1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. 1 Mayıs 1958… İlk 'ortak' 1 Mayıs… Ve saldırılar…
1 Mayıs 1958…  İlk 'ortak' 1 Mayıs…  Ve saldırılar…

1 Mayıs 1958… İlk 'ortak' 1 Mayıs… Ve saldırılar…

Kıbrıslı emekçilerin 1 Mayıs 1958’te gerçekleştirdiği ortak mitingin ardından işçi sınıfına ve solculara yönelik yapılan saldırılar üzeriden 60 yıl geçti… O döneme tanıklık eden 84 yaşındaki emekçi Aziz Kutlay, YENİDÜZEN’e konuştu, o günleri anlattı…

A+A-

Didem MENTEŞ

Kıbrıslı emekçilerin 1 Mayıs 1958’te gerçekleştirdiği ortak mitingin ardından işçi sınıfına ve solculara yönelik yapılan saldırılar üzeriden 60 yıl geçti…   Cinayetlerin gerçekleştiği, birçok yerin yerle bir edildiği, PEO sendikasına üye işçilerin tehdit edilerek, korkutulduğu dönemler olarak tarihteki yerini aldı. Hafızalara kazınan o ‘acı’ günlere tanık olan isimler yaşadıklarını hiç unutmadı…

84 yaşındaki Aziz Kutlay da acı olaylara tanık olan isimlerden biri… İşçi mücadelesinde bir ömür tüketen bir emekçi…

 

1 Mayıs 1958’e kadar PEO’ya üye olan Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk işçilerin birlikte yürüyerek, işçi hakları için mücadele verdiğini anlatıyor Aziz Kutlay...

 

“Yürüyüş sonrası olaylar başladı”

1 Mayıs 1958’e kadar PEO’ya üye olan Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk işçilerin birlikte yürüyerek, işçi hakları için mücadele verdiklerini anlatıyor Aziz Kutlay. İki toplumun nasıl birbirine kırdırıldığı, işçilerin nasıl baskı altına alındığını, yaşanan korku dolu dönemleri hiç unutmuyor… 1 Mayıs 1958 mitingine katılım konusunda da bazı endişeler olmasına rağmen Kıbrıslı Türk işçilerin emek mücadelesinden vazgeçmeyerek, yürüyüşe katıldıklarını anlatıyor. 1 Mayıs 1958 gecesi ise Türk Eğitim Kulübü’ne Türk milliyetçiler tarafından baskın yapılıp, yerle bir edildiğini unutamıyor…

 

 O mitingin ardından iki toplumun nasıl birbirine kırdırıldığı, işçilerin nasıl baskı altına alındığını, yaşanan korku dolu dönemleri hiç unutmuyor… O günkü yürüyüşe katılmaları konusunda endişeler olmasına rağmen Kıbrıslı Türk işçilerin emek mücadelesine katıldığını ve sonrası yaşanan saldırıları acıyla hatırlıyor…

 

“Yağmadılar, yıkıp döktüler…”

Aziz Kutlay, 1 Mayıs 1958 olayları öncesinde yaşananları iç çekerek anlatıyor… “İkinci dünya savaşından sonra İngiliz sömürgesi olan hemen hemen tüm ülkelerde kurtuluş mücadelesi başladı. İngiliz bunu önlemek veya yavaşlatmak için milliyetçiliği, iki toplumlu ülkeleri birbirine kırdırarak oradaki varlığını uzatmaya çalıştı. İngiliz diğer ülkelerde de olduğu gibi ‘parçala ve yönet’ metodunu Kıbrıs’ta da yürürlüğe koydu. 1950’lerden sonra yükselen kurtuluş mücadelelerini önlemek için gere Rum tarafında gerek Türk tarafında milliyetçiliği öne sürdü. 1952- 1953’lerde EOKA hazırlığı, okullarda milliyetçilik yapıldı. Hatta İngiliz savaşta Yunanistan’a söz verdi ve savaştan sonra Kıbrıs’ı vereceğini söyledi. Bu vaatleri duyan Rumlar da ENOSİS hikayesini öne sürerlerdi. 1955’lerde EOKA’nın kuruluşuyla beraber İngiliz, Türk toplumunda büyük sayıda geçici polis olarak işe aldı. Bu polisleri, Rum toplumuna yani tutuklanan EOKA’cılara karşı eziyet yaptırırdı. Köyleri yoklamada bu polisleri kullanırdı. İki toplumun arasında Türk ve Rum nefretini körükledi. Tabi aynı zamanda İngiliz Rum ve Türk tarafında sağ liderlikleri kullandı. O zamanlar Sovyetler Birliği’nden dolayı yükselen bir sol harekette vardı. Rumlar da çok ileriydi, Türkler de daha küçük çaptaydı. 1957’de iki toplumun arasını açmak için ‘volkan’, ‘karaçete’ gibi ufak çapta çetelerle, Türk mahallerinde de olan Rumların iş yerlerini yakıp yıktılar. Aynı şekilde Rum tarafında da Türklere yapıldı.

Büyük hastane olara bilinen sigara fabrikasını da bir gece yağmaladılar, yıkıp döktüler. O olayları yapanları tutmak için bizim yerel gazeteler bir başlın attı; ‘bu işleri solcular yaptı’ diye. Nisan 1956’da İngiliz PEO’ya ne kadar üye olan ve solcu olarak bilinen Türkleri bir gece toplayıp tutukladı. Lefkoşa’daki hapishaneye götürdü. 2-3 hafta orada kaldık sonra hiç dava okunmadan bizi çıkardılar.”

“Kortej eşliğinde sloganlarla yürüyüşümüzü yaptık”

1 Mayıs 1958 günü yapılan ortak mitingi anlatıyor Aziz Kutlay… “1Mayıs 1958’den önce PEO’da örgütlü 3-4 bin insan vardı. Her sene 1 Mayıs’ta Rumlar ve Türkler olarak PEO sendikasında saat 10.00’da toplanırdı ve yürüyüşe başlardık. 1958 olayları öncesinde iki toplumu tamamen ayırmak için bir şeyler yapılacağı belliydi. İki taraf da fırsat beklerdi. 1 Mayıs 1958 günü işçiler PEO Sendikası’nda toplandı. Türk bürosu toplantı yaptı ve yürüyüşe Türklerin katılmamasını düşündü. Birçok arkadaşımız bu düşünceye karşı çıktı. ‘Zaten bizi ayırmaya çalışırlardı, biz kendimizi mi onlarda ayıralım’ denildi. Eğer ayrılalım denilseydi zaten dinleyen olamayacaktı çünkü toplantıdan sonra aşağıya indiğimizde, bütün Türk üyeler yürüyüş savına girdiydi. O gün de hem Rumlardan hem Türklerden birer sendikacı konuşma yaptı. Yürüyüşe 1500- 2000 bin kişi saat 10.30’a doğru bayraklarla kortej oluşturduk. Sendikadan başlayıp, mahalle aralarından geçip uzun yola çıktık.  Uzun yolun sonundan sol tarafa dönüp, OXİ Meydanı’ndan geçip Ömerge Camisi önünden sendikaya gittik.  İşçi sınıfının 8 saat iş, 8 saat dinlenme ve 8 saat gezmesine yönelik sloganlar atardık. Ayrıca İngiliz sömürgesine karşı da sloganlar atardık. O zaman Türk ve Yunan bayraklarıyla yürüyorduk. O gün de öyle yaptık çünkü o günkü şartlarda öyle gerekliydi. Yürüyüşe katılan Türklerin sayısı azdı çünkü yürüyüşe katılmak cesaret isterdi”

“Yürüyüş esnasında hiçbir şey olmadı. Yürüyüş bittikten sonra herkes dağıldı. Hisarın üstünde eski Zafer Sineması karşısında Aşçı Hayati'nin bir yeri vardı. PEO’da örgütlü olan veya olmayan, o mahallede oturan kişilerden Türk Eğitim Kulübü’nü oluşturmuştuk ve Hayati’nin yerine giderdik.

“Kulübümüz yerle bir edildi, eşyalar atıldı”

Olayların yürüyüş sonrasında başladığını anlatıyor Aziz Kutlay, acı dolu günler olduğunu ifade ediyor. “Yürüyüş esnasında hiçbir şey olmadı. Yürüyüş bittikten sonra herkes dağıldı. Hisarın üstünde eski Zafer Sineması karşısında aşçı Hayati’nin bir yeri vardı. PEO’da örgütlü olan veya olmayan, o mahallede oturan kişilerden Türk Eğitim Kulübü’nü oluşturmuştuk ve Hayati’nin yerine giderdik. Orada buluşur, işçi işçiyle dertleşirdi. 1 Mayıs 1958 yürüyüşünden sonra da saat 22.00 gibi Türk milliyetçiler tarafından kulübümüz basıldı. Camlar kırıldı, içindeki eşyalar hisarın altına atıldı ve yakıldı”

“Orada buluşur, işçi işçiyle dertleşirdi. 1 Mayıs 1958 yürüyüşünden sonra da saat 22.00 gibi Türk milliyetçiler tarafından kulübümüz basıldı. Camlar kırıldı, içindeki eşyalar hisarın altına atıldı ve yakıldı”

 

“PEO’ya üye olanlar vurulmaya başlandı, istifamız istendi”

Aziz Kutlay, 1 Mayıs sonrası saldırıların başladığını, cinayetlerin yaşandığını anlatıyor. “ 20- 21 Mayıs gibi PEO Sendikası’nın Türk bürosunda çalışan Sadi isimli arkadaş, bir sabah Küçük Kaymaklı’daki evinden bisikletiyle giderken yolda vurdular. Eşi de kocasının önüne geçmişti, ikisi de yaralandı. 1 gün sonra Tahtakale’de oturan terzi Abdurrahman vardı, onu vurdular ve ayağından yaralandı. Toplumu ayırmak için o günü kullandılar ve harekete geçtiler.  Bir öldürme listesi yapılmıştı. Sadi’yi vurduktan sonra PEO’da üye olan kişilerin eğer sendikadan istifa etmeleri ve bunu gazetede ilan etmeleri halinde öldürme listesinden isimlerinin silineceği duyulmuştu. O günün gazetelerine bakıldığında, her gün onlarca istifa eden isimleri görürdünüz.

Ne acıdır ki gece yatağında vurularak öldürülen Ahmet Yahya arkadaşımızın, vurulduğunun ertesi sabahı hem istifası hem de ölümü aynı gazetede çıktı. Çok karanlık günler yaşandı.

Ben bir Rum’un yanında terzi işçiliği yapardım. O günlerde iş azdı ve 10 Mayıs’ta köye gittim. Poli’de yaşayan teyzem ve eniştem, bana Lefkoşa’daki durumu aktardı ve gazeteye ilan vermemi söylediler. Ben Lefkoşa’ya geldim ve istifa ilanımı verdim çünkü işsiz de kalmıştım. Rum tarafına geçip çalışamazdım. Tekrar köye döndüm. Ağustos- Eylül ayında yeniden Lefkoşa’ya geri geldim. Türk tarafında kalfa olarak iş buldum ve çalışmaya başladım. 1960’da terzi dükkanı açtım. Ondan sonra 1963 olayları oldu.

 

“Bu vahşet iki tarafta da yapıldı”

Aziz Kutlay, Kıbrıslı Rumlarda da vahşet yaşandığını dile getiriyor. “Türklerde yer altı örgütlerinin yaptıklarını, EOKA’cılar solcu Rumlara on mislisini yaptı. Onların o kadar fanatik ve gözü dönmüş insanları vardı ki köyün birinde solcu olan bir adamı kilisenin avlusundaki ağaca bağlayıp, taşlayarak öldürdüler. Bu vahşet iki tarafta da yapıldı. Bu terör aynı merkezden yapıldı. Rumcu veya Moskovacı diye insanlar suçlanırdı. Halbuki sendikada üye olanlar ne Rumcu ne de Rusçuydu. Sendikaya üye olanlar ekmek parası için, daha iyi şartlarda çalışabilmesi için üye olurdu. İngiliz’in bu oyununu her iki kesimin sağcıları iyi oynadı ve bugüne getirdiler. İngiliz ikili oynadı ve bugünkü üslerini kurdu. Ondan sonra Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kurdurdu. 1959’da batılı ülkeler Türkiye’yi oyunun içine çektiler, anlaşmaları yaptırdılar. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Hükümeti kuranlar EOKA ve TMT’nin başındakilerdi. Cumhuriyet 3 sene ancak yaşadı daha fazla yaşamazdı. ENOSİS’i yapmak için yemin eden insanlar Hükümetin başına geldi, bu hükmet yürüyemezdi. Türklerde de Taksim’i savunanlar, Hükümette yer aldı. 3 sene hazırlık süreci oldu ve 1963’te memleketi darmadağın ettiler”

 

.yeniduzen-satin-aliniz-329.jpg

 

Bu haber toplam 1971 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler