1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 12 Eylül’de bir ‘Kanlı darbe’ daha
12 Eylül’de bir ‘Kanlı darbe’ daha

12 Eylül’de bir ‘Kanlı darbe’ daha

Ülkedeki rejimin adını kestirmek giderek zorlaşıyor. Hükümet önce Lefkoşa Belediye Başkanı’nı görevden aldı. Yerine Kaymakam atadı. Yerel yönetimi merkezi idareye dahil etti. Yargı sonradan bu yanlışı düzelttiyse de, demokrasi tarihine ‘ucub

A+A-

 

 

Ülkedeki rejimin adını kestirmek giderek zorlaşıyor.

Hükümet önce Lefkoşa Belediye Başkanı’nı görevden aldı. Yerine Kaymakam atadı. Yerel yönetimi merkezi idareye dahil etti.

Yargı sonradan bu yanlışı düzelttiyse de, demokrasi tarihine ‘ucube’ olarak kaydedildi.

Sonra Başbakan ‘bakan’ yemeye başladı.

Kendisine rakip çıkan veya destek vermeyen bakanları görevden aldı.

İrsen Bey belli ki kurultaya kadar bir ya da birkaç bakanı daha oturduğu koltuktan kaldıracak.

Ve son olarak BRT Müdürü de ‘kellesi alınanlar’ listesine girdi.

İrsen Küçük, tam da 12 Eylül günü Özer Kanlı’yı bir darbeyle görevden aldı.

1980’deki cunta darbesine nazire edermişçesine bir ‘Kanlı darbe’ye daha şahitlik etmiş olduk.

**

Biraz daha geriye gidersek, ‘yürütme’ erkini elinde tutan hükümetin, ‘yasama’yı by-pass etme girişimlerine, Kanun Hükmünde Kararnamelerine rastlıyoruz.

Dolayısıyla ülkede uygulanmakta olan rejimin niteliği giderek daha bir baskıcı, daha bir tekelci hale bürünüyor.

Bu rejimin adının ‘demokrasi’ olduğunu söylemek ise oldukça absürd kaçıyor!

**

Baskıcı rejimlerin en belirgin karakteristiği, yönetimi tek elde toplaması ve farklı görüşlere tahammül edemeyişdir.

İster darbeyle gelsin, ister seçimle gelsin, baskıcı rejimler o topluma acılar yaşatır.

Hitler kafatasçı teorilerini hayata geçirmezden önce, halka sosyal demokrasi vaad eden bir liderdi. ’Nasyonal’, yani ulusalcı, ama aynı zamanda –her nasıl olacaksaydı- ‘sosyalist’ti!.. Yahudileri gaz odalarında katleden, insanları sabun yapan, dünyanın en gaddar diktatörlerinden biri olarak yazıldı tarihe Hitler...

Şah’ı deviren Humeyni’nin İran halkına vaadleri harikaydı. Demokrasiyi getirecek, hakların düzeyini yükseltecek, insanlar özgürlüğe kavuşacaktı. İktidara gelirken bunları söyleyen Humeyni, kurduğu dini rejimle başta çağdaşlıktan yana olan kadınları olmak üzere, kafasındaki modele uymayan herkesi yok etti.

Kenan Evren’in darbe yaparken söylediği de ülkedeki terörü bitireceği, kaosu önleyeceği, ülkeyi kurtaracağıydı. Soğuk savaş döneminin bilinen metodlarıyla örülen iç kaos ve faşistlerin piyon olarak kullanıldığı olaylardan bıkan Türkiye insanının kulağına hoş gelen sözlerdi bunlar... Evren’in Türkiye’ye neler kaybettirdiği, o darbenin on yıllar sonrasına nasıl bir miras bıraktığı şimdi daha da iyi anlaşılıyor.

Bize yakın coğrafyada ve pek yakın bir geçmişte yaşanan ‘Arap baharı’ modeli hareketlenmelerin de günün sonunda oradaki insanlara daha demokratik, daha özgürlükçü bir rejim getirmediği, aksine yeni diktalar yarattığı görülüyor.

**

Çoğulculuk ve özgürlük ortamından süratle uzaklaşıyoruz.

Rejim giderek dişlerini daha fazla gösteriyor. ‘Anneanne’ kılığına bürünen ‘kurt’un gerçek yüzünü göstermesi gibi bir durum bu...

Maskenin ardındaki gerçek yüzü bilenler için yeni bir durum yok ortada.

Ama o yüzü yeni yeni fark edenler artık uyanmaya başlasa ve yaşananlardan ders alsa çok iyi olacak.

Toplumdaki ‘farklı’ sesleri kısmayı, baskı ve terör havası estirerek insanları susturmayı ve sindirmeyi marifet sayanlar, günün sonunda rejimin dişleri arasında buluyorlar kendilerini, birer birer...

1980’deki 12 Eylül darbesinden sonra 12 Eylül 2012 tarihinde BRT’de yaşanan ‘Kanlı darbe’, bir sürü dersle doludur.

Almak isteyene tabii...

 

 

Bu haber toplam 648 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler