulayan Akbirgün, “doktor yoksa yurt dışından getirilmesi gerekir. Bu ne Tabipler Birliği ne de Tıp-İş engel olacak. En büyük sorunumuz budur” dedi. 

Hastanenin bu kadar vakayı kaldıracak yükü olmadığına vurgu yapan Akbirgün, şunları söyledi: “Üniversiteler tıp fakültesi açacaksa getirdikleri tüm öğrencilere bakmalıdırlar çünkü buranın kaldıracak yükü yoktur. Denetimli Serbestlik Yasası’nda yararlananlar da burada bakılıyor. 2000 yılından beri burada çalışıyorum ve bizim hastanemiz genelde ikinci plana atıldığını görüyorum. Gözden uzakta olduğumuz için toplum da önem vermiyor ama toplumun bu sahayı hiçe sayarak daha ileriye gidemez, daha kötüye gidecektir. Psikiyatrisi olarak biz normalde, toplumun ruh sağlığına girmemiz gerekiyor. Psikolog ya da psikiyatrilerin sevk ve idaresine bağlı ruh sağlığı merkezleri açılması lazım.  Gençler ya da kişiler hasta olmadan yerinde, anında müdahale etmemiz lazım. Örneğin bir genç okulda disiplin cezası işliyorsa, iş büyümeden buna anında müdahale etmek gerekiyor. Madde bağımlısı birinde istediğiniz kadar müdahale edin, önceden müdahale etmezseniz % 80 bağımlılıktan kurtaramazsınız”

RUH SAĞLIĞI POLİTİKASI YOK… “Devletin ruh sağlığı politikası yok. Uyuşturucu, trafik, kadına şiddete yönelik manşetler çıkıyor. Bunların temelinde ‘ruh sağlığı’ var. Toplumun ruh sağlığıyla kim ilgileniyor! O zaman daha çok madde bağımlısı olacak daha çok trafik kazası olacak daha çok şiddet ve tecavüz olacak”

“Devletin ruh sağlığı politikası yok!”

Devletin ruh sağlığı politikası olmadığına vurgu yapan Dr. Abidin Akbirgün, toplumun en büyük ihtiyacının bu olduğuna işaret etti. Akbirgün, “Uyuşturucu, trafik, kadına şiddet yönelik manşetler çıkıyor. Bunların temelinde ‘ruh sağlığı’ var. Toplumun ruh sağlığıyla kim ilgileniyor! O zaman daha çok madde bağımlısı olacak daha çok trafik kazası olacak daha çok şiddet ve tecavüz olacak. Bunları biz görüyoruz” dedi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 100 binlik nüfusa 6 psikiyatrisi düştüğünü aktaran Akbirgün, “burası için soru işaretleri var. Ama 500 bin de hesaplarsan 30 kat psikiyatrisi olması lazım. Bunları insanların bir şekilde yönlendirmesi gerekiyor” dedi. Psikiyatrisi sayısının artırılarak kişilerin okul çağından itibaren yönlendirilmesi gerektiğine işaret eden Akbirgün, adadaki 6 tane psikiyatristle bunların yapılamayacağını kaydetti.

“Bu işi özele sevk edeceksek büyük bir yanlış yapmış oluruz”

Madde bağımlılarının tedavisi için alternatif bir tedavi merkezi bulunmamasına dikkat çeken Dr. Akbirgün, başhekim olarak bununla ilgili gerekli yerlere uyarılarda bulunduğunu söyledi. Akbirgün, “toplum ve tüm kurumlar, bakanlıklar ‘ülkenin en büyük sorunu uyuşturucu’ diyorlarsa ve ‘Denetimli Serbestlik Yasası ile bu kişileri hapse değil tedavi kurumuna yönlendireceğiz’ diyorsa, o zaman ben de hangi tedavi kurumu diye sorarım. Bunu tamamen özele devretmek gibi planları da var. Bu işi özele sevk edeceksek büyük bir yanlış yapmış oluruz. Devlet bu işin içinden kurtulamaz. Özele verecekse versin ama biz doktor bulamıyoruz, açamıyoruz diyerek tamamen bu işi özele sevk ederlerse çok büyük hata yaparlar.”

 

UYUŞTURUCU POLİTİKASI ŞART!..“Toplum madde kullanımından bıkıp usandı. Devletin ekstra önlemler alması gerekiyor. Uyuşturucu politikası oluşturulması gerekiyor. Evet insanlar özele gitsin tedavi olsun ama bunu tamamen özel merkezlerin yetkisine bırakamazsınız. Denetimli Serbestlik Yasası geçmeden önce bunları söyledik. Denetimde devlet olmayacak mı? Savcılık işin içinde olması gerekir. Özel bir doktorun denetleme yetkisi yoktur. Devlet denetimden çekilirse büyük skandal olur”

“Devletin uyuşturucu politikası olması şart!”

Devletin bir uyuşturucu politikası olmadığını söyleyen Akbirgün, devletin bu konuda ne yapmak istediğini belirlemesi gerektiğini söyledi. Akbirgün, “Uyuşturucu topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bunu tamamen özel merkezlerin yetkisine bırakamazsınız. Sanıldığı gibi uyuşturucu bağımlıları mağdur falan değildir. Böyle bir imaj veriliyor. Mağdur olan toplumun kendisidir. Trafikte kaç kişi uyuşturucu etkisinde araba kullanıyor? Bunlar mağdur değildir, mağdur olan toplumdur. Daha sonra bireyin mağduriyeti gelir. Biz aynı şeyi Denetimli Serbestlikte yaşıyoruz. Burada denetim nedir? Denetimde devlet olmayacak mı? Özele bırakıyorsanız paralı ilişkisine girersiniz. Savcılık işin içinde olması gerekir. Dünyanın her yerinde denetimi yapan Savcılıktır. Özel bir doktorun denetleme yetkisi yoktur. Denetimli Serbestlik Yasası geçmeden önce bunu çok söyledik ama bir şekilde yasallaştı. Evet insanlar tedavi olsun, özele gitsin ama merkeze gidecek, kaç tane doktor var? Devlet tamamen çekiliyorum diyorsa o zaman tamamen denetimden çıkmış oluyorsun. Uyuşturucu topluma karşı işlenen bir suçtur ve devlet denetimden çekilirse büyük skandal olur” dedi.

Toplumun madde kullanımından bıkıp usandığını, devletin ekstra önlemler alması gerektiğinin altını çizen Başhekim Dr. Abidin Akbirgün, uyuşturucu politikası oluşturulması gerektiğini vurguladı.

 

RUH SAĞLIMIZ BOZUK… “Toplumun ruh sağlığı bozuk. Toplumun ruh sağlığına ihtiyacı var çünkü toplumda çok fazla kişilik bozukluğu var bunun nedeni kültürdür, göçtür”

“Toplumun ruh sağlığı bozuk”

Toplumun ruh sağlığının bozuk olduğunu savunan Dr. Akbirgün, “benim gözlemim toplumda çok fazla kişilik bozukluğu var bunun nedeni kültürdür, göçtür” dedi. Akbirgün, şunları söyledi: “Ülkeye çok fazla göç geliyor. 5- 10 bin nüfusum var diyorsun, 100 bin tane öğrenci planlıyorsun. Bu planları yaparken, uyuşturucu kimin hastalığıdır, trafik kimin hastalığıdır bakılmalıdır. Genelde genç insanlardır. Örneğin Nijerya’dan ya da Afganistan’dan öğrenci getiriyorsun, oralarda uyuşturucu serbest ve o kültürle buraya geliyorlar. Evet eğitim adası olacağız, öğrenci gelecek ama bunları kim tedavi edecek? Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 1 doktor mu edecek? Bu iş bu şekilde gitmez. Madde bağımlılığı içerisinde alkol de dahildir. Her gelen öğrencinin % 10’unun madde kullanım sorunu vardır. Örneğin bir kişinin genlerinde kişisel bozukluk olabilir ama genlerin ne göstereceğine çevre karar verir. Bir kişi Kanada’dan KKTC’ye göç ettiği zaman bu kültür içinde kişisel bozukluğu olabilir. Bu nedenle kişilerin kültürü gözetilmesi gerekir. Bu kişileri ülkeye alacaksanız  topluma adapte edeceksiniz, oradaki kültürünü gözden geçireceksiniz”

 “Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı bir yıldır Meclis’te bekliyor”

Toplumun ruh sağlığı açsından devletin Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmeti vermesi gerektiğini söyleyen Dr. Akbirgün, bunları psikiyatrisi doktorla verebileceğini aktardı. Dr. Abidin Akbirgün, Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı hazırlayıp, Meclise gönderdiklerini ancak yasanın geçmesi için bir yıldır beklediklerini dile getirdi. Akıl Hastaları Yasası’nın 1932 yılından kalma bir yasa olduğunu belirten Akbirgün, şunları aktardı: “1932’de psikiyatri yoktu, ilaç yoktu. Hastaları zincirlerlerdi. 1932 yılında yapılan bir yasayla kişinin ruh sağlığını kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Yeni yasa tasarısını sunduk, şuanda Başsavcılıkta görüş bekleniyor. Yeni yasaya psikiyatri hemşiresi alınması gerektiği, hasta haklarının ne olduğu, toplum sağlık merkezleri olması gerektiğini, bir insanın belli bir süre sonra hastanede kalamayacağı onların da hakları olduğu, hastanın yatışında mahkeme kararı gerekeceğini belirttik.  Aile içi şiddet, kadına yönelik şiddete yerinde müdahale yapmamız gerektiğini, gerek grup tedavileri gerek aile psikologları gerekse bizim tedavi etmemiz gerekenleri belirttik”

“Politikacılar ruh sağlığına neden önem vermiyor?

Akbirgün, vakalara erken müdahale etmenin çok önemli olduğunu söyleyerek, yeterli eleman ile bu işin yapılabileceğini kaydetti. Dr. Akbirgün, “bizlerin kişiye anında müdahale etmemiz gerekiyor. Ancak kişi son kurtulamayacağı safhada hastaneye geliyor ama doktor yok. Bu iş politikaya bağlanıyor. Neden politikacılar ruh sağlığına önem vermiyor? Toplum neden baskı yapmıyor, muhtemelen toplumda farkında değil. Kanser vakaları arttığı zaman toplum baskı yapıyor ama ruh sağlığı için talep etmiyor. Uyuşturucu bağımlısı bir kişinin beyni artık küçülmeye başlıyor, aileler de ‘devlet çocuğumu kurtarsın’ diyor ama devletin işi o değildir. Devletin işi çok daha önceden bir şeyler yapmaktır. Son safhaya gelen bir kişiye istediğinizi yapın kurtaramazsınız” şeklinde konuştu.  

 


 “Kişisel bozukluğa bağlı intihar girişimleri çok fazla”

Ülkede son yıllarda kişisel bozukluğa bağlı olarak intihar girişimlerinin çok fazla olduğuna işaret eden Akbirgün, kişisel bozukluk üzerine şunları aktardı: “Kişilik nasıl gelişir? Bir aldığınız gen faktörü var bir de engellenmeye dayanma gücüdür. Engellenmeye dayanma gücü ailede ve okulda başlar. Okulda yasa dışı bir şey yaptığınız zaman bu hoş görülüyorsa kişinin karakteri gelişmemeye başlar. Her şey hoş görüldüğü zaman o karakteri geliştiremezsiniz. Anne- baba çocuğu bir şey yaptığında ‘hallederiz’ derse, o çocuk problem çözme beceresi elde edemez. Bir de burada okuyorsa, anne baba araba alıyorsa, devlette işe de giriyorsa, evlendiği zaman eşi bir şey yaptığında işte o an şiddet uyguluyor. Parasal problem çözülebilir ama duygusal problemi çözemezsin. O zaman sana biri ‘hayır’ dediğinde doktora saldırabiliyor. Problemi kişinin kendisi çözmesi gerekir ki toplumun karakteri gelişsin. Karakter ruhsal aygıtın organizasyondur. Karakter organize olursa toplum da organize olacak” 

 

Bu haber toplam 8210 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler